Araştırma şirketlerinden birisi, 1980’li yılların birinde deneklere şu soruyu sormuş: “ABD’de çalışacak genç nüfus sıkıntısı yaşanıyor. Bu amaçla da ülkesine kalıcı olarak göç edip çalışacak kişiler arıyor. Karşılığında da 10.000 dolar ödül veriyor. Şartı ise bir daha Türkiye’ye geri dönüşün olmayacak, yılda ancak bir hafta izinli olarak gidebileceksin. Sana böyle bir teklif yapılsa kabul eder miydin?”
Bu soruya o günlerde “Evet, hem de hiç düşünmeden kabul edip giderdim.” diyenlerin oranı yalnızca %32. “Hayır, ben ülkemi terk etmem.” diyenlerin oranı ise %46. Geriye kalan %22’lik kesim ise kararsız olduğunu belirtip “Düşünmem ve evdekilerin iznini almam gerek.” yanıtını vermiş.
Aynı soruyu bugün sorsak ne olurdu acaba? Hatta sorunun ABD’nin vereceği 10.000 dolarlık ödül bölümünü kaldırıp “Siz 10.000 dolar verirseniz gidebileceksiniz.” diye tersine çevirsek sonuç ne kadar değişirdi, çok merak ediyor, aynı zamanda da alacağım sonuçtan büyük endişe duyuyorum. Çünkü konuştuğum gençlerin çok büyük çoğunluğunun gözü dışarda. Eh “Giderlerse gitsinler.” diyenlerimiz de var olduğu sürece bu duruma şaşırmamak gerek.
Şimdi de yaşanmış bir öyküyü aktarayım.
Yıl 1917. Yer Irak. İngiliz general, koyunlarını otlatan çobanı uzaktan bir müddet izledikten sonra yanına yaklaşır ve;
-“Eğer sürüyü koruyan köpeğini öldürürsen, sana 100 sterlin vereceğim.” der. Uzun zamandır zor şartlarda yaşayan çoban için büyük paradır bu. Ancak köpeği de çok kıymetlidir. Çobanın tek güvendiği, sürüsünü idare eden, her türlü tehlikeye karşı koruyan, hasta olan koyunun başında bile günlerce aç susuz bekleyen bir varlıktır köpeği. Ama teklif edilen para tam 100 sterlin. İyi para!
Çoban, kısa bir an düşündükten sonra, köpeği yakalayıp keser ve parayı alır. General bu kez; -“Köpeğin derisini yüzersen, 100 sterlin daha veririm.” der. Çoban düşünmeden, deriyi yüzüp parayı alır. General;
-“Köpeği parçalara ayırırsan,100 sterlin daha.” der. İş raydan çıkmıştır artık. Ayırır parçalara, alır parayı.
Görmek istediğini gören general oradan ayrılırken, bu kez de teklif çobandan gelir;
-“100 sterlin daha verirsen, köpeğin etini de yerim.” General cevap verir;
-“Asla! Benim amacım, değer verdiklerine karşı yaklaşımını öğrenmekti. Sen para için yoldaşın, yardımcın, her şeyin olan köpeğini feda ettin. Ben ihtiyacım olan şeyi öğrendim.” Sonra yanındakilere dönüp; -“İnsanlar bu karakterde olduğu müddetçe korkmayın, istediğiniz her şeyi yaptırabilirsiniz.” der.
Günümüzde olan tam da bu. Parası olup değeri olmayan insanlar, değeri olup parası olmayan insanların hayat anlayışını değiştirdi. Artık slogan belli:
“Paranın satın alamayacağı şey yoktur.”
Günümüz insanlarının kişisel çıkarı için satamayacağı bir değer kalmadı. Ama az paraya, ama çok paraya. Hatta hatta bazen de makam karşılığında. Ne yazık ki, kazanmak için satanlar, çoğu zaman aslında tamamen kaybettiklerini fark etmiyorlar. Kimileri ise fark ettiği halde yine de satıyor.
O nedenle, geldiğimiz şu noktadan sonra sureti haktan görünüp, bizden köpeğimizi almak isteyen çok olacak. Ne köpeğimizi satalım ne de başkasının köpeğine göz koyalım. Çünkü değerlerini para için satanlar, sattıkları kişinin köpeği olmaktan başka işe yaramazlar. Günümüzde bunun capcanlı örneklerini çok saygıdeğer(!) siyasetçilerimiz çok güzel sergiliyorlar.
Son söz olarak da şunu söylemek gerek: “Paranın açamayacağı kapı yoktur.” diyenler; aslında, “Para için her şeyi yaparım.” diyenlerin ta kendisidir...
DÜŞÜNEN SÖZLER:
· Altını değerli kılan insan, zamanla altının kendisinden daha değerli hale geldiğinin farkında bile değil. H.A.K.
· Bütün gayreti karnına giren şeyler için olan kimsenin, kıymeti de karnından çıkan şey kadardır. İMAM GAZALİ
· Değerlerini diğerlerinden ayıramıyorsan, meğerlerini bir cebinde, keşkelerini öbür cebinde bulacaksın. LA EDRİ
· Diğerlerine göre yaşarsan kaç kuruşun olduğu önemlidir. Değerlerine göre yaşarsan, nasıl bir duruşun olduğu önemlidir. B. GÖKÇE
· İnsanlar, dünyada çabuk yükselen şeylere değer verirler ama hiçbir şey toz ve tüy kadar çabuk yükselmez. H. MANN
· Sen çiçek olup etrafa gülücükler saçmaya söz ver. Toprak olup seni başının üstünde taşıyan bulunur. MEVLÂNA