Bugüne kadar kendinizi zengin hissettiğiniz hiç oldu mu? Kişisel olarak söyleyeyim, benim bazen oluyor. Ama ne zaman biliyor musunuz? Bir fakire, garibana sıkıntısını hafifletecek bir katkı yaptığım zaman. Ya da şöyle söyleyeyim; ihtiyacı olan birine, maddi sıkıntısını hafifletecek bir şeyler verdiğim zaman.

İşte o zaman, hem de iliklerime kadar hissederim zenginliği,

Ve şöyle düşünürüm: “Demek ki kendi ihtiyacımı görmenin dışında, başka birinin ihtiyacına da bir katkı yapabiliyorum. Öyleyse zenginim.”

Şimdi bazılarınız “İyi de, senin o söylediğini gerçek zenginler yapmıyor ki, sıka sıka paralarının suyunu çıkarıyorlar. Kimseye zırnık koklatmaya niyetleri yok. Tüm amaçları yükünü çoğaltmak. Onlar zengin yaşıyorlar ve bunu sürdürebilmek için çok kazanmaları gerek. Sen, ben, o, kısacası bizler ise fakir yaşamaya alıştığımız için elimizdeki bize yetiyor. Eh, ucundan bucağından biraz da artırabilirsek işte garibana aktardığımız o dişimizden tırnağımızdan artırdığımız küçük miktarlar bizim kendimizi zengin hissetmemize neden oluyor.

Buraya kadar olayın maddi boyutunu konuştuk; gelelim diğer yönüne. Benim üzerinde durmak istediğim gerçek fakirlik maddiyata bağlı olanı değil, diğeri. Ne yazık ki, toplumun geldiği bu noktada zenginlik ya da fakirlik kavramı yalnızca maddi güce bağlı olarak ölçülüyor. Oysa işin bir de manevi ve sosyal yönü var. Şimdi de orayı açıklayalım. Aslında, açıklamama da hiç gerek yok. Çünkü Yaşar Kemal’in aşağıdaki dizeleri bu ikinci ama diğerinden çok daha önemli fakirliği çok güzel anlatıyor. Haydi hep birlikte okuyalım:

Fakir yaşıyoruz, çok fakir hem de!

Tatlı sözler söylemekte dilimiz fakir.

Arayıp sormakta elimiz fakir.

Sadaka vermekte, ufacık bir hediye almakta cebimiz fakir.

Sevdiklerimize zaman ayırmakta gönlümüz fakir.

Sevgileri yaşamakta yüreğimiz fakir.

İhtiyacım var sana deyince gitmekte ayaklarımız fakir.

Teselli etmekte, sevgimizi anlatmakta kelimelerimiz fakir.

Daha ne saymalıyız ki;

Zengin rolü yapıyoruz hepimiz.

Fakir yaşıyoruz hem de çok fakir...!

Yaşar Kemal

*

Evet değerli okurlar, maddi yönden ne kadar güçlü olursak olalım olayın bu boyutunu düşünmediğimiz ve önemsemediğimiz sürece cebimizdeki kabarıklığın hiç önemi yok. Çünkü biz asıl bu yönden fakiriz.

İçinde yaşadığımız dünya sahnesinde parasal açıdan zengin rolü oynayarak zengin görünmek elimizdeki bir şey. Bunu o rolün altına girmek isteyen herkes az ya da çok oynayabilir. Asıl zorluk diğerinde. Çünkü orada rol yok, sahne yok, yalnızca bizim ve başkalarının yaşamındaki gerçekler var. Üstelik de bu tür bir zenginliği elde etmek için paradan başka şeyleri düşünüp uygulamak zorundasınız.

Bunu yapabilenlere ne mutlu. Çünkü, dünyanın en zengin insanları asıl onlar…

DÜŞÜNEN SÖZLER:

· Bazı insanlar fakirdir, çünkü sahip oldukları tek şey paradır. P. MEAGHER

· Dilerim bir gün herkes zengin ve ünlü olup, hayalini kurduğu her şeye kavuşur; böylece de aranılan asıl cevabın bu olmadığını anlar. JİM CARREY

· Fakiri öyle karşıla ki; ona serdiğinden daha büyük bir dua sofrası sersin. Zengini öyle karşıla ki; gönlünü gördüğünde, kendi gönlünün fakirliğinden kahrolsun. ANONİM

· Fikir sahibi olmaya mal sahibi olmaktan fazla ihtiyaç duyacağımız gün, gerçek zenginliğin sırrını bulacağız. PEYAMİ SAFA

· Servetimizin gerçek ölçüsü, onu kaybettiğimizde geriye kalan değerimizdir. ANONİM

· Yoksulluk korkusu ile ömrünü servet toplamak peşinde harcamak, fakirliğin ta kendisidir. ŞUDRAKA