1985 yılında…
Dönemin Devlet Bakanı İsmail Özdağlar hakkında rüşvet iddiası ortaya atıldı. Konu Başbakan Turgut Özal’a kadar ulaştı. İddia, kendi hükümetindeki bir bakanla ilgiliydi.
Özal’ın önünde kolay bir yol vardı: Susmak.
Susmadı.
Soruşturmanın önü açıldı, Özdağlar görevinden ayrıldı ve konu yargıya taşındı. Yıllar sonra Özal o günleri anlatırken şu cümleyi kullandı:
“Hukuk ve namus mantığı galip geldi. Bana ve partime ne gelecekse gelsin, bunu ortaya çıkaracağım.”
Kırk yılı aşkın zaman sonra o söz yeniden hatırlanıyor.
Fatma Betül Sayan Kaya hakkında borsa işlemlerine ilişkin iddialar kamuoyunda tartışılıyor. Kaya, hakkındaki iddiaların açıklığa kavuşması ve sürecin sağlıklı yürütülmesi amacıyla AK Parti’de yürüttüğü görevlerinden ayrıldı. Ayrılma talebi kabul edildi ve parti yönetimindeki görevleri sona erdi.
İddiaların doğruluğunu bugün tartışmak bize düşmez. Belgeler incelenecek, para hareketleri ortaya konulacak, adli süreç neyin ne olduğunu gösterecek.
Teşkilatın içinde sorumluluk taşımış, sahada vatandaşla yan yana durmuş biri olarak şunu görüyorum:
İnsanlar artık yalnızca söylenen söze bakmıyor.
Dün ne söylendiğini, bugün ne yapıldığını da hatırlıyor.
Başkasına yöneltilen eleştiri kendi kapısına geldiğinde aynı tavrın gösterilip gösterilmediğine bakıyor.
“Bizden” denilerek geçilen hiçbir şeyin eskisi kadar kolay unutulmadığını da görüyoruz.
Özal’ın “Bana ve partime ne gelecekse gelsin” sözü bu yüzden bugün yeniden önümüze geliyor.
Kimse peşinen suçlanmasın.
Kimse de korunmasın.
İddia varsa araştırılsın. Belgeler ortaya konulsun. Yanlış yapan varsa hesabını versin. İddia gerçeği yansıtmıyorsa o da açıkça ortaya çıksın.
Gerisi hukukundur.
Vatandaşın beklentisi ise çok daha sade.
Sabahın erken saatinde evinden çıkan insan kendi derdinde. Tarlasına giden çiftçi, dükkânını açan esnaf, fabrikada çalışan işçi, çocuğunun rızkı için gece gündüz uğraşan anne-baba…
Hepsinin emeği aynı toprağa, aynı hayata karışıyor.
İnsanların istediği ayrıcalık değil. Kendi emeğinin karşılığının, kendi hakkının gözetilmesi.
Ne diyordu değirmenci dayı ;
Bu nasıl çark ulan !
Buğday bizim, ezilen biziz.
Un olan biz, aç kalan biziz.
Kim ulan bu doymak bilmeyen soysuz.
Sevgiyle Kalın...