Prof. Dr. Bülent Arı deyince aklımıza hemen cehaletle ilgili yaptığı bence talihsiz bir konuşması gelir.
Kendisinin doğrudan AKP bağlantısı olmasa da, ideolojik duruşu ve bu dönemde üstlendiği danışmanlık/uzmanlık rolleri ile bu partiye yakın olduğu bilinen Prof. Dr. Bülent Arı, Mart 2016'da İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde rektör yardımcısı iken TV canlı yayınında şu ifadeleri kullanıyor:
-"Ben daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum bu ülkede. Yani ülkeyi ayakta tutacak olanlar, okumamış, hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış cahil halktır." "Okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor... Türkiye'nin okumuş kesimi, profesörlerden başlayarak geriye doğru en tehlikeli olanlar üniversite mezunları."
Bunları söyleyen eğitimsiz biri olsa “Normaldir, kendisi gibi cahil olanı savunmak zorunda olduğu için böyle söylüyor.” diyeceğim ama adam koskocaman bir profesör ve de doktor payesi almış birisi. İçinde bulunduğu kendi konumuna ve durumuna bile bakmadan bu lafları söylemesi akıl alacak iş değil.
Hemen Vedat TÜRKALİ’nin “Bazen öyle diplomalı insanlar görüyorum ki, bu kadar cehalet ancak eğitimle mümkündür.” sözü aklıma geliyor. Biraz ağırca mı olur?” diye düşünüyorum ama yine de yazmadan edemiyorum. Artık kararı siz verin.
Ursula Le Guin, “SESLER” kitabında şöyle diyor:
Bir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin mutluluk olduğunu öğrenerek yetişiyor. Bir sonraki nesil ise cahil olduklarını bile bilmeyecekler; çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecekler.”
Ve devam ederek, bilginin baskılandığı ve cehaletin ödüllendirildiği toplumlarda oluşan korkunç döngüyü şöyle anlatıyor:
“İlk nesil, doğru bilginin peşinden gitmenin riskli olduğunu öğrenir ve bilerek cahil kalmayı seçer. Bu, rasyonel düşünceden vazgeçiştir. İkinci nesil ise, bilgiye erişim kanalları kurutulduğu için bilginin neye benzediğini ve değerini hiçbir zaman öğrenemez. İnsanlar, bilgiye sahip olmadıklarını bilemeyecek kadar derin bir bilişsel karanlığa gömülür. Eleştirel düşünce ve sorgulama yeteneği tamamen kaybolur. Sonuç ise mutlak cehalettir.”
Şöyle bir çevremize bakıp da gelişen olayları değerlendirdiğimizde, yazarın işaret ettiği yere, yani “mutlak cehalet” karanlık tüneline doğru son hızla gittiğimizin farkında olmak ne acı?
Ha, bu arada yaşlı olmak da bazı durumlarda iyi bir şey galiba. Çünkü en azından o günlerde yani mutlak cehalet döneminde yetişen neslin ülkemizi ve dünyayı ne hale getirdiğini görmeye ömrümüz yetmeyecek.
Bu da bizim züğürt tesellimiz olsun…
DÜŞÜNEN SÖZLER:
· Eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır. Osman BÖLÜKBAŞI
· Aydınların aydınlatamadığı halkı, soytarılar aldatır. CEMİL MERİÇ
· Ayıyı muhtar yapan köy, armudu ancak rüyasında görür. ÇİN SÖZÜ
· Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek âlimler çıkabilir. ATATÜRK
· Aldanma cahilin kuru lafına,
Kültürsüz insanın külü yalandır.
Hükmetse dünyanın her tarafına,
Arzusu, hedefi, yolu yalandır.
ÂŞIK VEYSEL