Kadın demek, emek demektir.

Kadınlar dokundukları her şeye alın terlerini, sabırlarını, yaratıcılıklarını ve zarafetlerini katarlar. Üretmek, onların hayatla kurdukları en güçlü bağlardan biridir. Tarlada üretirler, fabrikada üretirler, evlerinde, atölyelerinde ve mutfaklarında üretirler. Hele bugünlerde… Daralan bütçeler karşısında yoktan var ederek sofraya yemek koyabilmek için bütün yaratıcılıklarını kullanırlar.

Bir kadının elinden çıkan ürün yalnızca bir eşya değildir. O ürünün içinde emek, zaman, sabır, umut ve çoğu zaman ayakta kalma mücadelesi vardır.

Son yıllarda birçok belediyenin bünyesinde veya bağımsız kadın kooperatifleri aracılığıyla kadın emeği pazarları kuruluyor. Kadınların el işlerini, yöresel ürünlerini ve tasarımlarını sergileyip satabilecekleri alanların çoğalması elbette çok sevindirici. Çünkü bu pazarlar kadınlara yalnızca gelir sağlamıyor; onların toplum içinde daha görünür, daha güçlü ve daha özgüvenli olmalarına da katkıda bulunuyor.

Çorum, bu çalışmaların öncülerinden biriydi. Belki de Türkiye’deki ilk örneklerden biri, 1990’lı yıllarda kentimizde hayata geçirildi.

O yıllarda Sosyal Hizmetler’le iş birliği yaparak benim özel atölyemde kadınlara yönelik beceri kazandırma kursları açmıştık. Bu yazıyı, o günleri birlikte yaşadığımız kadın arkadaşlarımızdan biri okursa eminim büyük bir özlemle hatırlayacaktır.

Atölyemizde beceriyle sanatı iç içe geçirdik. Kadınlar yalnızca bir el işi öğrenmedi; renklerle, desenlerle ve farklı malzemelerle kendilerini ifade etmeye başladılar. Birbirinden güzel eserler ortaya çıktı. Bakanların açılışını yaptığı, oldukça kapsamlı ve çeşitli sergiler düzenledik. O sergiler yalnızca ürünlerin sergilendiği etkinlikler değildi; kadınların yeteneklerinin, hayallerinin ve görünmeyen emeklerinin toplumla buluştuğu çok değerli alanlardı.

Zamanla kadınların evlerinde ürettikleri el işleri de bu çalışmalara dâhil oldu. Ancak önümüzde önemli bir soru vardı: “Bu ürünleri nasıl değerlendirebiliriz?”

Dönemin değerli Belediye Başkanı Sayın Dr. Turhan Kılıçcıoğlu düşüncemizi destekledi ve Belediye’ye ait satış yerlerinden birini bize tahsis etti. Böylece kadınların ürettikleri ürünleri değerlendirebilecekleri bir kooperatif satış mağazası oluşturduk. Uzun süre faaliyetini sürdüren bu mağaza, pek çok kadının emeğini görünür kıldı ve ekonomik hayata katılmasına katkı sağladı. Kadınların güçlenmesine yönelik çalışmalarımıza değerli desteğini esirgemeyen Belediye Başkanımız Dr. Turhan Kılıçcıoğlu’nu rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.

Bu çalışma sonrasında birçok kadın kendi iş yerini açmaya cesaret etti. Kendi emeğine, becerisine ve gücüne daha fazla inandı. Ekonomik hayata katılmak için önemli adımlar attı. Bugünden geçmişe baktığımda, “O tarihlerde ne güzel işler yapmışız,” diyorum. Bir kadının hayatına dokunmak, onun kendi ayakları üzerinde durmasına küçük de olsa katkı sağlamak, sanırım yapılan bütün çalışmaların en değerli sonucuydu.

Bugün bir şeye ihtiyacım olduğunda alışverişimi mümkün olduğunca kadın kooperatiflerinden ve kadın emeği pazarlarından yapmaya çalışıyorum. Çünkü oradan aldığım şeyin yalnızca bir çanta, örtü, takı, oyuncak veya yiyecek olmadığını biliyorum. Aldığım her ürünle bir kadının emeğine, umuduna ve ekonomik bağımsızlık mücadelesine destek olduğumu düşünüyorum.

Geçtiğimiz günlerde yine alışveriş yapmak için uğradığım bir stantta emekçi bir kadının serzenişleriyle karşılaştım. Standına gelen bazı kişiler ürünlere bakarak, “Bunlar çok pahalı” diyormuş.

Kadıncağız bunu anlatırken neredeyse ağlayacaktı. “El emeği nedir, bilir misiniz?” diye sordu.

Belki de bu soruyu hepimizin kendimize sorması gerekiyor. Bir ürüne bakarken yalnızca fiyat etiketini mi görüyoruz? Yoksa onun için harcanan zamanı, malzemeyi, sabrı ve göz nurunu da hesaba katıyor muyuz?

Elbette herkesin bütçesi her ürünü almaya yetmeyebilir. Bir ürünü beğensek bile satın alamayabiliriz. Ama alamamak başka, emeği küçümsemek başkadır.

“Çok pahalı,” diyerek geçip gitmek yerine, “Ellerinize sağlık, çok güzel olmuş. Çok emek verdiğiniz belli ama şu anda bütçem yetmiyor” demek çok mu zor?

Bu birkaç nazik cümle bile o kadının emeğinin görüldüğünü ve değerinin anlaşıldığını hissettirebilir. Çünkü bazen insanı ayakta tutan yalnızca kazandığı para değil, emeğinin fark edilmesi ve takdir edilmesidir.

Kadın emeğini küçümseyen, hafife alan ve değersizleştiren ifadelerden kaçınmalıyız. Pazarlık yaparken bile kırmadan, incitmeden ve emeğe saygı göstererek konuşabiliriz.

Kadın kooperatifleri ve kadın emeği pazarları çoğalmalı. Ancak yalnızca stantların sayısının artması yeterli değildir. Bu pazarların görünürlükleri artırılmalı, uygun ve kalıcı satış alanları sağlanmalı; kadınlara tasarım, pazarlama, markalaşma ve dijital satış konularında destek verilmelidir. Belediyeler, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları bu çalışmaları sosyal bir sorumluluk olarak görmelidir.

Biz tüketiciler de üzerimize düşeni yapmalıyız. İhtiyacımız olan bir ürünü mümkün olduğunca kadın üreticilerden almalı, alamıyorsak bile güzel bir sözle onların emeğine saygımızı göstermeliyiz.

Unutmayalım: Bir kadının el emeğine verdiğimiz değer, yalnızca bir ürüne verdiğimiz değer değildir. Onun cesaretine, bağımsızlığına, ailesine ve geleceğine verdiğimiz değerdir.

Kadının emeği görülmeli, hakkı teslim edilmeli ve desteklenmelidir. Çünkü kadın üretirse aile güçlenir, toplum gelişir, gelecek güzelleşir.

Ankara