Çorum’un Sessiz Kahramanları

Bir şehir her sabah kendi kendine uyanmaz.

Biz güne başlamadan önce yola çıkan insanlar vardır. Sokakları temizleyenler, otobüsleri kullananlar, hastanelerde görev yapanlar, dükkânlarının kepenklerini açan esnaf, üretim yapan işçiler…

Çoğu zaman hayatımız sorunsuz ilerlerken onların emeğini fark etmeyiz. Oysa bir şehrin düzeni, her gün sessizce yerine getirilen binlerce görevin üzerinde yükselir.

Çorum’un sokaklarında da bu emeğin izleri vardır. Sabahın ilk seferini yapan otobüsten temizlenen caddelere, hastane koridorlarından çarşıda açılan kepenklere kadar…

Bir de bu kentin dokusuna karışmış insanlar vardır.

Sabah tıraşını olmuş, takımını özenle giymiş, iş çantasını alıp Gazi Caddesi’nden Çorum Haber’e doğru yürüyen Mehmet Abi’yi görmek…

Bu, sıradan bir manzaradan fazlasıdır. Yıllar içinde tanışıklığa, güvene ve aidiyete dönüşmüş bir görüntüdür. Gülümseyerek verilen bir selamın insana iyi geldiği, ortak yaşantımızda iz bırakmış anlardan biridir.

Mehmet Yolyapar, benim için Çorum’un değişen yüzü içinde tanıdık kalan, insana güven veren simalardan biridir.

Onun sık kullandığı “Enseyi karartmak yok.” sözü de bu yüzden anlamlıdır. Bu söz, yalnızca umudu değil, yaşadığı yere duyduğu inancı da anlatır.

Çünkü bir yeri sevmek, yalnızca güzelliklerini anlatmak değil; insanına, emeğine ve geleceğine sahip çıkmaktır.

Mehmet Abi’nin yürüyüşünde, selamında ve sözlerinde bu bağlılığın izleri vardır. O, Çorum’un hafızasında yer etmiş, şehrin gündelik hayatına emeğiyle ve samimiyetiyle dokunmuş insanlardan biridir.

Böyle insanlar sayesinde şehirler yalnızca binalardan, caddelerden ve meydanlardan ibaret kalmaz. Bir şehrin ruhunu asıl yaşatan; birbirini tanıyan, birbirine selam veren ve zor zamanlarda umudu diri tutan insanlardır.

Bu yüzden Mehmet Yolyapar’ı anlatmak, aslında Çorum’un insana dokunan tarafını anlatmaktır. Onun şahsında bu şehrin çalışkanlığını, vefasını ve umudunu görmek mümkündür.

Enseyi karartmak yok. Çünkü bu şehirde hâlâ birbirine güvenen, yaşadığı yere sahip çıkan ve geleceğe inanan insanlar var.

Leblebi ustasının yıllar içinde geliştirdiği el becerisinde, tarlasında çalışan üreticide, sabah erkenden işinin başında olan esnafta, gece nöbet tutan sağlık çalışanında, sokakları temizleyen görevlinin emeğinde aynı değeri görürüz: İşini sahiplenmek, sorumluluk almak ve yaşadığı hayata katkıda bulunmak.

Çorum’un görünmeyen haritasında yalnızca yollar yok; emek, sadakat ve aidiyet de var.

Şehri yaşatan insanlar çoğu zaman büyük cümleler kurmaz. İşlerini yapar, hayatımıza dokunur ve yollarına devam ederler.

Bizim yapacağımız ise onları fark etmek.

Bir “Kolay gelsin.” demek.

Bir teşekkür etmek.

Ve yaşadığımız şehrin hikâyesinde onların da payı olduğunu unutmamak.

Çünkü bir şehrin gerçek hikâyesi yalnızca meydanlarında, binalarında ve caddelerinde yazılmaz.

O hikâye, her sabah işinin başına giden insanların adımlarında da yazılır.

*

Gelecek hafta…

Şehrimizin bugününü ayakta tutan insanlardan, geleceğini şekillendirecek olanlara bakalım:

Çocukların Çorum’u nasıl?

Onların gözünden sokakları, oyun alanlarını, okul yollarını ve bu şehre dair hayallerini konuşalım.