ÇEKVA’nın (Çorum Eğitim ve Kültür Vakfı) kurucu üyesi eski Bağcılar Belediye Başkanı ve Milletvekili Feyzullah Kıyıklık, geçenlerde Çorum Kadeş Meydanı’ndaki Belediye Sosyal Tesisleri’nde verilen kahvaltıda yaptığı konuşmada aynen şunları söyledi:
-“…Bir ülkede yaşayan insanlar, her şeyi ülkeyi yöneten birkaç kişiye bırakarak koltuğunda oturmayıp sorumluluk alarak ülke yönetiminde söz sahibi olmanın yollarını aramalıdır. Bunu sağlamanın en etkili yolu da örgütlü olmaktır. Bu örgüt vakıf da olabilir, dernek de, parti de, oda ya da başka şekillerde de. Ama günümüz insanı mutlaka örgütlenmelidir; hem de birden fazla örgüt içinde yer alarak…”
Örgüt deyince tüylerimiz diken diken oldu değil mi? Çünkü biz bu sözcüğü hep terörle ve yasadışılıkla birlikte duyduk. “Filanca terör örgütü” ya da “falanca gizli örgüt” gibi. Bu nedenle de “örgüt” sözcüğünden hep ürktük, o sözcüğü “sakıncalı” olarak hep kendimizden uzaklarda tutmaya çalıştık. Ya da birileri bizim böyle olmamızı istedi.
Feyzullah Kıyıklık sözlerinin devamında şunları da söyledi:
-“Eski adı Milliyetçi Çin şimdi ise Tayvan olan ülkede bir vakfı ziyaret ettim. Vakfın başkanı olan bayan, Japon’du. Tayvan’ın ülke nüfusu 24 milyon olmasına karşın bu vakfın üye sayısı tamı tamına 11 milyondu.”
Evet, yanlış okumadınız, 24 milyon nüfuslu bir ülkede 11 milyon üyeli bir vakıf varmış. İnsanın inanası gelmiyor değil mi?
Dahası da var; sözlerine şöyle devam etti:
-“Vakfın üyeleri yalnızca Tayvanlı değil, dünyanın her tarafından, her dinden ve ulustan. Bu 11 milyon üye her ay düzenli olarak aidat ödemek zorunda. Üç ay aidatını ödemeyen hemen üyelikten çıkarılıyor. Yani, sürekli bir sadakat söz konusu. Vakfın bir aylık aidat geliri tamı tamına 264 milyon dolar.”
“Bu ne biçim vakıfmış?” demeye hazırlanırsanız, Sayın Feyzullah Kıyıklık’ın şu sözlerini de hemen ekleyeyim de o zaman söyleyin:
-“Ayrıca vakıf tüm üyelerine yılda 15 gün olmak üzere bazı görevler veriyor. Üye olarak siz bu görev ne olursa olsun yapmak zorundasınız. Örneğin beni gezdirdikleri ve tüm giderleri vakıf tarafından karşılanan bir hastanede yaşlıların altını temizleyen bir bayanın Japonya’da fizik profesörü olduğunu söylediler. Eşi de profesörmüş ve o da aynı yerde temizlik işleriyle uğraşıyordu.”
“Bu kadarı da fazla!” diye düşündük değil mi? Bizde böyle bir gönüllü kuruluşa ne bir kişi üye olur, ne de üyelikte kalır. Biz zora gelemeyiz kardeşim, öyle bir durum oldu muydu hemen sıvışıveririz, alimallah tozumuzu bile göremezsiniz.
Ve sayın Kıyıklık son olarak şunları ekledi:
-“Benim de üyesi olduğum bu vakıf, ülkemizdeki deprem felaketinden sonra hemen girişimde bulunarak tüm giderlerini kendi bünyesinden karşılamak üzere Hatay’a devasa bir hastane kurdu ve halen de faaliyetini sürdürüyor.”
Bir örnek de ben vereyim. İsveç’in toplam nüfusu 8 milyon. Ülkede sendika, dernek ve daha birçok isim altında faal olarak çalışan tam 200.000 sivil toplum örgütü var. En inanılmaz rakam ise bu örgütlerin toplam üye sayısı 32 milyon. Yani yetişkin bir kişi en az 5-6 sivil toplum örgütüne üye olmuş.
Bir başka örnek: Avustralya'nın nüfusu 27 milyon. Bu ülkede her yıl yaklaşık 5 milyon kişi sivil toplum kuruluşlarında aktif olarak gönüllü çalışmakta. Ayrıca hayır kurumları ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar yaklaşık 1,5 milyon çalışana sahip. Bu rakam, Avustralya'daki toplam iş gücünün yaklaşık %10'una denk geliyor. Yani her 10 kişiden birisi hiçbir maddi çıkar gözetmeden hayır kurumlarında görev yapıyor.
Türkiye'ye gelince; DERBİS (Dernekler Bilgi Sistemi) üzerinden edinilen bilgiye göre, 86 milyon nüfusun faal derneklere kayıtlı toplam üye sayısı yaklaşık 8,6 milyon dolayında. Bunların %78-80'ini erkekler, %20-22'sini ise kadınlar oluşturuyor. Vakıflar bünyesindeki kayıtlı üye ve destekçi sayısının ise 1 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Yani İsveç’te bir kişi 5-6 sivil toplum kuruluşuna üye iken, bizde her 10 kişiden birisi üye olmuş.
Çorum özelinde ise 550 sivil toplum örgütü var. Yani nüfusumuza oranladığımızda bizde de Türkiye ortalamasına benzer bir rakam ortaya çıkıyor.
Kısacası, örgütlü toplum olma yolunda gidilecek daha çok fazla yolumuz var.
DÜŞÜNEN SÖZLER:
· Beni korkutan kötülerin baskısı değil iyilerin kayıtsızlığı. M. L. KİNG
· Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur. İ. İNÖNÜ
· Halkı koyun olan bir ülkenin en yakın komşuları kasaplardır. LA EDRİ
· Liderler tehlikeli değildir, Asıl tehlike her şeye inanıp, sorgulamayan ve menfaatleri uğruna her haksızlığa sessiz kalan kitlelerdir! A. ŞERİATİ
· Rüyanızın gerçekleşmesini istiyorsanız, öncelikle uykudan uyanmanız gerekir. S. M. POWER
· Suya sabuna dokunmazmış; pise bak. ANONİM