30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması, sadece yenilmiş bir ordunun silah bırakmasının ötesinde, bir devletin kendi geleceği üzerindeki söz hakkını başkalarının insafına terk etmesidir.
O gün Osmanlı yönetimi, ülkenin bağımsızlığını savunmak yerine kendi siyasal varlığını korumayı önceledi. İşgalin kapısını aralayan koşullar, kamuoyuna barış ve kurtuluş diye yutturuldu. Oysa teslimiyetin diplomatik bir dille anlatımı, teslimiyet gerçeğini değiştirmedi.
Asıl felaket, savaşın kaybedilmesinden önce başlamıştı: Devlet yönetimindeki öngörüsüzlük, liyakatsizlik ve kişisel ikbalin ülke çıkarlarının önüne geçirilmesi...
Mustafa Kemal, Mondros'un hükümlerinden yaklaşan işgali görüyordu. İstanbul yönetimi kabul etti, fakat o reddetti. Zira bir ülkenin geleceği, işgalcilerin iyi niyetine bırakılamazdı. Onun aradığı geçici bir rahatlama değil, ulusal bağımsızlıktı.
13 Kasım 1918'de işgal donanması İstanbul Boğazı'na demirlediğinde söylediği “Geldikleri gibi giderler!” sözü, yalnızca bir meydan okuma değil, bir ulusun teslim olmadığının ilanıdır.
Aradan 108 yıl geçti.
Peki, tarihin bu ağır dersinden biz ne öğrendik?
Bağımsızlık, sadece bayrak dalgalandırmakla korunmaz. Başka devletlerin politikalarına göre yön değiştiren bir dış politika, üretmeden tüketen ekonomi, kurumsal yapısı zayıflatılmış devlet, liyakat yerine sadakat öneren yönetim anlayışı ve hukukun siyasetin gölgesinde kaldığı bir düzende, bağımsızlık kâğıt üzerinde kalır.
Dahası her geri adım diplomasi, her taviz barış, her başarısızlık zorunluluk diye sunulursa toplumun gerçeği görmesi olanaksızlaşır. Siyasetin en tehlikeli becerisi, kaybı kazanım gibi pazarlayabilmesidir!
Kabul edelim ki diplomasi uzlaşmaktır. Ancak uzlaşma ile teslimiyet arasındaki keskin çizgi, ulusal çıkarları koruma iradesidir. Emperyalizme karşı durmak, gericiliğe arka çıkmak değildir. Bağımsızlık da hiçbir siyasi anlayışın tekelinde değildir.
Ülkemizi ayakta tutan asıl güç, değişmez yöneticiler değildir. Güçlü kurumlar, hukukun üstünlüğü, halkın iradesi ve hesap verebilir yönetimdir.
Mustafa Kemal'in önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı, bize şu gerçeği gösterdi: Hiçbir ulus, bağımsızlığını başkalarının lütfuna borçlu değildir. Bağımsızlık, kararlılık ve bedel ödeme iradesidir. Akıl, hukuk, üretim ve yurttaşlık bilinciyle de yaşatılır.
Mondros'un üzerinden 108 yıl geçti. Tarih değişti, aktörler değişti, koşullar değişti. Değişmeyen gerçek: Ülkesinin geleceğini kendi makamından daha az önemseyen yönetimler, sonunda ikisini de kaybediyor.
Teslimiyetin adı değişebilir. Bedeli aynı.