Cezaevlerinden zaman zaman mektuplar alıyorum. Her birini dikkatle okuyorum. Çünkü biliyorum ki bazen bir mektup, dış dünyaya uzatılmış bir el, duyulma ve anlaşılma isteğidir. İnsan, sesinin duvarların ötesine ulaştığını bilmek ister.
Çorum Kapalı Cezaevinden Uğur Seldüz'ün mektubu da bunlardan biri. Satırlarında yalnızca yaşadığı sıkıntıları değil, adalete ilişkin kırgınlığını, pişmanlığını ve ruhsal yorgunluğunu da hissetmemek elde değil.
Mektubuyla birlikte anne ve babasıyla çekilmiş bir fotoğrafını da göndermiş. Fotoğrafı dikkatle inceledim. Bazen bir fotoğraf, sayfalar dolusu sözden fazlasını anlatır, insana geçmişini, sevdiklerini ve yaşamın dışarıda devam eden yüzünü anımsatır. Mektubuyla birlikte bu fotoğrafı da bana ulaştırmanı önemsiyorum.
Uğur kardeş, serzenişlerinin merkezinde adalet var. Hukukun temel ölçüsü, benzer durumdaki insanlara benzer ölçütlerle yaklaşılmasıdır. Bir hak ya da yasal düzenleme varsa kişilere göre değişen bir ayrıcalığa dönüşmemelidir. Adalet, yalnızca yasaların varlığıyla değil, herkese eşit ve tutarlı uygulanmasıyla anlam kazanır. İnsanların adalete güvenini yaralayan da çoğu zaman bu ölçünün kaybolmasıdır.
Kesinleşmiş bir karar karşısında bütün yollar tükenmiş gibi görünebilir. Fakat bilmek gerekir ki bu, dünyanın sonu değildir. Geçmişte nice örnekler yaşandı, infaz yasaları değişti, yeni düzenlemeler yapıldı, iktidarlar değişti ve bir anda bambaşka koşullar ortaya çıktı. Elbette gelecekte ne olacağını bugünden bilemeyiz. Ancak bugünün koşullarını yarının değişmez gerçeği saymak da doğru değildir. Önümüzde seçimler var. Sonrasında hangi gelişmelerin yaşanacağını kimse kesin olarak söyleyemez. Bu nedenle umudunu yitirme, henüz yaşanmamış bir yarının bütün kapılarını bugünden kapatma.
Zaman her sorunu kendiliğinden çözmez, bunu biliyorum. Ancak yeni koşulların oluşmasına, yanlışların yeniden değerlendirilmesine ve çözüm yollarının ortaya çıkmasına fırsat verebilir. Bu yüzden senden istediğim, umudunu bir kenara bırakmaman.
Unutma ki Uğur Kardeş: İnsan, koşullarını her zaman değiştiremeyebilir, ama geleceğin değişme olasılığını kendi elleriyle yok etmemelidir. Bugün çok uzun görünen gecelerin de bir sabahı vardır. O sabahın ne zaman geleceğini bilemeyiz. Fakat gelebileceği düşüncesini yaşatmak bile insanı ayakta tutar.
Geçmişinle yüzleş ama geleceğinden vazgeçme. Kendini yalnızca bugün yaşadıklarından ibaret görme. Senin de özlemlerin, umutların ve yeniden hayata katabileceğin bir geleceğin var. İçinde bulunduğun koşullar ne kadar ağır olursa olsun, kendini hayattan koparma.
Sana içtenlikle sağlık, güç ve sabır diliyorum. Yarın için küçük de olsa bir kapıyı açık bırak. Bazen insanın yeniden başlaması, önce buna inanmasıyla olanaklıdır.
Ben de yazmaya, haksızlıkları sorgulamaya ve insanın onurunu savunmaya devam edeceğim. Sen de kendine karşı sabırlı ol, umudunu koru.
Duvarlar insanın bedenini sınırlayabilir. Fakat yarına ilişkin umudunu asla tutsak edemez.
Selam ve dayanışma duygularımla.