Bazı yaşlıları gördüğümüzde imrenerek bakarız değil mi? Gerçekten de 80’li hatta 90’lı yılları devirmiştir ama hala sağlıklı bir beden ve ruh yapısına sahiptir. Keşke deriz içimizden, keşke biz de o yaşları görebilsek ve o yaşlarda onlar gibi sağlıklı olabilsek.

ABD kökenli bir ilaç şirketi işte buna kafa yormaya başlamış ve dünyadaki en yaşlı üç kişiyi incelemeye almış. Bunlardan biri ülkemizin kuzeydoğusunda Kafkasya’daki dağlık bir bölgede yaşarken, ikincisi Himalaya Dağları üzerindeki Nepal’de, diğeri de Güney Amerika’daki Şili’de And Dağları bölgesinde yaşıyormuş.

Şirket bu üç kişinin yanına görevliler göndererek tam üç ay süreyle 24 saatlerini gözlem altına almış. Ne yiyip ne içiyorlar? En çok tükettikleri yiyecekler neler? Nasıl bir aile yapıları var? Karakter yapıları ve toplumsal ilişkileri nasıl? Vb. Tüm bu konular üzerinde ayrıntılı raporlar hazırlatmışlar. Üç ay sonunda da bu raporları bir araya getirip bilgisayara yüklemişler ve bu üç kişinin ortak noktalarını bulmaya çalışmışlar.

Ve sonuç: Bu üç insanda da var olan üç ortak özellik bulunmuş. Birincisi havası temiz, oksijeni bol, kırsal kesimde yaşıyor olmaları. İkincisi rahat kişilikli bir yapıda olup stresten uzak bir yaşamı tercih etmeleri. Üçüncüsü de en sevdikleri ve bol tükettikleri gıdanın yoğurt olması.

Gelelim bu konuda yapılan ikinci araştırmaya…

ABD’nin orta kesiminde Rosetta denilen bir kasabada çok uzun yıllardan beri İngilizler ve İtalyanlar olarak iki farklı etnik grup bir arada yaşıyorlar. İlginç olan ise, İtalyanların yaş ortalamalarının İngilizlere göre 15 yaş fazla olması. Yani İtalyanlar İngilizlere göre 15 yıl daha fazla yaşıyor. Aynı bölgede yaşayan iki grubun yaşam süreleri arasında bu denli büyük fark olması araştırmacıların dikkatini çekiyor ve nedenini anlamak amacıyla araştırma başlatıyorlar.

İlk olarak akıllarına beslenmelerindeki farklılık geliyor ama yaptıkları gözlemlerde böyle bir farklılığın olmadığını görüyorlar. Tam tersi İtalyanlar, İngilizlere göre çok daha fazla karbonhidrat ağırlıklı hamur işi yiyorlar; zaten en sevdikleri de makarna. Bu nedenle de kilo fazlası olanlar genellikle İtalyan tarafı. İngilizlere gelince, spora olan ilgileri İtalyanlara göre daha fazla, ayrıca düzenli yürüyüşler yapıyorlar. Bu arada her iki taraf da bol bol aşırı yağlı domuz eti tüketiyor.

İşin içinden çıkamayan araştırmacılar, bu kez de her iki grubun sosyal yaşantılarını incelemeye başlıyorlar. İtalyanlar, Akdeniz ulusu olma özelliğiyle şen şakrak insanlar. Karşılaştıklarıyla selamlaşıp hal hatır sorup uzun sohbetler yapıyorlar. Ayrıca aileler arası ilişkileri de çok sıkı. Birbirlerinin evlerine gidip konuk oluyorlar ve birlikte yemekler yiyorlar. Ayrıca birkaç aile bir araya gelip pikniğe gidiyorlar ve eğlenceler tertip ediyorlar. Kısacası, İtalyanların bir anlamda keyifleri yerinde…

İngilizlere gelince, yapı olarak soğuk bir toplum. Katı bir disiplin içinde yetişiyor ve tüm yaşamlarında da bunu uyguluyorlar. Herkes yemek saatlerine ve adabına uymak ve kendini ona göre ayarlamak durumunda. Her şeyleri önceden programlı, çalar saat gibi işliyor. Kısacası sürprize yer yok.

Araştırmacılar, iki toplumun yaşam tarzı arasındaki tek farklılığın işte bu sosyal yapıdaki anlayış olduğunu belirliyorlar. İtalyanlardaki ruhsal beslenme, İngilizlere göre çok daha gelişmiş ve duygusal açlığı doyurucu nitelikte. Bu da insanlar arasındaki bedensel sağlığı çok ciddi anlamda etkiliyor ve İtalyanlara bir 15 yıl daha fazla yaşama olanağı sağlıyor.

Günümüz toplumunun yaşam tarzının tam tersi değil mi? Yıllardır duvar duvara yaşadığı kapı bir komşusunu bile ancak asansörde görebilen bir toplum yapısına alışan bizler için bunları yapabilmek o kadar zor ki! Ama ne yazık ki doğru olan bu. İstersek uygularız, ya da yanlışta ısrar etmeyi sürdürürüz.

Benden söylemesi…!

DÜŞÜNEN SÖZLER:

· Bütün dualarımızda uzun yaşamak isteği var. Eni olmazsa bir ömrün, boyu olmuş ne çıkar. A. NİHAT ASYA

· Kaç yaşındasın diye soruyorsun ya: Saçlarım yetmişe merdiven dayadı; gözlerim ellisinde ya var ya yok. Ayaklarım otuz beşinden gün aldı. Yüreğimi sorma; o hep çocuk. A. AYDIN

· Mezardakilerin pişman oldukları şeyler için, dünyadakiler birbirini kırıp geçirmekte. GAZALİ

· Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik, fakat bu arada çok basit bir sanatı unuttuk: İnsan gibi yaşamak. M. LUTHER

· Sular hep aktı geçti / Kurudu vakti geçti, / Nice Şah, nice Sultan, / Tahtı bıraktı geçti. / Dünya bir penceredir, / Her gelen baktı geçti. Y. EMRE