--------------KENT NOTLARI--------------------

Bilmem tekrarlamaya gerek var mı; Çorum’u ve Çorumlu hemşehrilerimi çok seviyorum.

Ama, çuvaldızı başkalarına batırmadan önce iğneyi kendimize batırmamız gerektiğini de çok iyi biliyorum.

Özeleştiri yapmazsak doğruyu bulamayız çünkü.

Hemşehrilerimi en fazla eleştirdiğim nokta ise, değerlerimize sahip çıkmayı bilemeyişimiz.

En başta Hitit uygarlığının değerini idrak edemiyoruz. İnsanlık tarihinin en önemli uygarlıklarından birinin başkentiyiz, barışın, kadın-erkek eşitliğinin, inançlara saygının ana vatanıyız, ama bu paha biçilmez değerlerimizin farkında bile değiliz. Günümüzden 3.500 yıl önce bu topraklarda yaşamış büyük uygarlıkta, din veya ırk bağı arayıp “bizden değil” yargısına varıyor, uzak duruyoruz.

Oysa, bu toprakların geçmişi de, sonsuza kadar geleceği de bizim.

Atatürk milliyetçiliği böyle düşünmeyi gerektirir.

*

Bir de, içimizden çıkmış değerlerimize hakkını vermekte cimri davranıyoruz.

Çorum’dan çıkmış, ama hemşehrilerinden hak ettiği saygıyı, takdiri -yeterince- görmemiş hemşehrilerimizi saymaya kalksak, uzun bir liste çıkar ortaya. Bilimde, kültür ve sanatta, ekonomide, hayatın her alanında nice kahramanlarımız var ki, duyarlı bir kesim dışında hemşehrileri tarafından isimleri bile hatırlanmıyor.

*

Şu son 40 yılın “Çorum Kahramanı” ise iş insanı Ahmet Ahlatcı…

“Ev danasından öküz olmaz” diye bir deyimimiz var malûm.

Pek çok kimse için “Bizim Ahmet” olan Ahmet Ahlatcı da, Türkiye’nin her yanında “başarının simgesi” olarak hayranlıkla anılıyor, ama kendi hemşehrileri arasında, O’nun kıymetini ve Çorum için yarattığı potansiyeli, Çorum’u nereden nereye taşıdığını anlamakta güçlük çekenler var hâlâ.

Şirketlerinin cirosu ile, ulaştığı ihracat ve istihdam rakamları ile Türkiye’nin devleri arasına girmiş bu değerli kardeşimi ben her vesileyle ayakta alkışlıyorum, arkadaşı, hemşehrisi olarak minnet duygularımı ifade ediyorum.

Hiçbir komplekse kapılmadan, duygularıma, düşüncelerime, inançlarıma baraj koymadan, tam bir açık kalplilikle…

*

Bunları şimdi niye tekrarlıyorum?

Kendisini yakından tanıyan birinin Ahmet Ahlatcı ile ilgili paylaşımı geçti elime de ondan.

“Toprağına değer katanlar: Ahlatcı Ailesi ve Çorum sevdası” başlıklı yazı şöyle:

“Değerli Çorumlu hemşerilerim,

Bugün yazımda hepimizin çok yakından tanıdığı Çorum sokaklarında, Eğridere çarşısındaki ilk dükkanlarında, cuma namazında, cenaze namazında deyim yerindeyse hayatın tam da içinde her an karşılaşabileceğimiz bir aileden bahsetmek istiyorum: Ahmet Ahlatcı ve kıymetli oğulları Ahmet Emin ile Ateş Ahlatcı...

Çorum’da yaşayıp da bu isimleri duymayan tek bir insan yoktur.

Hani derler ya ‘parayı bulan memleketini unutur’ diye, işte Ahlatcı ailesi bu ezberi tamamen bozuyor.

Adamların evleri burada, şirketlerinin merkezleri burada, üretimleri burada...

Aile Çorum’un dışına sadece iş takibi için ofisler açmışlar, o kadar.

Ahmet Ahlatcı bu konuda o kadar dik ve net ki, ‘Benim merkezim Çorum’dur’ diyor başka bir şey demiyor.

Şöyle bir rakamlara baktım geçenlerde; Ahlatcı Holding 2024 yılında devletine tam 1.7 milyar lira vergi ödemiş.

Yetmemiş, 2025’te bu rakamı daha da artırarak 2.3 milyar liraya çıkarmışlar.

Dile kolay! Bu topraklardan kazandıklarını yine bu topraklara, devletine kuruşu kuruşuna ödemekte bir an bile tereddüt etmiyor.

Her işi faturalı.

Sıcak paranın merkezi hatta ikinci merkez bankası unvanlı olan Kapalı Çarşı’yı faturalandırmış bir adamdan bahsediyoruz.

Ahmet Ahlatcı’yı ve O’nun fikirlerini uygulamakta gayret eden evlatları Ahmet Emin ve Ateş’i bence özel kılan asıl şey şu: Ailenin aklına ne zaman yeni bir yatırım gelse, bir iş sahası açacak olsalar ilk kurdukları cümle şu oluyor: ‘Ben bu yatırımı Çorum’a nasıl yaparım da bizim memleketin gençlerine bir iş ekmek kapısı açarım, onlara iş, aş sağlarım?’

İşte memleket sevdası, vatan sevgisi tam olarak budur. Memleketinin gencini düşünen, doğduğu toprağı unutmayan insan baş tacıdır. Zaten bu yüzden Çorum sokaklarında kime sorsanız Ahmet Ahlatcı ve ailesinin (oğullarının) adı geçince akan sular durur, yüzlerde bir tebessüm belirir. İşte o tebessüm beliren yüzlere iyi bakın çünkü o yüzlerde gerçek Çorum sevdasını görürsünüz. Yüzünü buruşturan varsa onun yüzüne de bakın memleketi için bir çizi çakmamış insanının ruh halinin yüzü nasıl yansıdığını görürsünüz.

Unutmayın ki Çorum’da ve Türkiye’de toplumun bütün kesimlerine iş yerinin kapısını açan Ahmet Ahlatcı ve oğullarının etrafındaki bu büyük sevgi çemberi asla tesadüf değil, tamamen yürekten gelen bir vefa borcudur. İyi ki varsınız, Çorum sizinle gurur duyuyor!”

*

Çorum’da “kıskançlık” veya “elalem ne der” çukuruna düşmekten kendini kurtarıp değerlerine sahip çıkanların oranı arttıkça, Çorum “dünya kenti” olmaya doğru yükselişini sürdürecektir, buna inanıyorum.

Sevgili arkadaşımı ve pek kıymetli ailesini de, bu vesileyle bir kez daha kutluyorum.