Hitit Kraliçesi Puduhepa’nın düşündürdükleri

31 Ekim 2026 tarihinde, Hitit uygarlığının başkenti Hattuşa'ya ev sahipliği yapan Çorum'da, Orta Karadeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (ORKASİFED) tarafından düzenlenen Rekabet Köprüsü Çalıştayı kapsamında, Keynote Speaker olarak “Kalıcı Belirsizlik Çağında Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ” başlıklı bir sunuş gerçekleştirdim.

Sunuşumda, işletmelerimizin geleceğini yalnızca teknoloji yatırımlarının değil; belirsizlikleri yönetme, değişime uyum sağlama, öğrenme ve dönüşme yeteneklerinin belirleyeceğini vurguladım. Ancak bu anlamlı buluşmanın benim için unutulmaz bir başka yönü var. ORKASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Semrin Kaleli, sunuşumun ardından bana Hitit Büyük Kraliçesi Puduhepa'nın mührünün tasvirini taşıyan taşıyan bir plaket verdi.

Bu anlamlı armağan beni yaklaşık 3.300 yıl öncesinin Anadolu'suna götürdü.

MÖ 13. yüzyılda yaşayan Puduhepa, Hitit Kralı III. Hattuşili'nin eşi olmasının ötesinde, devlet yönetiminde önemli yetkiler üstlenmiş güçlü bir tarihsel kişilikti. Diplomatik yazışmalar yürütmüş, siyasi ve dinî kararlarda etkili olmuş, Hititlerle Mısır arasındaki barış ilişkilerinin geliştirilmesine katkıda bulunmuştu.

Mısır Kraliçesi Nefertari ve Firavun II. Ramses ile gerçekleştirdiği yazışmalar, onun diplomatik gücünün tarihsel belgeleridir. Puduhepa'nın mührü, yalnızca kraliyet otoritesinin değil, Hitit uygarlığında kadının devlet yönetimindeki gücünün, sözünün ve iradesinin binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşan simgelerinden biridir.

Bu mühür, Anadolu'nun kadim tarihinde kadınların yalnızca toplumsal yaşamın değil, siyasi kararların ve uluslararası diplomasinin de etkin aktörleri olabildiklerini hatırlatmaktadır. Bu nedenle, yapay zekâ çağının geleceğini tartıştığımız bir toplantıda böylesine tarihsel anlam taşıyan bir armağanla onurlandırılmak benim için ayrıca değerliydi.

Çünkü aradan geçen binlerce yıla rağmen insanlığın karşı karşıya bulunduğu bazı temel sorunlar değişmedi. Dün devletler arasında barışı korumak, belirsizlikleri yönetmek ve geleceği güvence altına almak gerekiyordu. Bugün ise teknolojik dönüşümün yarattığı belirsizlikler karşısında benzer sorumluluklar üstleniyoruz. Teknolojiler değişiyor, uygarlıklar dönüşüyor; ancak bilgelik, güven, sorumluluk ve insan iradesinin değeri varlığını koruyor.

Bu anlamlı armağan için Sayın Semrin Kaleli'ye ve ORKASİFED yönetimine içtenlikle teşekkür ediyorum.

Puduhepa'nın mührü bana şunu hatırlattı. Geleceği belirleyen sahip olduğumuz güç değil, o gücü hangi bilgelik, sorumluluk ve değerlerle kullandığımızdır.