Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Suriye ile yeniden diplomatik ilişkileri kurmamak için bir sebep yok. Geçmişte nasıl yaptıksa yine yapabiliriz demesi

NATO Zirvesi dönüşünde, “Türkiye’nin Suriye ile yeniden barış ortamını kurmaya hazır olduğunu söylemesi ve de Şu ana kadar bu süreç olumlu istikamette gelişti. Temenni ediyorum ki yakın bir zamanda somut adımları da atarız demesi...

Ayrıca CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, Suriye'yi ziyaret ederek Beşar Esad ile görüşme isteğine, Şam'dan olumlu cevap geldiğinin ifade edilmesi...

İşte bu ifadeler, iktidar ve muhalefet cephesinde Suriye politikasında olabilecek olumlu gelişmelerin işareti olmuştur.

Aslında 2 yıl önce de bu işaretler verilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Temmuz 2022’de Ukrayna dönüşünde, Suriye ile daha ileri seviyede adımlar atmak istiyoruz demişti.

Ve yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Siyasette dargınlık olmaz. Her an barış içinde olacaksın. Her an görüşebilme imkânı yakalayacaksın demesi...

Ve de Türkiye’nin, Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı duyduğunu söylemesi

Bu sözler de o günlerde, 2011’den bugüne devam eden Suriye politikasından, olumlu bir dönüşün işaretleri olmuştu.

***

Eğer daha da gerilerden bakarsak:

AKP iktidarı, 2003 yılından itibaren Suriye ile dostluk köprüleri kurmuştu. O günün Cumhurbaşkanı Gül, o günün Başbakanı Erdoğan ile üst düzeyde karşılıklı ziyaretler, görüşmeler, anlaşmalar yapılmıştı.

Ve Komşularla ve de özellikle Suriye ile sorunsuz bir politika izlendiğisöylenmişti.

Nitekim 2007 yılında Erdoğan,  Halep Olimpiyat Stadı’nı Suriye Devlet Başkanı Esad’la birlikte açmıştı. Seyircileri Esad’la birlikte selamlamış ve Esad’la birlikte alkışlamıştı.

Ve 2009 yılında Suriye ile Türkiye arasında, “Yüksek Düzeyde Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) kurulmuştu. O günün Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bu anlaşmayı “ortak kader, ortak tarih, ortak gelecek” diye formüle etmişti.

Yine 2009 yılında, iki ülke arasında vize muafiyeti sağlanmıştı.

Siyaset-güvenlik-sağlık-tarım-ticaret-enerji-ulaştırma-su-eğitim-bilim-kültür-çevre gibi alanlarda 50’ye yakın anlaşma imzalanmıştı.

***  

Elbette o gün bu politikalar doğru idi.

Çünkü çok netameli bir bölge olan Ortadoğu'da, komşularımızla uzun yıllar gerginlik üzerine kurulmuş dış siyasetimizin yanında, bu olumlu gelişmeler Türkiye'nin çıkarına idi.

Ama bu sıcak komşuluk ilişkileri:

Bölgeye yönelik bir ABD projesi olan ve “Arap Baharı” diye sunulan ve de Tunus'tan başlatılarak estirilen rüzgâr, Suriye'ye gelince birden düşmanlığa dönüşüverdi. Ve de birdenbire “Esad”, “Esed” oluverdi.

Oysaki Türkiye’nin doğusunda yaşanan düşük yoğunluklu bir savaş, ülke ekonomisini ve ülke siyasetini sarsarken

Ve de özellikle uluslararası siyasetin gündemine taşınır bir süreç izlerken

Türkiye'nin Suriye'deki gelişmelere taraf olarak karışır görünmesi, hem tehlikeli hem yanlış idi.

Çünkü bu politika Suriye'deki çatışmaları, Türkiye'nin içine çeker bir süreç olabilecekti.

Nitekim oldu ve de ABD ve Batı’lı küresel güçlerin finanse ettiği örgütlerin, Suriye’den Türkiye’ye geçmesini önlemek için, 911 kilometrelik Suriye sınırının 837 kilometresine duvar çekilmek zorunda kalındı.      

Ama birkaç yıldır ve özellikle de son günlerde, Suriye politikasında önemli bir değişim rüzgârı eser oldu.

Ve de olabilecek bu olumlu gelişmelerin, ayak sesleri de duyulur oldu.

***

Herhalde Suriye politikasındaki bu değişimin itici gücünde:

-Rusya ve Türkiye arasında yapılan görüşmeler

-Resmi rakamlarla 4 milyonu, gayrı resmi rakamlarla 7 milyonu aşan Suriyeli sığınmacılar

-Özellikle de 2011’den bugüne, Suriye politikasından bir sonuç alınamaması    

-Ve de yaşanan sınır güvenliği gibi konular belirleyici olmuştur.

Ama hangi nedenle olursa olsun, Suriye ile yeni bir dostluk köprüsü için bu değişim olumlu bir adım olacaktır.

Çünkü okyanus ötesiyle hısım, komşusuyla hasım olmak zaten yanlış bir politikadır. Ve de Cumhuriyetin kuruluş felsefesine aykırı bir siyasi duruştur.

Bu nedenlerle yapılması gereken, muhalefetle birlikte bir Suriye politikası üretmektir.

Ve bu politika, Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunmak olmalıdır.

Ve bu politika, Suriye yönetimini muhatap almak olmalıdır.

Ki, sonuçta bugün bu noktaya da gelinmiş gibidir.

Ve de bu konuda CHP Genel Başkanı Özel’in de Esad’la görüşmesi gerçekleşirse, atılacak bu adımları tetikleyen olumlu bir girişim olacak gibidir.