Bakan Tekin’in okullarda mescit zorunluluğu dayatmasıyla birlikte açılacak okullar.
Eğitimdeki gericileşme ve yozlaşmanın boyutu giderek büyüyor. Gençliğin ayaklarına bağlanan safsata bukağı giderek ağırlaşıyor. Çocuklarımızın içine düşürüldüğü ‘düşünme, biat et!’ yaklaşımı, tarikatların eğitim alanında cirit atması ülke geleceğini büyük tehlikelere maruz bırakıyor.
Okula aç giden, beslenme çantasına kuru ekmekten başka bir şey konamayan, devletin bir öğle yemeğini dahi çok gördüğü çocuk dramları daha da büyüdü. 5’li çeteye getirilen vergi afları, kilometre karelerle ölçülen maden sahaları şirketlerin kasalarını doldururken çocuğu okula aç giden bir ülke düşünmek bile çıldırtır insanım diyeni. Bütün bu sermaye birikimi devletin kasasına giremez miydi ki çocuğa bir öğle yemeği veremiyoruz? Bu denli aciz mi bu devlet? Yoksa bile-isteye bu noktaya mı getirildi ülkedeki gelir dengesizliği?
Eğitim sendikalarının araştırmasına göre okul kantinlerinde satılan bir tostun ederi 95 TL’den 150 TL’ye kadar değişiyor. Beslenme çantasına kuru ekmek, iki adet bisküvi (pardon ‘püskevit’ olacaktı) koyamayan velinin cep harçlığı olarak günlük bir tost parası verebileceğini düşünebiliyor musunuz? Tostun yanına bir de ayran eklerseniz 20 TL artacak kantin gideri. Bu en basit günlük harcama kalemi!
Gelelim kırtasiye, giysi (okul üniforması, çorap, spor ayakkabıları, eşofman, kışlık ayakkabı/çizme, kaban/palto/manto, bere, eldiven), uzak okullara otobüs bileti giderlerine. Bunlar aile bütçesine 15.000 – 20.000 TL arası yük getiriyor.
Varlıklı bir ailenin özel okulda okuttuğu çocuğunu rahat göndereceği okul servisi ücretleri 65.000 TL’den 150.000 TL’ye kadar değişiyor. Okulda yemek hizmetleri de varsa +100.000 – 150.000 TL yemek ücreti ekleniyor bütçeye.
Bu gider kalemleri yalnızca ilköğretim ve orta öğretim öğrencileri için saptanmış.
Üniversite gençliği ise çok daha yoğun gider sarmalı içinde boğuluyor.
Toplumun geleceğini dokuyacak üniversite gençliği, gençliğin en hareketli, en duyarlı, eğitim, bilim ve sanat alanlarında en gelişmiş kesimidir. Ülkeyi yarınlara taşıyacak beyinler bu insanlarımız arasından çıkacaktır. Büyük projeler, teknoloji ve bilim araştırmacıları bu gençliğin yaratacağı araştırmalarla dokunacaktır. Yakup Kepenek hocanın ifadesiyle ‘üniversite toplumun beynidir’.
Üniversiteler araştırma geliştirme noktaları olarak laboratuvarlar kurmak, buraları gerekli araç-gereç ve makinalarla donatmak, konunun uzmanı akademisyenleri görevlendirmek ve öğrencinin deneyimli birer biliminsanı olarak yetişmelerini sağlamak durumundadır. Bütün bu gereksinimleri devletin ayırdığı ödeneklerle ve piyasaya sunulan araştırma gelirleriyle sağlarlar. Bu gelir odakları sınırlı kalıyorsa üniversitenin öğrenciye vereceği bilgi donanımı ve uygulaması da o oranda sınırlı kalacaktır. Bunlar bir yana, ülkede pıtrak gibi biten üniversitelerde yeterli öğretim üyesi akademisyen bile bulunmuyor. Bazı bölümler hiç açılamıyor veya gelen öğrenci bir başka üniversitede öğrenime başlamak durumunda kalıyor.
Genel durum bu iken, üniversite öğrencisi çok ağır barınma, beslenme, giyim, ulaşım, kitap, çalışma olanakları gibi sorunların üstesinden gelmek zorunda.
Sınırlı geliri olan memur veya esnaf aile çocukları yukarda sıralanan sorunların üstesinden belli ölçüde gelse dahi birçoğunu da ucu ucuna karşılayabiliyor. Dar gelirli, emekçi aile çocuklarının bu sorunlarla baş edebilmesi imkânsız! Binlerce öğrencinin ya kayıt dondurduğunu ya da okulu bıraktığını okuyoruz basından. Belki de nitelikli birer biliminsanı olabilecek beyinlerimiz heba olup gidiyor.
Bakan Tekin okullarda mescit açma furyasını bırakıp bütün gençliği kucaklayan çözüm üretme projeleriyle uğraşmalıdır. Eğitime ayrılan bütçe yükselmeli, okullardaki öğretmen, öğretim üyesi, laboratuvar ve donanım açığı hızla kapatılmalıdır.
Bu sorunların çözümünün bu anlayıştaki yöneticilerle mümkün olmadığını biliyor olsak da biz gençliğin taleplerinin karşılanması zorunluluğunu gündemden düşürmeyelim. Kalıcı çözüm kamucu, parasız, devlet okullarıdır. Kreşinden üniversitesine eğitimdeki özelleşmeye son verilmeli, devlet okulları olarak yeniden düzenlenmelidir.
Laik, bilimsel, çağdaş eğitim ilkelerimiz, bu ilkelerde ısrarımız geçerliliğini sürdürüyor.
