ÖZEM Eğitim Kurumu sahibi Şule-Mehmet Mıdık ve dostları Rahmi-Tülay Akyüz çiftleriyle sabah 07:00'de çıktık yola.
Yol üstünde çay kahve molası verdikten sonra Sungurlu'da bir esnaf lokantasında kahvaltı yaptık. İçtiğimiz çorbayı ve çay kahve ikramlarını çok beğendik. Taze olduğu kadar Ankara'nın 1/3 oranında hesaplıydı.
Sırasıyla Hattuşa, Yazılıkaya ve Alacahöyük'ü gezdik. Benim köyüm Karamahmut'a ve doğduğum evimize uğradık. Küre üzerinden Çorum'a geçtik.
Bir gece konakladıktan sonra keyifli bir yolculukla kentin güney doğusundaki ilçeye, Ortaköy'e ulaştık.
1 KASIM 2026
Hattuşa-Yazılıkaya-Şapinuva gezimizin 3. durağı ŞAPİNUVA…
Hatti-Hitit uygarlığının 2. başkenti olan Şapinuva yeni ortaya çıkarılmış, en az 6000 yıllık geçmişi olan tarihi bir ören yeri.
Bu üç yerleşim alanı bir Hitit üçgeni oluşturuyor. Bu üçgene yolculuk bizi HİTİT YÖRESİ'nin farklı kültürlerine ve tarih öncesine götürüyor. Şapinuva 55 yıl önce ilk öğretmenliğe başladığın Ortaköy ilçemiz sınırları içinde.
Arkamda gördüğünüz kaya duvar örgüsünde harç yerine kayaların kilit kesme yöntemiyle birbirine kenetlenmiş olması dikkatimizi çekiyor. Bu yöntemi dünya tarihinde ilk kez Hititlerin uyguladığına dair kil tablet yazıları çözülmüş. En çok kil tablet bu ören yerinden çıkarılmış. Ören yerindeki bütün kaya temel taşları aynı yöntemle yerleştirilmiş.
Ülkem baştan başa bir açık hava arkeoloji müzesi. Her karışı görülmeye değer.
Bu gezi benim için önemli bir yolculuk oldu, kendi 55 yıllık tarihime götürdü. Şapinuva'yı gezdikten sonra mola verdiğimiz kahvehanede Emrah adlı işletmecinin tadına doyum olmaz çay ve kahvesi için mola verdik. Emrah çok cana yakın bir delikanlı. Ortaköy'den sonra İncesu Kanyonu'nu gezdik. Kanyonun üstünde kar boran varken altta Akdeniz iklimi sürüyor. Çekerek nehri kanyondan geçiyor. Üstündeki bent topladığı suyla köylünün bahçesini, bostanını suluyor.
Yalçın kayalıklardan oluşan dağlara tırmanmak olanaksız görünüyor. Belki dağcılık turizmine açılır ilerde. Oraya kadar gitmişken arkadaşlarım beni kırmadı, yol üstünde 1971'de ilk öğretmenlik yaptığım Senemoğlu köyüme de uğradık. 5 km aşağıdan öğrencilerimin geldiği Ağyar köyünü yoldan izledim. 18 yaşımın heyecanlı ilk öğretmenlik anılarımı tazeledim. Sıkıntılarına karşın keyifli bir yıl geçirmiştim. Öykü, şiir ve yazılarımda çok söz ettiğim ilk göz ağrım olan köy.
Yörenin iyi bir tanıtımla yoğun turist çekeceğini düşünüyorum. Gezimiz sırasında Japon, Koreli ve Avusturyalı gezginlere rastladım. Kısa anlatımlarımdan etkilendiler ve bizim girip çıktığımız her ören yerini ziyaret ettiler.
Tanıtım çok önemli.
Ortaköy'e kadar gitmişken 70 km kuzeydeki Amasya'yı da görmek istedi grubumuz. Yaklaşık 1 saat yolculukla ulaştık içinden Yeşilırmak geçen yeşil kentimize.
Yol üstünde gördüğümüz bağ, bostan ve bahçe kenarlarına dikilmiş elma ve ayva ağaçlarının dallarından meyveler sarkıyordu. Ağaçların altı düşüp çürüyen meyvelerle doluydu. Toplamamış sahipleri. Bu yıl bol yağış olması nedeniyle ürün de bol. İlgimi çeken çok önemli bir şey var: Amasya'nın yaklaşık 40 km uzağında ürün toplanmamış, yere dökülmüş ama kentin her köşesinde elma 70:00 TL'den satılıyor. İzah etmek güç!
Şeker pancarı söken bir çiftçi, Sadık bey ve torunu Bilal birkaç kök şekerpancarıyla topladığı meyveleri armağan etti, hem de bizi 1.5 km içerdeki Ilısu köyüne davet etti, kahve ikram etti. Köyün içinden çıkan sıcak kaplıca suyunu gösterdi. Basit inşa edilmiş bir havuzda biriken su köyün bahçelerini suluyor, fazlası boşa akıp Çekerek ırmağına karışıyor. O da Yeşilırmağa... Amasya bu ve benzer dere ve ırmakların suyuyla besleniyor. Yeşilırnak kenarında bolca zaman geçirdik.
Görülmeye değer harika bir kent.
Dostlarla çok keyifli bir hafta sonu geçirdim. Her iki çifte de sonsuz teşekkürler.
