Demokrasi ile dalkavukluk sistemi arasındaki ilişki ters orantılıdır. Yani demokratik kurallar ne kadar yaygın uygulanırsa, dalkavuk sayısı da o denli az olur. Tersine durumda yani yetkiler demokratik kurumlardan alınıp kişilerin inisiyatifine bırakıldığı sürece de dalkavuk sayısı o denli artar. Günümüzde yaşadığımız çıplak gerçek de galiba bu.

Peki ama dalkavuk denilen kişiliksiz kişilerin de bağlı olduğu ve savunduğu bazı ilkeler yok mudur…? Vardır tabii ki. Örneğin en önemli yani bir numaralı ilke, haklı ya da haksız olması hiç önemli değil, her durumda dalkavuğu olduğu kişiyi savunmak ve haklı olduğunu söylemek zorunda olmaktır. Tıpkı öykümüzde olduğu gibi…

Padişahın biri, patlıcanı çok severmiş. Ne zaman;

-‘Şu patlıcan musakkaya bayılıyorum ve bir türlü doyamıyorum.’ dese, dalkavuğu da;

-‘Aman padişahım, siz söyleyince ağzımın suyu akıyor. Akşam olsa da yesek.’ dermiş. Padişah başka bir gün imambayıldıdan söz edecek olsa;

-‘Padişahım, şu imambayıldıyı icat edenin mekânı cennet olsun. İnsan yemeye doyamıyor.’ dermiş.

Gel zaman git zaman, padişah patlıcandan nefret eder olmuş. Sofraya değil yemeği, salatası, turşusu kısaca patlıcanın (P) harfinin gelmesini bile yasaklamış.

-‘Şu patlıcan musakkanın neresini beğenirler de yerler, bir türlü anlamıyorum.’ dediğinde, dalkavuk da padişahın sözünü tamamlamış;

-‘Aman padişahım, bu musakkanın yenilmesini ve patlıcan yetiştirilmesini tümden yasaklamak lazım.’

Bu konuşmaları duyan biri dayanamamış ve padişahın olmadığı ortamda, dalkavuğa sormuş;

-‘Yahu! Sen bir zamanlar patlıcanı metheder ve adeta göklere çıkartırdın. Şimdi ise kötülüyorsun. Nasıl olur da bu kadar değişebilirsin hayret!’

Dalkavuk da hemen yanıtlamış;

-‘Bana bak arkadaş. Ben patlıcanın değil, padişahın dalkavuğuyum. Anladın mı?’

*

Sanırım durum anlaşıldı. Bir dalkavuk için gerçeklerin önemi hiç yoktur; onun için önemli olan tek şey dalkavuğu olduğu kişidir. Her durumda onu savunur ve ne kadar haklı olduğunu bir şekilde açıklamayı başarır.

Peki ama bunların yaptığı işin hiç mi zor tarafı yok? Olmaz olur mu? Dalkavukluk sisteminin en zorlu yanı, dalkavuğu olduğu kişinin çelişkilerine kılıf uydurmaktır. Örneğin yabancı bir ülkenin din adamı casusluk suçundan tutuklandığında, liderinin “Bende bu can oldukça buradan bir yere gidemez, burada yargılanacak.” sözüne alkış tutup liderinin dünyanın en güçlü ülkesine kafa tutmasını yerlerde yuvarlana yuvarlana savunur. Ancak yalnızca bir hafta sonra o din adamı elini kolunu sallaya sallaya bırakıp gittiğinde de liderinin iki ülke arasındaki dostluk ilişkilerine ne kadar değer verdiğini anlata anlata bitiremez ve liderini bu hareketi nedeniyle alkışlar.

Kısacası zor iştir dalkavuk olmak. Ama getirisi bir hayli fazla olmalı ki, sağımız solumuz onlarla doldu. Eee, haksız da değiller yani. Milletin hali ortada, karnını zor doyuruyor. Bu kış kıyamette nafaka kazanmakla uğraşacağına liderinin önünde iki takla atarsın olur biter. Geleceğin garanti…

Hem cebinden vermiyor ya canım, milletten aldığını yine millete ama içinden bazılarına veriyor, öyle değil mi? O kadar kusur kadı kızında da olur.

DÜŞÜNEN SÖZLER:

· Bir ülkede dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün getirdiği çıkardan daha verimli olursa o ülke batar. MONTESQUİEU

· Cenab-ı Hak sevdiği yöneticilere açık sözlü danışmanlar lütfeder, sevmediklerine ise dalkavuklar musallat eder. HADİS-İ ŞERİF

· Dalkavuklar arasında kalacağına, kargalar arasında kalsan daha iyi. Çünkü kargalar leş yer, dalkavuklar ise insanı diri diri yiyip bitirir. ANTİSTHENES

· Gerçekten büyük olmayan büyük adamlar, çevrelerini küçük adamlarla doldurur. ZEYNEL ABİDİN

· Köpek olacaksan, zengin aile seç. JAPON SÖZÜ