DEĞİŞEN TEKNOLOJİ DEĞİL, TERMİNOLOJİ
Donald Trump’ın 29 Eylül 2026 tarihinde yapay zekâ konusunda imzaladığı düzenleme, kamuoyunda kolaylıkla yanlış anlaşılabilecek önemli bir terminolojik değişikliği gündeme getirdi.
Trump yönetimi, ABD kurumlarında “Artificial Intelligence – AI” yerine “Super Intelligence – SI” ifadesinin kullanılmasını öngören yeni bir yaklaşım başlattı.
Trump, mevcut yapay zekâ sistemlerinin artık insan zekâsını aşan gerçek “Superintelligence” sistemleri olduğunu ilan etmiş değildir. İmzalanan metin, insanüstü zekâya sahip yeni bir teknolojinin geliştirildiğinin veya böyle bir teknolojik eşiğin aşıldığının bilimsel kanıtı niteliğinde de değildir. Bu ayrım son derece önemlidir. Çünkü yapay zekâ literatüründe Artificial Intelligence (AI), Artificial General Intelligence (AGI) ve Artificial Superintelligence (ASI) farklı kavramları ifade eder. Günümüzde kullanılan gelişmiş yapay zekâ sistemleri belirli alanlarda insanlardan daha yüksek performans gösterebilmektedir.
Buna rağmen, bugün itibarıyla bilimsel ve teknik topluluklarda daha AGI’ye ulaşıldığı konusunda genel bir kabul bulunmamaktadır. AGI kavramının kendisinin nasıl tanımlanacağı konusunda bile araştırmacılar arasında önemli farklılıklar vardır. AGI genel olarak, insanın farklı alanlarda gösterebildiği geniş bilişsel esnekliğe benzer şekilde çok çeşitli görevleri öğrenebilen, bilgisini yeni problemlere aktarabilen ve genel amaçlı akıl yürütebilen bir yapay zekâ düzeyini ifade eder. Superintelligence- ASI ise bunun da ötesinde, bilimsel yaratıcılık, stratejik düşünme, problem çözme, öğrenme ve diğer bilişsel alanların büyük bölümünde insan kapasitesini sistematik biçimde aşan varsayımsal sistemleri tanımlar. Dolayısıyla Trump’ın 29 Eylül’deki düzenlemesini, “İnsanlığı aşan süper yapay zekâ ortaya çıktı.” şeklinde okumak doğru değildir. Doğru ifade şudur: ABD yönetimi, günümüzün hızla gelişen yapay zekâ teknolojilerini siyasi ve kurumsal olarak “Super Intelligence” kavramı altında yeniden adlandırmaya ve yeniden çerçevelemeye başlamıştır. Nitekim Beyaz Saray’ın yaklaşımında günümüzün "frontier" sistemlerinin yalnızca insan zekâsının belirli yönlerini taklit eden araçlar olmadığı; insan yaratıcılığını ve üretkenliğini giderek daha fazla artırdığı vurgulanmaktadır. Bu gerekçe, “Artificial Intelligence” yerine “Super Intelligence” terminolojisinin tercih edilmesine dayanak oluşturuyor.
Burada ortaya çıkan en dikkat çekici kavramsal sorun ise şudur: Yapay zekâ literatüründe yaygın olarak düşünülen gelişim çizgisi kabaca AI, AGI, ASI şeklindeyken Trump yönetimi, “Super Intelligence” kavramını resmi devlet terminolojisine taşımaktadır.
29 Eylül 2026 tarihli gelişme, bir “süper zekânın ortaya çıkışı” olarak değil; yapay zekânın nasıl adlandırıldığı, algılandığı ve geleceğe yönelik nasıl çerçevelendiği konusunda önemli bir terminolojik ve politik dönüşüm girişimi olarak değerlendirilmelidir.