Saray kadrosu, ülkedeki gidişatın ekonomik verilerini, kendilerine aktarılan tabloların gerçekliklerini çoğunlukla görmemezlikten gelince sistemde yerinden oynamış olan taşlar, iyice dağıldı.
SARAY içindeki “Danışmanlar Ordusu” son yıllarda zaten kendi geleceklerinin derdine düşmüş olabilirlerdi.
Ekonomik gidişin farkında olan “üst bürokratlar” kadrosu ise Saray’ın içindeki danışmanlardan daha tedirgin durumdaydılar.
Yine tahminlere göre Saray içindeki ehliyetli kadrolar, ekonomi yönetimindeki kadrolardan hoşnut değildiler ama bunu sayın Erdoğan’a aktarmakta nedense geç kalmış olabilirlerdi.
Ya da yaptıkları uyarı ve önerilerine karşı sayın Erdoğan kayıtsız kaldı.
Ya fark edemedi.
Bilemeyiz.
Yani sayın Erdoğan, “işi fazla abartıyorlar” kanısıyla uyarılara fazla değer atfetmedi olabilir.
Bunu da bilemeyiz.
Oysa ülkemizde ekonomi devamlı kan kaybediyor, halkın fakirlik feryatları Saray’ın kalın duvarlarına çarpıp geri geliyordu.
Özetle ekonomide uygulanan politikalar çare üretememiş, fakirlik-fukaralık giderek artmış yani dip noktaya ulaşmıştı.
Tabii ekonominin, denetim mekanizmaları ve Borsa ayağı da ekonomik bozulmadan nasibini alabilirdi.
Ve Borsa şemsiyesi altında toplanmış kurum ve kuruluşlar…
Yani borsaya kayıtlı şirket ve ortaklıklar..
Özellikle de fonlar.
Bu tarafta ne olup bittiğini halk zaten bilemezdi…
Çünkü devletin kontrol-denetim, yani araç sahiplerinin diliyle “rot-balans ayarları”, ya bozulmuştu, ya da gidişata aldırış etmeyip, ipe un sermeyi tercih ediyorlardı.
Yıllarını Saray’ın mutlak sahibi sayın Erdoğan’a hizmet için kendisini adamış gibi görünen kadroların fonlarda nasıl istihdam edildikleri bilinmese de, lastik patlayınca bu kadroların hiç de yabancı kişilerden oluşmadığı ortaya çıkacaktı.
Ya eski bir üst dereceli bürokrat…
Ya eski bir bakan oğlu…
Ya da parti kurucularından birinin yakını-akrabası…
Veya eski milletvekili…
Mesela partide kendisine genel başkan yardımcılığı görevi verilmiş eski bir bayan bakan, yani sayın Fatma Sayan Kaya’ da olduğu gibi…
(devamı var)