AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın, yani karı-koca Kaya’ların, Tera’dan akıl almaz rant elde etmeleri, üstelik bu skandalın Yeni Parti yetkilileri kanalından kamuoyuna açıklanması, Saray’ın koridorlarında nasıl bir hareketlenmeye yol açmıştır bilemeyiz.
Özellikle de Saray içinde yıllardır görev yapan “danışmanlar” arasında…
Devletin denetim ve gözetim kurullarının açıkça ihmali, ya da “ipe un sermeleri” sonucu patlak veren Fon Skandalı belki ileride “Sonun başlangıcı oldu” diye de yorumlanabilecek veya siyasi tarihe geçecek.
Bilemeyiz.
Biz bilebildiklerimiz, duyduklarımız, yazılanlar ve tahminlerimiz ile yetinelim.
Genel kanı ve gerçek şu ki, iktidarların da sonu vardır…
Eğer bu son yaklaşıyorsa, kadrolarda genel bir kanaat oluşabilir:
Bu sadece bir varsayım, yani duyum filan değil.
“Madem gidiyoruz, biraz daha nemalanalım”
Yani: “Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç” şarkısındaki gibi…
Veya “Ortalık karışık, gidip de gelmemek var” endişesi…
Adeta “Yağma Hasan’ın Böreği” misali…
Saray’ın içinde kaç danışman-uzman istihdam edildi, kaçı ayrıldı, kaçının işine son verildi bilemeyiz.
Bunu ileride siyasi tarihçiler yazar ve yorumlar.
Bu “Saray içi danışmanlar kadrosu” öyle gelişi güzel kadrolardan oluşmamıştır sanırım…
Ancak bunların arasında da Saray’ın mutlak sahibi sayın Erdoğan’ı beğenmeyenler, yanlışlarını ortaya koyanlar, gerekli ikazı yaptıkları halde, başarılı olamayanlar muhakkak ki vardır.
Onlar da bu “sona gidiş” ikaz levhasını muhakkak görmüşler ve kendilerine göre ”gelecek planı” yapmak zorunda kalmışlardır.
“Mış” yani…
Bu bir sakat düşünce çünkü…
Peki, Saray’ın dışında, ekonominin adeta göbeğinde, yani denetim mekanizmalarında görev alanlar ve onların yakınları?
Bu takım, hani Tombala Oyunu vardır ya..
İşte bu oyundaki “Birinci Çinko”yu es geçmişler…
“İkinci Çinko”da da kazanamamışlar…
Borsa’nın Sermaye Piyasası dışındaki, bol sıfırlı kazanç kapısı olan fonların önünde durmuşlar ve :
“Tombala yapmak zorundayız” noktasında düğmeye basmışlardır…
“Mış “yani…
Yani “Gidip de gelmemek var” haleti ruhiye halleri …
Keza “Bu son fasıldır ey ömrüm” şarkısının girdabında son kozlarını oyna-mış olabilirler.
“Mış” gibi yani…
Bu haller, açıkça günlük yaşamımızda sık sık rastladığımız “Hayata bir kere geldik” noktasına gelen insanların ruh halleri olabilir.
Ya da…
İktidarın geleceği ile ilgili “AKP’nin seçimlere gidip de gelememe halleri”nin yarattığı psikolojik baskı, Fon Yöneticilerinin hareket noktası olabilir.
Bu nasıl önlenirdi kestirmek zor…
Tahmin etmek de kolay değil…
Neticede bu bir “Kırmızı Pazartesi” benzerliği değil…
Aksine bizdeki, SPK’nın 17 Eylül 2026 perşembe günü Pusula ve Tera başta olmak üzere 131 fonu tasfiye kararını aldığı tarihtir.
Yani bu da bizim adeta “Kırmızı Perşembe”miz sayılır…
Tabii hiç kimsenin tahmin etmediği ve edemeyeceği bir “Kırmızı Perşembe”
Peki, bu günün geleceğini hiç kimse bilmiyor muydu?
Bence bunu, şu anda gözaltına alınan sadece zanlı açıkgöz değil, “aç göz” fan fin fon’cular bilebilir, başka kimseler asla…
(Son)