MEB tarafından öğrencilerin ve öğretmenlerin sınıf içinde cep telefonu kullanmasının yasaklanmasıyla sosyal medya yine gündem oldu.

Zaten sahneye çıktığından ve de hayatımıza girdiğinden bugüne, en çok tartışılan bir konu olmuştu sosyal medya.

Öyle ki beğenenler oldu, beğenmeyenler de; savunanlar oldu, savunmayanlar da.

Ama beğenenler de kullanmakta beğenmeyenler de; savunanlar da kullanmakta savunmayanlar da.

Elbette zaman zaman kapatılmasını isteyenler de oldu ve de olmakta.

Bu nedenle Türkiye’de, pek çok internet sitesi ve sosyal medya platformu çeşitli dönemlerde yasaklanmıştı.

Nitekim Google’ın sahip olduğu video sitesi YouTube”, en büyük dijital ansiklopedi olan Wikipedia”, sosyal medya platformu Twitter (yeni adıyla X)”, Instagram veekşi sözlük gibi siteler ve de sosyal medya platformları zaman zaman kapatılmıştır.

***

Ama kim ne derse desin sosyal medya, artık günümüzün bir gerçeği olmuştur.

-Çünkü bilgiye kolay ulaşım ve yüksek etkileşim sunmakla

-Elektronik bir kitle iletişim aracı olmakla

-Globalleşen dünyada bilginin paylaşımını kolaylaştırmakla

Ve de iletişimi yaygınlaştırarak, kültürel ve sosyal gelişmenin önünü açmakla günümüzün bir gerçeği olmuştur.

Evet, sosyal medya platformları günümüzde, bu konularda giderek sanki bir rol üstlenmiştir. Çünkü bugün sosyal medya platformları, gittikçe ulusal ve uluslararası birer bilgi ve haber paylaşım kanalları haline dönüşmüştür.

Ve daha da önemlisi; sosyal medya, birçok toplumsal olayda kamuoyunu örgütleme, yönlendirme, teşvik ve motive etme özellikleriyle iktidarları ürkütür olmuştur.

***

Elbette, her konuda olduğu gibi sosyal medyanın da doğru ve amacına uygun biçimde kullanılması gereklidir ve de önemlidir.

Çünkü toplumsal bir infial yaratmak isteyen karanlık oluşumlar, zaman zaman sosyal medya üzerinden çok ciddi bir haber kirliliği yaratabilmektedir.

Tam tersi bir durumda ise sosyal medyanın gücünden yararlanılmakta, bir kötülüğe sosyal medya aracılığıyla karşı konulabilmektedir.

Nitekim hukukun çok tartışıldığı ülkemizde sosyal medya, bir adalet arama platformu gibi işlem görür olmuş ve de olmaktadır.

Yani bu platformlar, hayatımızın bir parçası olmuştur diyebiliriz.

Ve de bu oluşumlardan artık geri dönüş yoktur diyebiliriz.

***

Peki, Türkiye’de sosyal medya kullanımı nasıldır?

TRT’nin 7 Şubat 2024 günü verdiği bilgilere göre Türkiye’de en çok kullanılan sosyal medya platformlarından:

-Facebook kullanan 34 milyon kişidir.

-Twitter (X) kullanan 20 milyon 670 bin kişidir.

-Instagram kullanan 57 milyon 100 bin kişidir.

-TikTok kullanan 37 milyon 734 bin kişidir.

-Youtube kullanan 57 milyon 500 bin kişidir.

-WhatsApp kullanan 52 milyon kişidir.

Bu sosyal medya platformlarından Facebook, Twitter (X), İnstagram, Youtube, WhatsApp ABD merkezlidir. TikTok ise Çin merkezlidir.

***

Sonuçta görünen o ki:

Hem sosyal medya platformlarından şikâyet edilmekte, hem de her işimiz bu platformlar eliyle gerçekleştirilmektedir.

Ve de kurumların, kuruluşların, bakanlıkların, STK’ların bütün duyuruları bu platformlar aracılığı ile yapılmaktadır.

Hatta partisinden istifa edenler bile ayrıldığını sosyal medya üzerinden duyurmaktadır.

İşte bu nedenlerle yaşamımızın bir parçası haline gelen sosyal medya platformlarını silip atamayacağımıza göre, tek çare bağımlılığı azaltabilmek olmalıdır.

Ve de bunun için insanların sosyal medyaya yönelme gerekçelerini azaltacak tedbirler geliştirilmelidir.

Ve de TÜİK verilerine göre internet kullanım oranının % 87 olduğu, 55 milyon akıllı telefonun kullanıldığı ülkemizde, sosyal medyanın kapatılarak, yasaklanarak ya da engellenerek bir çözüm bulunamayacağı görünen bir gerçektir.

Ama teknoloji bağımlılığının, dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de özellikle çocukları tehdit eden alışkanlıkların en başında geliyor oluşu da bir gerçektir.

Dünya geneline baktığınızda, bilişim teknolojilerini üreten ülkelerde internet, sosyal medya, mobil telefon kullanım süreleri bizdekinin çok altındadır.

Nitekim Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye'de sosyal medyada geçirilen haftalık sürenin 41 saat, dünya genelinde haftalık 33 saat 27 dakika olduğunu ifade etmiştir. Ki, ciddi ciddi sorgulanması gereken bir durumdur.

Milli Eğitim Bakanlığının sınıf içinde telefon yasağına gelinirse…

Elbette karar yanlış değildir. Nitekim Fransa, Hollanda, İtalya, Belçika, Macaristan, İsveç, Lüksemburg gibi Avrupa ülkelerinde de bu yasak uygulanmaktadır.

Ama MEB’in bu kararının, öğretmen kuruluşlarıyla birlikte alınması daha doğru olurdu.