Saltanattan Meşrutiyete, Meşrutiyetten Cumhuriyete
Millî İradenin Yolculuğu
Bu çalışma, Osmanlı Devleti’nin son döneminden Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna uzanan süreci; meclislerin açılış ve kapanışlarını, İstanbul’un işgalini ve Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunu tarih sırasıyla ele almaktadır. Amaç, olayları yalnızca sıralamak değil, aralarındaki tarihî bağlantıları görünür kılmaktır.
1. Saltanat ve ilk meclis: Anayasal yönetime geçiş (1876–1878)
23 Aralık 1876’da Kanun-ı Esasi ilan edildi. Osmanlı Devleti ilk anayasasına kavuştu ve anayasal yönetime geçiş süreci başladı. Meclis-i Umumi, halk tarafından seçilen üyelerden oluşan Meclis-i Mebusan ile üyeleri padişah tarafından belirlenen Meclis-i Âyan’dan meydana geliyordu.
İlk Meclis-i Umumi 19 Mart 1877’de açıldı. Ancak padişahın yetkileri geniş ölçüde devam ediyordu; meclisin açılması egemenliğin bütünüyle millete geçtiği anlamına gelmiyordu.
Osmanlı-Rus Savaşı’nın ağır şartları içinde II. Abdülhamid, 13 Şubat 1878’de meclisi süresiz tatil etti. Böylece parlamenter temsil tecrübesi kesintiye uğradı. Tarihî kaynaklarda bu olay çoğu kez meclisin kapatılması diye anılsa da hukuki işlem, meclisin süresiz tatil edilmesiydi.
Yaşanmışlığın içinden: 1877–1878 savaşının bedeli yalnızca cephede verilmedi. Seferberlik, kayıplar, göçler ve ekonomik sıkıntılar sıradan insanların hayatını da etkiledi. Meclisin tatil edilmesi, savaş şartlarında devletin karar alma biçimini yeniden saray merkezine taşıdı. Bir kurumun kapatılması, siyasi bir karar olmanın yanında toplumun sesinin hangi kanallardan duyulabileceğini de belirliyordu.
2. İkinci Meşrutiyet ve siyasi mücadeleler (1908–1918)
23 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet ilan edildi ve Kanun-ı Esasi yeniden yürürlüğe konuldu. Seçimlerin ardından Meclis-i Mebusan 17 Aralık 1908’de açıldı. Siyasi partiler, basın ve meclis tartışmaları daha görünür hâle geldi; anayasal yetkiler ve hükûmetin meclise karşı sorumluluğu tartışıldı.
1909’da Kanun-ı Esasi’de değişiklikler yapıldı. Bununla birlikte siyasi mücadeleler, askerî müdahaleler ve savaşlar, parlamenter düzenin istikrarlı biçimde işlemesini zorlaştırdı.
23 Ocak 1913’teki Bâbıâli Baskını sonrasında İttihat ve Terakki’nin iktidar üzerindeki hâkimiyeti güçlendi. 1914’te açılan meclis, Birinci Dünya Savaşı yıllarında muhalefetin bulunmadığı bir ortamda faaliyet gösterdi.
Yaşanmışlığın içinden: Bu yıllarda sıradan bir ailenin gündemi çoğu zaman anayasa tartışmalarından önce güvenlik, geçim, askerlik ve seferberlikti. Balkan Savaşları sonrasında yaşanan toprak kayıpları ve göçler, devletin siyasi krizlerinin insan hayatında nasıl karşılık bulduğunu gösterdi. Meclisin varlığı tek başına istikrar sağlamadı; siyasi rekabetin kurallarla yürütülmesi ve kurumların baskıdan uzak çalışması da gerekiyordu.
3. 21 Aralık 1918: Meclis neden feshedildi?
30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalandı. Osmanlı Devleti askerî yenilgi içindeydi; İttihat ve Terakki yönetimi sona ermiş, yeni bir hükûmet dönemi başlamıştı. Sultan Vahdettin 21 Aralık 1918’de Meclis-i Mebusanı feshetti.
Yaşanmışlığın içinden: Mondros sonrasındaki belirsizlik, askerlerin terhis edilmesi, geçim kaynaklarının daralması ve işgal haberleri toplumda gelecek kaygısını büyüttü. İstanbul’un sokaklarında ve Anadolu’nun kasabalarında insanlar, devletin kendilerini koruyup koruyamayacağını sorguluyordu. Bu nedenle meclisin feshi yalnızca anayasal bir işlem değildi; zaten sarsılmış olan temsil ve güven duygusunu da etkiledi.
Bu kararı yalnızca savaşın kaybedilmesine bağlamak eksik olur. Savaş yenilgisinin yarattığı devlet krizi, İttihat ve Terakki’nin savaş yıllarındaki siyasi ağırlığı ve geçmiş dönemin sorumluluklarına ilişkin tartışmalar, padişah ile hükûmetin siyasi hesapları ve İstanbul üzerindeki dış baskı birlikte değerlendirilmelidir. İstanbul, 13 Kasım 1918’den itibaren İtilaf kuvvetlerinin fiilî denetimi altındaydı.
Fesih sonrasında yeni seçimlerin zamanında yapılamaması, temsil kurumunu uzun süre devre dışı bıraktı. Ancak Anadolu’da gelişen Millî Mücadele, milletin kendi geleceği hakkında söz sahibi olma talebini yeniden gündeme taşıdı.
(SÜRECEK)