Her mevsim insanın ruhuna başka bir iz bırakır. Kış sabrı öğretir, sonbahar vedayı, yaz coşkuyu… Ama bahar, insana yeniden başlamayı öğretir. Belki de bu yüzden bahar bir başka güzel. Belki de mayıs ayında doğmuş olmamdandır; içimde hep bahara ait bir taraf vardır.

Kış geldiğinde yalnızca soğuğu hissetmem. Duyarlı her insan gibi, soğukta kalanları düşünürüm. Ayakkabısı olmayan çocukları, sobası yanmayan evleri, doğal gaz pahalı diye kat kat giyinen insanları… Doğayı kirlettiğimiz için yiyecek bulamayıp şehirlere inmek zorunda kalan kuşları, böcekleri, tüm canlıları… Kış bana biraz vicdanı, biraz da insan olmayı hatırlatır.

Ama kışın da kendine özgü bir masalı vardır. Şömine karşısında çayını yudumlamak, düşen kar tanelerini bir Strauss valsi eşliğinde izlemek, dışarıdaki beyaz sessizliğe dalmak… Çocukluğumdan kalan kartopu savaşları, leğenlerde kızak kaymalar, buz tutmuş camlardaki kristallerden hayaller kurmalar, çatılardan sarkan buzları düşürme sevinci… Tüten bacalar ve sıcak ekmek kokuları… Kış bazen üşütür ama bazen de insanın içini sıcacık sarar.

Benim kışla ilişkim biraz böyledir: Hem hüzünlü, hem masalsı, hem düşündürücü…

Fakat kışın en güzel tarafı, ardından baharın geleceğini bilmektir.

Bir sabah uyanırsın… Hava hâlâ serindir ama ışık değişmiştir. Güneş yalnızca odaya değil, içine doğar. Perdelerin arasından süzülen ışık, kalbine dokunur. İşte o an anlarsın: Bir şeyler yeniden başlıyor.

Bahar geldiğinde doğa sadece uyanmaz, konuşmaya başlar. Ağaçların dallarında beliren tomurcuklar, sabırla beklemiş bir kalbin yeniden atışı gibidir. Çiçekler açtıkça, insanın içinde de kapalı kalmış duygular açılır. İçimizde biriken sessizlik çözülür, yerini hafif bir heyecana bırakır.

Kuş sesleri çoğaldıkça, insanın iç sesi de değişir. Daha yumuşak, daha umutlu olur. Bahar, fark ettirmeden yüklerini hafifletir insanın. Kış boyunca ağırlaşan ruh, baharla birlikte biraz daha özgürleşir.

Toprağın kokusu bile başkadır baharda. Yağmurdan sonra gelen o taze koku… Sanki hayat yeniden yazılıyormuş gibi. Derin bir nefes alırsın ve fark edersin: Sadece yaşamıyorsun, hissediyorsun.

Bahar bir cesarettir aynı zamanda. Yeniden başlama cesareti… Yarım kalmış hayalleri hatırlama, ertelenmiş duyguları yaşama cesareti… Belki bir resmi tamamlama, belki bir sözü söyleme, belki de sadece kendine yeniden inanma cesareti…

Ve en güzeli, bahar insana şunu fısıldar:

Hiçbir şey bitmiş değil.

En uzun kışların ardından bile bir bahar gelir. En çok üşüyen kalpler bile bir gün ısınır. Umut dediğimiz şey, belki de tam olarak budur: Her şeye rağmen yeniden yeşerebilmek.

Bu yüzden her mevsim güzeldir…

Ama bahar, insanın içini yeniden yaşatan tek mevsimdir.