Kimi yazarlar vardır; geride bıraktıkları yapıtların sayısıyla değil, yazdıkları tek bir yapıtın edebiyatımızda açtığı yerle anımsanırlar. Şükrü Gümüş de böyle bir yazardı.
1948 yılında Çorum'un Göcenovacık köyünde dünyaya gelen Şükrü Gümüş, 28 Ağustos 1984'te, henüz otuz altı yaşındayken yaşama veda etti. Kısa ömrüne öğretmenliği, köy yaşamının güçlüklerini, Anadolu'nun değişik coğrafyalarını, insan sevgisini, güçlü bir gözlem yeteneğini ve bütün bunları edebiyata dönüştürme çabasını sığdırdı.
Onu edebiyat tarihimizde asıl önemli kılan ise, daha yirmi iki yaşındayken yazmaya başladığı ve Hakkâri'nin Gelitan köyündeki öğretmenliği sırasında biçimlendirdiği Zap Boyları romanıdır. Roman, 1974 Milliyet Roman Yarışması'nda 312 yapıt arasından Başarı Ödülü kazandı ve 1976'da yayımlandı.
Fakat Şükrü Gümüş'ün öyküsü Zap Boyları ile başlayıp orada biten bir öykü değildir. Tam tersine, Zap Boyları onun edebiyat yolculuğunun henüz başlangıcıdır. Ölümüyle birlikte yayımlanamamış Topal Karınca romanıyla birlikte, yarım kalmış roman taslakları ve öyküleri kaldı geride. Bu nedenle Şükrü Gümüş'ün yaşamına bakarken yalnızca ortaya koyduğu yapıta değil, erken sona eren bir edebiyat yaşamına da bakmak gerekir.

Şükrü Gümüş, 1948 yılında Çorum'un Göcenovacık köyünde, dokuz çocuklu bir ailenin en büyük çocuğu olarak doğdu.
Çocukluğu, Cumhuriyet'in köylerde eğitim olanaklarının henüz yeterince gelişmediği yıllara rastladı. İlkokulu kendi köyünde tamamladıktan sonra eğitimini sürdürebilmek için Çorum'a geldi. Ortaokul yıllarında, kendi anlatımıyla, susuz ve ışıksız gecekondu evlerinde, güç koşullar altında okumaya çalıştı.
Bu dönem, onun kişiliğinin oluşmasında önemli bir yere sahiptir. Çünkü Şükrü Gümüş daha çocukluk ve gençlik yıllarında, Anadolu insanının yoksulluğunu, eğitim için verilen uğraşı ve yaşama tutunmanın güçlüğünü doğrudan yaşayarak tanımıştı.
Daha sonra Çorum İlköğretmen Okulu'na sınavla ve parasız yatılı olarak girdi. 1968'de mezun olduktan sonra gönüllü olarak Hakkâri'de öğretmenliğe başladı.
Öğretmenlik onun için yalnızca bir meslek değildi. Aynı zamanda Anadolu'yu, insanını ve ülkesini tanımanın bir yoluydu.
Şükrü Gümüş okul yıllarında Türk Dili, Varlık ve dönemin başka edebiyat dergileriyle okul sıralarında tanışmış, buralarda yayımlanan yapıtları dikkatle izlemiş; şiirler, öyküler yazmaya başlamıştı.
Yazarlığı bir heves olarak değil, yaşamının temel uğraşlarından biri olarak görüyordu.
Öğretmen okulundan mezun olduğunda ise önünde iki yol vardı: Birincisi, güvenli bir meslek yaşamı sürdürmek; ikincisi, ülkesini ve insanlarını tanıyarak yazarlığını geliştirmek.
Şükrü Gümüş ikinci yolu seçti.
Hakkâri'yi kendi isteğiyle seçmesi bu bakımdan son derece anlamlıdır.
Onun için Hakkâri yalnızca bir görev yeri değildi. Türkiye'nin doğusunu, oradaki insanları ve alışılmış çevresinden çok farklı bir yaşamı tanıma fırsatıydı.
Şükrü Gümüş'ün yaşamında Hakkâri'nin özel bir yeri vardır.
1968 yılında öğretmenliğe başlayan Gümüş, Hakkâri'nin Gelitan köyünde iki yıl görev yaptı. Bu iki yıllık dönem, onun hem insan olarak hem de yazar olarak gelişmesinde belirleyici oldu.
Yıllar sonra Hakkâri'ye neden gittiğini açıklarken, ülkesini ve insanlarını tanımak istediğini; okullarda öğretilenlerden ve siyasi söylevlerde anlatılanlardan çok farklı bir yaşamla karşılaştığını anlatacaktı..
İşte Zap Boyları bu karşılaşmanın ürünüdür.
Gümüş, dışarıdan bakarak bir bölgeyi anlatmayı seçmedi. Orada yaşadı. Öğretmen olarak köylünün yaşamına girdi. Onların acılarını, sevinçlerini, yoksulluklarını, korkularını, umutlarını, geleneklerini ve doğayla mücadelelerini yakından gözlemledi.
Bu yüzden Zap Boyları yalnızca bir roman değildir.
Aynı zamanda genç bir Cumhuriyet öğretmeninin Anadolu'nun uzak bir köşesinde karşılaştığı gerçekliğe verdiği edebî bir yanıttır.
Şükrü Gümüş'ün edebiyat serüvenindeki en şaşırtıcı noktalardan biri, Zap Boyları gibi güçlü bir romanı henüz yirmi iki yaşındayken yazmış olmasıdır.
(SÜRECEK)