Doğamızın en renkli yerleridir dereler. Kurda kuşa, börtü böceğe, ota çöpe yurt yuva olurlar, can suyu taşırlar.
İlk köyümüzde tanıdım dereleri. Eriklidere'de tarlamız vardı ama derede erik ağacı yoktu.
Köyümüzün altından dere geçer. Yağmurlu havalarda derenin de havası değişir. "Dağdan gelir, taştan gelir bir kükreyen aslan gelir", sel gelir. Köylü, seyre çıkar. Çocuklar uzaktan bakar. Selde, kökünden sökülüp gelen ağaçlar kurtarıcı bekler. Kimi çatal yürekli köylüler, bir gözüküp bir kaybolan ağaç kütüklerini çekip alırlar canavarın ağzından. Sel önünden mertek (partıl) kapmanın mutluluğu yansır yüzlerinde.
Yerleşim yerleri seçilirken, şehir plancıları dereleri de hesaba katarlar(!) Konutlar yamaçlara yapılırken(!) dereler, dere olarak; yeşil alanlar olarak kalır (!)
Bilisizliğin (cehaletin) egemen olduğu ülkelerde yağmurlar sele dönüştükçe ağıtlar yükselir derelerden. Hiç yüzleri kızarmaz sorumlu olan sorumsuzların. Sel kalıntıları temizlenir temizlenmez yeniden temel atma törenleri düzenlenir buralarda. Bilisizliğin aptallaştırdığı halkın alkışı, boş teneke sesleri ile yarışır.
Halk yoksullaştıkça kötülüğün ömrü uzar. Kişisel çıkarlarını önceleyen iktidar sahipleri bilisizlikten (cehaletten) beslenir. Savaşlar, doğa olaylarının yarattığı yıkımlar, acılar onların düğünü bayramıdır.
Çoğu yerde "dere" demeyiz, "çay" deriz. Ankara'da da öyle.
Hatip çayı,
Çubuk çayı,
İncesu deresi,
Bentderesi,
Dikmen deresi
Kavaklıdere,
İmrahor deresi,
Mamak deresi,
Ova çayı,
Bayındır deresi,
Çayyolu deresi
Derelerin kıyıcığında, yakınlarında bahçeler, bostanlar vardı eskiden. Üreticilerin ter kokuları, ayak izleri vardı.
Şimdilerde öyle değil. Kötülüğün ayak izleri dolaşıyor derelerde.
Ankara-Eskişehir yolunda da öyle. Dere tepe düz gidemezsiniz. Derelerin içinde yükselen yapıların kırk katını sayarken "Kırk bir kere maşallah!" demekten kendinizi alamazsınız. Bu derelerdeki bu yapılar, ev hapsindeki gazetecilerin ayaklarına takılan elektronik kelepçelerin eşdeşleridir.
Ayağı elektronik kelepçeli gazeteciler özgürlüklerine kavuşmadıkça derelerin de derdi bitmeyecektir. Dert bizde, derman; miting alanlarından seçim sandıklarına doğru hep beraber bir yürüyüş eyleyenlerin çoğalan ayak izlerindedir.