Terörsüz Türkiye sürecinde hazırlanan Çerçeve Yasası”, meclisin tatile gireceği son günde yüksek bir oyla kabul edildi. 561 milletvekilinin katıldığı oylamada teklif, 467 “kabul” oyuyla Meclis’ten geçti. 87 “ret” oyu verilirken 7 milletvekili çekimser kaldı.

Parti bazındaki sonuçlara göre:

AKP’den 268, YENİ Parti’den 35, DEM P’den 55, MHP’den 44, CHP’den 29, Yeni Yol Partisi’nden 16, Bağımsızdan 7, HÜDA PAR’dan 4, TİP’den 3, DBP’den 2, EMEP’den 2, DSP’den 1 ve Saadet P’den 1 kabul oyu olmak üzere toplam 467 milletvekili kabul oyu verdi.

YENİ Parti’den 54, CHP’den 2, İYİ Parti’den 29, Bağımsızdan 1 ve Demokrat Parti’den 1 olmak üzere 87 ret oyu verildi.

Yeni Yol Partisi’nden 3 ve Yeniden Refah Partisi’nden 4 olmak üzere 7 çekimser oy kullanıldı. Ayrıca 31 milletvekili oylamaya katılmadı.

Bu sonuçlara göre, genelde bir mutabakat sağlanır olmuştur.

***

Evet, 10 Ağustos Türkiye siyaseti için, Meclis tarihine geçen önemli bir gün oldu. Çünkü 467 milletvekilinin terörün sona ermesi için, çoğunun iç dünyasında tartışılır olsa da içinde kopan fırtınalara karşın, risk alarak kabul oyu kullanmış olması küçümsenmeyecek bir tutum olmuştur.

Elbette bu yasaya sesli ya da sessiz itirazlar da olmuştur.

Çünkü bu ülkede, 50 yıldır terör sarmalının toplumun tüm kesimlerine ödettiği bedeller bu itirazları beslemiştir.

Ve de bu ülkede on yıllardır, şehit haberleri karşısında gözyaşı dökmüş bir toplum psikolojisi oluşmuştur.

***

Çerçeve Yasası’nın meclise sunulan yeni adı “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” yasası olmuştur.

Evet, bu dayanışma nasıl sağlanacaktır, bu bütünleşme nasıl sağlanacaktır?

İşte asıl sorun da budur. Bu nedenlerle, Türkiye siyaseti iktidarıyla-muhalefetiyle, meclisteki onaylama sonucu olması gereken bir sürecin içine girer olmuştur.

Ama zor bir sürecin içine girilir olmuştur.

Çünkü Türkiye, her nedense siyasi, ideolojik, etnik ve inanç eksenli sorunlarını çözebilen bir ülke olamamıştır.

Öyle ki:

-Yılların, on yılların zihinlerde büyüterek biriktirdiği sorunlarla...

-Toplumsal kesimlerin birbirine karşı bilenmesiyle

-İktidarların risk almak yerine sorunları geçiştirmesiyle

Ve de siyasetin, biriken bu sorunları halının altına süpürmesiyle, ülkenin sırtına taşınması zor yükler bindirilmiştir.

***

Evet, işte asıl sorun budur.

Ama sorun yalnız siyasi, ideolojik, etnik ve inançsal farklılıklarda değildir.

Çünkü bir ötekileştirme durumu vardır bu ülkede. Hem de yıllarca zihinlere kazınmış bir ötekileştirme

Yıkılmamış, yok edilmemiş öfke vardır bu ülkede.

Yıkılmamış, yok edilmemiş önyargılar vardır bu ülkede.

İnsanımızı birbirinden uzaklaştıran nefret söylemleriyle, zihinler kirletilir olmuştur bu ülkede.

Evet, genel olarak toplumsal barışın önüne engel olan, ama yok edilmesi gereken böyle bir durum vardır ülkede.

***

Elbette bir ülkede farklılıklar olacaktır.

Farklı siyasi kimlikler, farklı ideolojiler, farklı etnik kimlikler, farklı inanç kimlikleri olacaktır.

Önemli olan, bu farklılıkları siyasal çıkar için kaşımamaktır.

Önemli olan, bu farklılıkların birlikte yaşayabileceği, güçlü bir toplumsal iklimin yaratılmasıdır.

Ve böyle bir oluşum için yasal düzenlemelerin olması kaçınılmazdır.

Ama bir yasal düzenleme ile zihinlerdeki birikim tortularının yok edilmesi de yeterli değildir. Çünkü yalnız bir yasal düzenleme ile önyargıların yıkılması mümkün değildir.

Önemli olan, oluşan bu siyasal mutabakatın iktidarıyla, muhalefetiyle topluma yansıtılabilmesidir.