Bazı yazarlar, bir kitaptan diğerine yalnızca eserlerini çoğaltmaz, kendi yazınsal dünyalarını da adım adım kurarlar. Ali Ekber Beyaz’ın şiirden denemeye uzanan yazın yolculuğuna baktığımızda böyle bir çizgi görüyoruz.

Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesine bağlı Beden köyünde 1965 yılında doğan Ali Ekber Beyaz, öğretmen kökenli şair ve yazarlarımızdan. Zonguldak, Hatay ve Tunceli’de fizik öğretmeni olarak görev yaptıktan sonra Çorum’da eğitimcilik yaparken emekli oldu. Beyaz, bilimsel düşünceyi, şiirin duyarlılığını ve Anadolu insanının yaşam deneyimini yazılarında buluşturuyor.

Onu önce “Hasretin Vardı” ve “Susar Güneşin Çocukları” adlı şiir kitaplarıyla tanıdık. Emeği, ekmeği, barışı, özgürlüğü, insan haklarını, doğayı, sevgiyi ve umudu şiirlerinin merkezine aldı. Ardından “Sürgünden Filize”, “Sarı Kantaron” ve şimdi “Ekmek Kokusu” adlı deneme kitapları geldi.

Tür değişti ama temel duyarlılık değişmedi: İnsan, doğa, emek, toplum, adalet, özgürlük, barış ve yaşam.

Deneme, serbestliği nedeniyle kolay görünse de aslında yazın türlerinin en çok birikim isteyen alanlarından biridir. Bilgiyle duyguyu, gözlemle düşünceyi, bireysel deneyimle toplumsal gerçekliği buluşturmayı gerektirir. Ali Ekber Beyaz’ın denemelerindeki başarı da büyük ölçüde buradan kaynaklanıyor.

O çoğu zaman sıradan görünen bir ayrıntıdan yola çıkıyor. Bir çiçekten, bir köyden, bir sokaktan, bir öğretmenlik anısından... Fakat orada kalmıyor. Küçük bir ayrıntının içinden daha büyük bir hayat gerçeğine ulaşıyor. Bir menekşeyi yalnızca çiçek olarak değil, doğanın ve kültürel belleğin bir parçası olarak ele alıyor. Bir köy anısından toplumsal değişime, kişisel bir yaşantıdan insanın ortak sorunlarına uzanıyor.

Bu nedenle onun denemelerinde yalnızca bakan bir göz değil, gören bir bilinç var. “Ekmek Kokusu” da bu yazınsal çizginin yeni bir halkası. Kitabın adı bile Beyaz’ın dünyasında emeğin ve insanın nerede durduğunu anlatmaya yetiyor. Ekmek burada yalnızca sofradaki yiyecek değil. Alın terinin, emeğin, yoksulluğun, yaşam mücadelesinin ve insan onurunun simgesi.

Kitapta doğadan insana, çocukluk anılarından öğretmenlik yıllarına, bireysel yaşantılardan toplumsal sorunlara uzanan otuz iki deneme yer alıyor. Yazar, kendi yaşamından hareket ediyor ama kendi dünyasının içine kapanmıyor. Anılarını toplumsal belleğin bir parçası haline getiriyor.

Ali Ekber Beyaz-1

Özellikle kitabın sonundaki “Son Nokta”, Ali Ekber Beyaz’ı anlamak açısından ayrıca önemli. Yaşamı sevgiyle başlatan yazar, öğretmenlik yıllarından bir kesiti anlatırken aslında kendi insan anlayışını da ortaya koyuyor. Öğrencileriyle, mesleğiyle ve yaşamla kurduğu ilişki, onun yazarlığının özündeki insani duyarlılığı gösteriyor.

Beyaz’ın dili de bu duyarlılığa uygun. Sade, akıcı ve samimi. Gösterişli bir anlatım peşinde değil. Eğitimcilikten gelen açıklık ile şairlikten gelen duygu, denemelerinde birbirini tamamlıyor. Bu nedenle yazıları ne kuru bir düşünce metnine ne de yalnızca duygusal bir anlatıya dönüşüyor.

Ali Ekber Beyaz’ın yazarlığını yalnızca “toplumcu” sözcüğüyle açıklamak da yeterli değil. Onun toplumculuğu sloganların ötesinde, insandan başlıyor. Emekçiyi anlatırken emeğin arkasındaki insanı, doğayı anlatırken insanın doğayla ilişkisini, geçmişi anlatırken bugünün sorumluluğunu arıyor. Yazılarında belirgin bir vicdan duygusu var.

Bu yönüyle Beyaz’ın yazınında Cumhuriyetin eğitimci ve aydınlanmacı öğretmen geleneğiyle örtüşen bir damar görüyorum. Onu doğrudan Köy Enstitülüler geleneğini örnek alan yazar nitelemek doğru olmaz. Ancak insanı, doğayı, toplumu ve eğitimi aynı bütünün parçaları olarak gören yaklaşımı bu soylu geleneği anımsatıyor.

Şiirlerinden denemelerine uzanan bütün eserlerine baktığımızda Ali Ekber Beyaz’ın kendi yazınsal kimliğini giderek belirginleştirdiğini görüyoruz. “Hasretin Vardı”nda hasret, “Susar Güneşin Çocukları”nda umut, “Sürgünden Filize”de direnç, “Sarı Kantaron”da doğa ve yaşam, “Ekmek Kokusu”nda ise emek ve insan öne çıkıyor. Ama hepsinin altında aynı damar var.

İnsana duyulan güven.

Belki de “Ekmek Kokusu”nun asıl değeri burada. Zira ekmeğin kokusu biraz da çocukluğun, emeğin, yoksulluğun, sevincin ve yaşamın kokusudur. Ali Ekber Beyaz, yaşamın sıradan görünen ayrıntılarından insanın büyük hikâyesine ulaşmaya çalışıyor.

Bu nedenle “Ekmek Kokusu”, yalnızca yeni bir deneme kitabının ötesinde yazarın şiirden denemeye uzanan yazın yolculuğunda ulaştığı önemli bir durak.

Eline, emeğine ve yüreğine sağlık Ali Ekber Beyaz.

Yeni şiirlerde, yeni denemelerde ve yeni kitaplarda buluşmak dileğiyle.

Ekmek Kokusu Ali Ekber Beyaz Alanya/Antalya 2025 296 s.

Ekmek Kokusu