Ülkenin geleceği sadece sınırlarında, ordusunda, ekonomisinde aranmaz. Asıl gelecek, çocuklarının nasıl yetiştiğinde, gençlerinin hangi hayallerle yaşadığında saklıdır. Çocuklarını koruyamayan, gençlerini yaşama bağlayamayan bir ülkenin beka söylemi ne kadar inandırıcı olabilir?

Türkiye bugün uyuşturucu tehdidiyle karşı karşıya. Üstelik bu, birkaç operasyonla, birkaç tutuklamayla geçiştirilebilecek bir sorun değil. Adalet Bakanının açıkladığı verilere göre cezaevlerinde uyuşturucu suçlarından tutuklu ve hükümlü bulunanların sayısı 182 bini aşıyor. Bu rakam, tek başına bile toplumsal tablonun ağırlığını anlatmaya yetmez mi?

Asıl konu cezaevlerindeki sayıdan ibaret değil. Kaç çocuk bu bataklığın kıyısında? Kaç genç geleceğinden vazgeçme noktasında? Kaç aile, evinin içinde büyüyen felaketi çaresizlikle seyrediyor?

Uyuşturucu, sadece kullananı değil, ailesini, çevresini ve giderek bütün toplumu çökerten bir bağımlılık. Bir gencin kaybı, yalnızca bir ailenin dramı değildir, ülkenin geleceğinden eksilen bir parçadır.

Üstelik mücadeleyi yalnızca polisiye önlemlere indirgemek, sorunun yarısını görmezden gelmektir. Zehir tacirlerinin yakalanması elbette zorunludur. Peki ya gençleri bu bataklığa sürükleyen koşullar? İşsizlik, yoksulluk, umutsuzluk, eğitimde fırsat eşitsizliği, sosyal kopuş ve geleceksizlik duygusu?

Devlet, sadece suç ortaya çıktıktan sonra müdahale eden bir mekanizma olmamalı. Çocukları suça ve bağımlılığa iten koşulları ortadan kaldırmak da devletin öncelikli görevidir. Eğitim, sağlık, sosyal hizmetler, aile desteği ve bilimsel tedavi aynı politikanın parçaları olmalıdır. Bağımlıyı yalnızca suçlu olarak görmek, tedaviye ve topluma yeniden kazandırmaya giden yolu da tıkar.

Siyasetin sık kullandığı bir kavram var: Beka sorunu!

Her tartışmada, her siyasi gerilimde karşımıza çıkarılıyor. Oysa beka, bir ülkenin yalnızca toprak bütünlüğünü değil, toplumsal varlığını ve geleceğini de ilgilendirir.

O halde soruyorum: Çocukları uyuşturucu tehdidi altında olan, gençleri umutsuzluğa sürüklenen, aileleri çaresiz kalan bir toplumun bundan daha büyük beka sorunu olabilir mi?

Devletin başarısı sadece kaç operasyon yaptığıyla, kaç kişiyi tutukladığıyla ölçülmez. Kaç çocuğu kurtardığı, kaç genci yeniden yaşama bağladığıyla da ölçülür.

Gençlerini kaybeden bir ülke, geleceğini kaybeder.

Beka nutukları atmak kolaydır. Zor olan, o ülkenin çocuklarına güvenli bir gelecek kurmaktır. Zira bir ülkenin geleceği, cezaevlerinin kapasitesiyle değil, gençlerinin umutlarıyla büyür.

Asıl beka sorunu budur. Bunu anlamak için daha kaç kuşağın kaybedilmesi gerekiyor?