Cumhuriyet, bir ulusun özgürlüğe, eşitliğe ve aydınlık bir geleceğe duyduğu inancın eseridir. 29 Ekim 1923, yalnızca bir yönetim biçiminin değiştiği tarih değil; aklın, bilimin ve çağdaşlaşmanın rehberliğinde yeni bir toplum kurma iradesinin simgesidir.
Bir eğitimci olarak inanıyorum ki Cumhuriyet’in geleceği, bugün sınıflarımızda yetiştirdiğimiz çocukların düşüncelerinde, davranışlarında ve yaşama bakışlarında biçimlenmektedir. Bu nedenle öğretmenin sorumluluğu, yalnızca ders anlatmak ve verilen programı tamamlamakla sınırlı değildir.
Sınıfta söz almak isteyen bir öğrenciyi yüreklendirmek, farklı düşündüğü için dışlanan bir çocuğun yanında durmak, arkadaşının başarısını kıskanmak yerine takdir etmeyi öğretmek de Cumhuriyet eğitimciliğinin bir parçasıdır.
Sınıf başkanını seçerken öğrencilerin özgür iradelerine alan açmak, alınacak kararlarda onların görüşlerini dinlemek, ortak kuralları birlikte belirlemek; demokrasi kültürünü çocuklara yaşayarak kazandırır.
Bir öğrencinin yanlış yanıtıyla alay etmek yerine onu yeniden düşünmeye yönlendirmek, bir sorunun cevabını ezberletmek yerine araştırmaya teşvik etmek, bilimsel düşüncenin temellerini atar. Ekonomik olanakları farklı olan öğrenciler arasında ayrım yapmamak, sessiz kalan çocuğun da yeteneğini fark etmek, her öğrenciye adil fırsatlar sunmak ise eşitlik anlayışını güçlendirir.
Öğretmen, çevreyi temiz tutmayı anlattığı kadar sınıfını temiz tutarak, kitap okumanın önemini vurguladığı kadar kitap okuyarak, dürüstlüğü öğütlediği kadar kendi davranışlarında dürüst ve tutarlı olarak örnek olmalıdır. Grup çalışmalarında iş birliğini, tartışmalarda saygılı konuşmayı, anlaşmazlıklarda çözüm aramayı öğretmelidir. Çünkü çocuklar Cumhuriyet’in değerlerini yalnızca ders kitaplarından değil, okulda her gün yaşadıkları deneyimlerden öğrenirler.
Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet’i yaşatmak; düşünen, sorgulayan, sorumluluk alan, haklarını bilen ve başkalarının haklarına saygı duyan bireyler yetiştirmekle mümkündür. Öğretmenin her gün sınıfta attığı küçük ama bilinçli adımlar, geleceğin özgür ve aydınlık toplumunu oluşturur.
Cumhuriyet, geçmişten devraldığımız büyük bir miras, geleceğe karşı taşıdığımız önemli bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu yerine getirmek için en güçlü alanlardan biri okullarımız, en önemli rehberlerden biri ise öğretmenlerimizdir.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve bağımsızlığımız uğruna mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyor, Cumhuriyet Bayramımızı gururla kutluyorum.
Çünkü Cumhuriyet, sınıfta bir çocuğun özgürce soru sorabilmesiyle, adaletin gözetilmesiyle, bilginin sorgulanmasıyla ve her öğrencinin kendini değerli hissedebilmesiyle geleceğe taşınır.
Bir milletin yüreğinde Cumhuriyet sevgisi yaşadığı sürece, o milletin geleceği de umutla aydınlanacaktır.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızın 103’cü yılı kutlu olsun! Yaşasın Cumhuriyet!