Yıl 1985…
Yani bundan tam 41 yıl önce…
Dönemin Devlet Bakanı İsmail Özdağlar’ın rüşvet aldığı iddiası siyasetin göbeğine bomba gibi düşer.
Zaten ekonomisi sallantıda olan ülkemizde bu iddia çok büyük yankı uyandırır.
Konu rahmetli eski Cumhurbaşkanı ve dönemin Başbakanı Turgut Özal’a ulaşır.
İddia, kendi hükümetindeki bir bakanla ilgili olduğu için rahmetli çok ama çok şaşırır…
Şaşırır ve de oldukça üzülür…
Özal’ın önündeki kolay ve de çok ucuz bir yol vardır: Susmak.
Ya da değişik yollarla halkı ve medyayı ebediyen oyalamak.
Özal bu..
Ne sustu..
Ne de vatandaşlarını oyalama yoluna gitti.
Derhal harekete geçti…
Maliye Bakanı Adnan Kahveci’yi yolsuzluğun gerçek olup olmadığını araştırmak için görevlendirdi.
Kısa zamanda rüşvet iddiasının doğru olduğu belge ve tanıklarla ortaya çıktı.
Özdağlar görevinden ayrıldı.
Mahkeme Özdağlar’ı suçlu buldu ve devlet bakanı cezaevine konuldu.
Yıllar sonra Özal o günleri anlatırken şu cümleyi kullanmaktan geri kalmayacaktı:
“Hukuk ve namus mantığı galip geldi. Bana ve partime ne gelecekse gelsin, bunu ortaya çıkaracağım.”
Nitekim çıkardı da…
Kırk yılı aşkın zaman sonra o söz yeniden hatırlanıyor.
Neden hatırlanıyor?
Fatma Betül Sayan Kaya hakkında borsa işlemlerine ilişkin iddialar kamuoyunda tartışılıyor.
Aylarca, hatta yıllarca tartışılacak gibi de duruyor.
Gelecekte olabilecekleri hesap etmiş olmalılar ki çok hızla Saray’dan koptu.
Yani…
Kaya, hakkındaki iddiaların açıklığa kavuşması ve sürecin sağlıklı yürütülmesi amacıyla AK Parti’deki görevlerinden jet hızıyla ayrıldı.
Özal’ın “Bana ve partime ne gelecekse gelsin” sözü bu yüzden bugün yeniden önümüze geliyor.
Kimse peşinen suçlanmasın.
Kimse de korunmasın.
İddia varsa araştırılsın. Belgeler ortaya konulsun. Yanlış yapan varsa hesabını versin.
Yarım milyon fonzedenin hakları bir an önce geri verilsin.
Faizlerinden vazgeçtik, hiç olmaz ise ana paraları ödensin.
Ama biraz süratle…
Bankerzede faciasından ne yazık ki fazla ders alınmamış…
Fan-fin- fon işlerinde dalavere çevirenler muhakkak adaletin önünde hesaplarını verecekler…
Fan-fin-fon kurbanları, yani elindeki varı yoğu fona yatıranların ahı unutulmamalı.
Hak ve hukuku ayaklar altına alınan, biriktirdiği delikli kuruşa umut bağlayacak kadar zor durumda kalanlar için asırlar önce ne demiş dervişin biri?
“Ununa bir sözüm yok…
Eleğini astığın duvarın yıkıla…”