Yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz.”
Cumhurbaşkanımız, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşkilata yönelik son hitabında kurduğu bu cümle, üzerinde tefekkür edilmesi gereken bir mesaj taşıyor.
Bu sözün muhatabını aramaktan önce, teşkilatın kendi içine dönüp bir muhasebe-i nefs yapması gerektiğini düşünüyorum.
Teşkilatın içinde bulunmuş biri olarak biliyorum; sahanın dili, toplantı salonlarının dilinden farklıdır.
Sosyal medyada görünen birkaç fotoğraf teşkilatın hakikatini anlatmaya yetmez.
Esnafın derdi var. Mahallenin beklentisi var. Gençlerin umudu var. Kadınların siyasette daha fazla sorumluluk alma arzusu var. Teşkilat mensubunun dinlenmek, sözünün dikkate alınmasını görmek gibi bir beklentisi var.
Bunları görmeden yenilenmeden söz etmek kolay.
Hakiki tecdid, teşkilatın kendi içine bakabilmesiyle başlar.
Nerede eksik kaldık?
Kimin sesini duymadık?
Hangi eleştiriyi dikkate almadık?
Bu soruları samimiyetle sorabilmek feraset, cevabını aramak ise istişare ister.
Daha önce teşkilata yapılan bir çağrı da hâlâ hafızalarda:
“Davanıza dört elle sarılın, üzerinizdeki emanetin hakkını verin, daha çok çalışın, daha çok gayret edin. Yorulan varsa, buyursun kenara gelsin, dinlensin. Kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin.”
O gün söylenenlerle bugün söylenenler arasında bir bağ var.
Görev bir makam değil, emanettir.
Yenilenmek de yalnızca görev değişikliği değildir.
Gençlere alan açmaktır. Kadınların emeğini ve sözünü güçlendirmektir. Tecrübeye vefa göstermektir. Liyakati gözetmektir. Teşkilatı sahadan koparmamaktır.
Son dönemde gündeme gelen fon tartışmalarında da ölçü aynı olmalı.
Hukuk neyi ortaya koyacaksa o görülmeli. Peşin hüküm verilmemeli. Yanlış tespit edilirse kim olduğuna, hangi makamda bulunduğuna bakılmadan gereği yapılmalı.
Devletin ve milletin malı söz konusu olduğunda ölçü herkes için aynı olmalı.
Bundan sonrası için teşkilatın ihtiyacı şahsi hesaplar değil; vefa, liyakat, sadakat, istişare ve gayret.
Bugün görevde olan yarın olmayabilir.
Makamlar değişir, kadrolar değişir.
Geride kalan, millete verilen hizmet ve taşınan emanettir.
Yenilenmek, geçmişi silmek değildir. Geçmişin tecrübesini geleceğin heyecanıyla buluşturmaktır.
Şimdi sözün değil, iradenin ve icraatın zamanı.
Sahada çalışan görülecek.
Vatandaşın sesini taşıyan dinlenecek.
Teşkilata emek veren unutulmayacak.
Ve kim olursa olsun, yanlış karşısında aynı ölçü korunacak.
Belki de bu sözleri duyanlar arasında uykusu kaçanlar vardır. Emanetin ne olduğunu bilen bilir; makamın da, yetkinin de bir gün hesabı sorulur.
Bundan sonra soru yalnızca “Kim görevde kalacak?” olmayacak.
“Kim kendisine teslim edilen emanete sadık kaldı?” sorusu da sorulacak.
Cevabını ise sözler değil; hukuk, vicdan ve zaman verecek.
Sevgiyle Kalın..
