*** Okyanus ötesinden “sizin için demokrasi gerekli değil” telkinleri gelmeye devam ediyor. Atatürk Cumhuriyeti’nin üzerine bir çizgi çekilmek ve batılılaşma, çağdaşlaşma çabasındaki Türkiye’nin yerine, emperyalizme göbekten bağlı bir “Ortadoğu ülkesi” yaratılmak isteniyor.
*** Bağımsızlık ülküsünü bastırmanın yolu ise, başta muhalifleri ve basını susturup halk üzerinde ağır bir “korku iklimi” yaratılmasından geçiyor. Bu emperyalist proje, gizli de değil, neredeyse yarım asırdır çeşitli mahfillerde ifade ediliyor, belleklere yerleştirilmeye çalışılıyor.
*** Sırf gazetecilik yaptığı için bazı gazetecilerin gözaltına alınışını, tutuklanışını, muhalif kanalların birer birer karartılışını, bu büyük plan çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Muhalif transferleri de hiç kuşku yok ki, bu planın bir parçası. Yoksa, siyaset arenasında olan-biteni, demokrasi veya hukukun üstünlüğü ile, hele de etik değerlerle izah etmenin hiç mi hiç olanağı yok.
*** 29 Ekim Perşembe günü Cumhuriyetimizin kuruluşunun 103. yıldönümünü kutlayacağız. Arşive baktım, geçen yıl 29 Ekim’de “Biz bu cumhuriyeti kolay kurmadık, dokunanın elini yakarız! Her kim Sevr’i hortlatmaya kalkışırsa, hevesini kursağında bırakmaya hazırız!” manşetini atmışız.
*** Karanlıkların en koyu anında bile, Anıtkabir’den yayılan ışığın tüm ülkeyi aydınlattığına inanıyorum. Atatürk milliyetçileri, vatan-millet-bayrak sevdalıları, Tom Barrack’ların sandığından katbekat fazladır şehit kanlarıyla sulanmış bu kutsal vatan topraklarında, bundan da hiç tereddüt duymuyorum.
*** Basında “adalet” olmadığını yıllardır, okurlarımı bıktırırcasına yazıyorum. Şunu da sık sık tekrarlıyorum; devletin ciddi ve sorumluluk bilinci taşıyan kurumları var, ama popülist siyaset kurumu, her şeyi olduğu gibi bu kurumların uygulamaya çalıştığı prensipleri de dejenere ediyor. Bunların başında da yerel basına yönelik “kurallar bütünü” geliyor.
*** Basın İlan Kurumu, gerek yazılı basın için, gerekse son yıllarda gündeme gelen internet haber siteleri için istihdam-okunurluk-izlenirlik kriterleri belirliyor ve bu kriterleri yerine getiren medya organlarını resmi ilan ve reklamlarla destekliyor. Bu kriterlere ulaşabilmek için elbette ciddi kadrolar istihdam etmek, ciddi gazetecilik yapmak, halkta belirli bir okuyucu-izleyici karşılığına ulaşmak gerekiyor.
*** Ama, bu kriterlerin yakınından bile geçemeyen “varakpareler”, “sözde internet siteleri” yerel siyasetçileri eliyle Basın İlan Kurumu’na baskı yapıp kriterlerin aşağı çekilmesini sağlıyorlar. Yerel gazetelerin sayfa sayıları, asgari satış rakamları, internet haber sitelerinin asgari izlenirlik limitleri düşürülüyor. Yani “niteliksiz” yayıncılık teşvik ediliyor.
*** Kalitesizliğin ödüllendirilmesi hangi aklın eseridir, söyler misiniz? Devletin kurumu tarafından belirlenen kriterlerin ikide bir aşağı çekilmesi, tam da bu değil midir? Bırakın, ciddi gazetecilik yapanlar yaşasın, daha ileri teknolojik olanaklarla ve daha yetkin kadrolarla hep daha ileriye doğru, hem birbirleriyle, hem de gelişmiş ülkelerin yerel medya organlarıyla yarışa girsinler!
*** Asparagas, sansasyon haberciliği, şantaj gazeteciliği ise, dik duramayan, “aman bana bulaşmasınlar” diye sinen yöneticiler ve dedikodu sever okuyucular, izleyiciler sayesinde tam gaz devam ediyor. Başkalarına yönelik karalamaları, saldırıları keyifle izleyenler, kendi başlarına gelince ancak, feryadı basıyorlar.
*** Toplum böyle böyle enfekte oluyor ve korkarım, bedenin bütününü saracak bir “çoklu organ yetmezliği” riskini de beraberinde getiriyor. Bir insan, defosu yoksa tehditten neden korksun? Neden, “Ne biliyorsan yazmazsan, söylemezsen namertsin!” diyemesin? “Bu kirlenmenin sonu hayır getirmez!” diye belki bininci kez yazıyorum. “Cesurlar bir kez, korkaklar bin kez ölür” özdeyişini de tekrarlıyorum.
HAKAN FİDAN’A TAKDİR
*** Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır dışişleri bakanlarını İstanbul’da bir araya getirdi.
*** Toplantı sonunda da “İran’a müdahale çözüm getirmez. Sekiz ülke de savaş istemiyor” açıklamasını yaptı.
*** Bu, bir Dışişleri Bakanı’nın alkışkanmayı hak eden başarısı ve sağduyulu yaklaşımıdır.