Dün, bu tarihi ve mutlu günün, 103’üncü yıldönümü idi.
Ve de emperyalizmin Ortadoğu jandarması İsrail tarafından, 7 Ekim 2023’ten itibaren karadan, havadan, denizden bombalanan mazlum Gazze halkının acısı, tüm Türk halkının vicdanını sarsarken…
Ve yine emperyalizmin garnizon devleti İsrail tarafından Lübnan, ikinci bir Gazze’ye dönüştürülürken…
Ve de İsrail ve ABD’nin İran’a saldırılarıyla savaş, tüm bölgeye yayılarak sınırlarımıza yaklaşmışken… Yine de görkemli törenlerle ve büyük bir coşkuyla kutlanır olmuştur Cumhuriyet’in 103’üncü yılı.
Çünkü Cumhuriyet, “modern dünyaya” açılımın ilk kapısı idi…
Çünkü Cumhuriyet, “kulluktan yurttaşlığa” geçişin ilk adımı idi…
Zaten tarihi diyalektiği doğru okuyan kurucu lider Atatürk, Samsun’a ayak basarken kafasında var olan projeyi Nutuk’ta şöyle anlatmıştı:
“Efendiler… Bir tek karar vardı, o da milli egemenliğe dayanan kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak” demişti.
Ve işgal altındaki Anadolu, emperyal işgalden temizlenmiş ve de Cumhuriyet, savaştan savaşa koşan, 11 milyonu köyde yaşayan 13 milyon yorgun insanla kurulmuştu.
***
Ama Cumhuriyet, kaybedilmemesi gereken bir kazanım olmuştu bu ülke için.
Çünkü Cumhuriyet, saltanatın kaldırılması ve hilafetin lağvedilmesi ile egemenliğin, saraydan alınıp halka verilmesi idi.
Çünkü Cumhuriyet, Anadolu’nun kendi kültürüyle, kendi diliyle buluşması idi. Ve de Cumhuriyet, Anadolu’nun kendi kültürüyle, kendi diliyle yaşaması idi.
Ve Cumhuriyet:
-“Çağdaş, laik, demokratik bir devlet” olmaktı…
-“Hukuk devleti” olmaktı…
-“Tam bağımsız” olmaktı…
-Kalemin silahtan tehlikeli görülmediği bir Türkiye olmaktı.
Yani özgürlüklerden korkmayan siyasal ve sosyal bir yapı olmaktı.
Çünkü Cumhuriyet, yaşama hakkı idi, sağlık hakkı idi, eğitim hakkı idi.
Çünkü Cumhuriyet, kadınlara seçme ve seçilme hakkı idi.
Ve de Cumhuriyet din ve vicdan özgürlüğü idi, düşünce ve basın özgürlüğü idi, laiklik idi, medeni hukuk idi.
Yani bunlar Cumhuriyet’in getirileri ve Cumhuriyet’le kazanılan değerler idi.
Çünkü kurucular, özellikle bu hedefleri koymuştu.
***
Ama her nedense yukarıdaki hedeflere ulaşmada sorunlar yaşandı, birçok hedefe yeterli ölçüde ulaşılamadı.
-Evet, bir “kanun devleti” olundu, ama tam bir “hukuk devleti” olunamadı.
-Bağımsız, tarafsız, güven veren bir yargı, yeterli ölçüde gerçekleştirilemedi.
-“Üstünlerin hukuku” yerine “hukukun üstünlüğü” olan bir yapı oluşturulamadı.
-Toplumsal hoşgörünün tohumları yeterli ölçüde yeşertilemedi.
-Özellikle farklılıklara karşı önyargılar yıkılamadı.
Nitekim tam 103 yıldır Kürt sorunu çözülemedi, Alevi sorunu çözülemedi.
Oysaki bu ülke Türk-Kürt, Alevi-Sünni, yani tüm farklılıkların birlikte verdiği kanlı bir savaşla kurtarılmıştı.
Evet, komşularıyla barışık, ülke içinde barışık, cumhuriyeti içine sindirmiş bir Türkiye görünümü çizmek gerekirken, Cumhuriyetin 103’üncü yılında böyle bir Türkiye görünümü çizmek doğru değildi.
Ama görünüm bu idi! Böyle bir görünüm oluşmuştu.
***
Peki, neden böyle bir görünüm oluşmuştur?
Bunun nedeni olarak Türk toplumunun karakterinde, cumhuriyetle bir doku uyuşmazlığı mı vardır? Hayır.
Yani bunun nedeni, cumhuriyet midir? Hayır.
Bunun nedeni, cumhuriyeti kuranlar mıdır? Hayır.
Peki nedir?
Bunun nedeni, bilinçaltındaki cumhuriyete ve cumhuriyet devrimlerine duyulan itirazlar ve bu itirazların yok edilememiş olmasıdır.
Ve de bunun nedeni, bu itirazların siyasi hesaplarla kullanılmış ve de kullanılmakta olmasıdır.
İşte bu nedenle olması gereken: -Cumhuriyetin ikinci yüzyılında bu olgulardan uzaklaşmış bir Türkiye yaratmaktır. -Demokrasiyi içine sindirmiş, barışık bir toplumsal yapıyı inşa etmiş bir Türkiye yaratmaktır.
Çünkü bu toplumun karakteri, olması gereken bu oluşuma uygundur.
Ve de bu toplumun sosyal dokusu, böyle bir oluşuma uygundur.
Tüm halkımızın cumhuriyet bayramı kutlu olsun.