Her yolsuzluk patladığında yetkililer bu palavraları sallıyorlar buldukları her kürsüden. Ama bakıyorlar ki kazın ayağı hiç de sandıkları gibi değil.
Bakıyorlar ki kazın ayağı perdeli. Karada da yürüyebiliyor, suda da yüzebiliyor. Zeytinyağı gibi üste çıkmada pek mahirler.
Şöyle geçmişi bir hatırlayalım.2007’lerde bir Ergenekon terör örgütü icat ettiler. Ümraniye'de bir gecekonduda bulunan 27 adet el bombası ile başlattılar.
Bu el bombalarının bir astsubaya ait olduğu öne sürüldü. Sırayla teğmenler ve daha üst rütbedeki subaylar dahil edildi. Nihayet orduların tepesindeki komutanı da dahil edip Türk ordusunu terör örgütü ilan ederek bu davanın savcılığına soyundular.
İlgili-ilgisiz birçok insanı bu örgüte üye yaptılar. Sıradan bir insanı da bu örgütün kasası ilan ettiler. Bu adamcağız uzun süre suçsuz günahsız zindanda yattı ve kanserden hayatını kaybetti. Cenazesi belediye tarafından kaldırıldı. Bu insanlar nasıl bir araya gelebilir diye sorduk mu? Biz sadece film izler gibi seyrettik.
7 yıl sonra “Türk odusuna kumpas kurdular Allah bizi affetsin” deyip aklanıp paklandılar. Bu kumpası kim kiminle planladı ve uyguladı. Ordunun yapısını kim, ne için çökertti? Sorduk mu?
Nihayet 17-25 Aralık hadisesine gelindi. Para kasaları, para sayma makinaları, balya balya paralar gördük. Bir bakanın oğlunun evinde para sayma makinasının ne işi olur? Bu bakan İçişleri Bakanı. “Bu paraları Fetöcü polisler koydu” dediler. “Olabilir”dedik. Ama paraları daha sonra faiziyle birlikte valizlere doldurup götürdüler. Biz gene seyrettik.
Rıza Zarrap hadisesi patlak verdi. Halkbank davası başladı. Rıza Zarrap’ı ABD aldı, memleketine götürdü. Orada itirafçı olup kimlere ne rüşvetler dağıttığını bülbül gibi şakıdı. Şu anda ne iş yapıp nasıl yaşadığını bileniniz var mı?
Bu adam bütçe açığınızı kapatıyordu!
Yani oluk oluk rüşvetler dağıtılıyordu.
Halkbank Genel Müdürü’nün evinde, ayakkabı kutularında balya balya dolarlar, eurolar bulununca bu paraların Osmancık’a yapılacak İmam Hatip için toplanmış paralar olduğu söylenmişti. Bir Allahın kulu da “Kardeşim sen koca bir bankanın genel müdürüsün. Paralarla madem İmam Hatip Lisesi yapacaksınız , iyi hoş da bu paralar senin bankaya sığmadı mı? Senin banyoda daha mı güvende?” diye sormadı. Bu paralarla gerçekten Osmancık’a İmam Hatip Lisesi yapıldı mı merak bile etmedik.
Son olarak da şu fon meselesi patladı. Muhalefetteki belediyelere, yani milli iradeye çökme operasyonları onun gölgesinde kaldı. Birçok il ve ilçe belediyesi muhalefetten iktidar saflarına katıldı. Bu belediyeleri kazandıklarını ilan edip başkanlara veya başkanvekillerine rozetler takarken pek neşeliydiler. Tarihte meşhur sözdür: “En kutsal zafer savaşılmadan kazanılan zaferdir.”
Şimdi de fon meselesinde aynı lafı meclis kürsülerinden haykırıyorlar:
”Ucu kime dokunursa dokunsun hırsızın üstüne gidiyoruz!!!!”
Bu fon meselesinde açık hırsızlık yapılmışken seyredenler sorumlu değiller. Üç paralık bir şirketi kendi aralarında şişirip sonra halka arz diye sunuyorlar. 250 liralardaki hisseleri 5000 liralara kadar uçurup insanlara sunuyorlar. Tam tepede parayı vuran kaçıyor.160 milyon koyan eski bakan 2.2 milyar alıp çıkıyor.
Bu parayı iade ettiği söyleniyor. Böylece aklama projesi yürürlüğe sokulup aklanıyor. Bu fon meselesinden 500 bin vatandaşın etkilendiği, mağdur edildiği söyleniyor.
“Alavere dalavere Kürt Memed nöbete “ diye bir söz vardır. Bunun misali “bu vatandaşların mağduriyetini gideriyoruz” deyip de bu paraları da yoksul halka ödetmesinler. Olur mu? Vallahi olur. Geçmişte içi boşaltılan bankalardaki mevduat sahiplerine hazineden ödeme yapılmadı mı?
Rahmetli Ahmet Kaya’nın linç edildiği gecede daha sonra Serdar Ortaç’ı günah keçisi ilan edip sıvışmaya çalışanlara “Ulan hepiniz oradaydınız be!!” demişti Sayın Cumhurbaşkanı. İrili ufaklı hepiniz oradasınız. Bakanlar, bakan yardımcıları, eski bakan mahdumları…Üst düzey bürokratlar…
Bu fon meselesini araştıralım, ne olduğuna bakalım diye mecliste önerge üstüne önergeler veriliyor, ama ka’le alıp da hele bir bakalım kim ne yapmış, kim pişirmiş, kim yemiş, kim de hani bana hani bana demiş diyen bir Allahın kulu yok. Bildiğiniz klasik “önergeler AKP ve MHP oylarıyla reddedildi” haberini duyuyorsunuz. Peki neden reddediyorsunuz diye sorduğunuz var mı?
Bu fon meselesi ve burada döndürülen dolapları anlatmaya sayfalar yetmez. Hele ucunun kime dokunduğuna da akıl sır ermez vallahi.