Az söz erin yüküdür,
Çok söz hayvan yüküdür.
Bilene bu söz yeter,
Sende cevher var ise.
YUNUS EMRE
Geçen haftaki yazıda insanın yüreğine kadar inip iz bırakan bazı sözlere yer vermiştim. Şimdi de yenileri gelsin.
v Kavga çıkmasın diye sustuğum zamanlar, kırılmasın diye yuttuğum sorunlar ve kaybetmemek için alttan aldığım insanlar oldu. Oysa bazı kavgalar çıkmalı, bazı kalpler kırılmalı ve bazı insanlar kaybedilmeliymiş. Şimdi anlıyorum ki, sürekli gönül yapmaya çalışınca kıymetin kalmıyormuş.
v Bak evlat; insan hiçbir şeyle gelir, her şeyin peşine düşer, sonra da her şeyi bırakıp hiçbir şeyle gider. Bu dünyaya gönül verdin mi, bala yapışmış sineğe dönersin. O nedenle en iyisi kiracı gibi yerleş; ev sahibi gibiysen, gitmesi zor olur.
v Kötü insanla bir şekilde baş edersin. Ancak iyiyi oynayanın oyununu fark edene kadar çok şey kaybedersin. Bazı yaralar geç de olsa iyileşir fakat iyi niyetin yüzünden yediğin darbelerin yarası ne yazık ki hiç geçmez.
v Dostoyevski der ki: İnsanlar, temiz birinin düşerek rezil olmasına sevinirler. Çünkü temiz insan kirli vicdanların aynasıdır. Birinin ahlaklı olup güçlü kalması ve düşmemesi başkalarına kendi eksikliklerini hatırlatır. Bu yüzden kalabalıklar zayıf olanın yükselişini değil, güçlü olanın çöküşünü izlemek ister. Temiz birinin hatası, kirli olanların “demek ki o da bizim gibiymiş” diyebilmeleri adına sabırla bekledikleri rahatlama anıdır. Ve en acı gerçek şudur: İnsanlar kötülüğün değil, iyiliğin yenilmesine sevinir.
v Karakterin, zekân, düşüncelerin, ruhun, hayallerin ya da kim olduğun kimsenin umurunda değil. İnsanlar artık bankadaki parana, altındaki arabaya ve ayağındaki ayakkabıya bakıyor. İnsanlığın bir ayakkabı kadar değer görmediği zavallı bir çağın tam ortasındayız.
v Terbiye ne zaman konuşacağını bilmendir. Ahlâk, konuşanı dinlemen, edep konuşanın sözünü kesmemendir. Akıl ise her konuşulanı onaylamamandır.
v Çiçekler çok güzel açınca “yerini sevdi” deriz. İnsanlar da böyledir; yerini seven güzelleşir, çünkü bataklıkta gül yetişmez. Ancak güzel topraklarda da sadece güzel güller olmaz; zemin her türlü zararlı bitki için de uygundur. Kısacası, sadece yerini sevmek yetmiyor; seninle birlikte yetişen zararlı otları ayıklayacak birilerinin de orada var olması gerekiyor. İşte o zaman daha güzel açarsın. Yoksa, zehirli sarmaşıkların arasında kaybolup gidersin.
v Arpa ufalanıp aş oldum sanır, çer çöp havalanıp kuş oldum sanırmış. Cahile meydanı boş bırakırsan, o da alim olup baş oldum sanırmış. İşte bu nedenle bana deli olduğunun farkında olan insanlar lazım azizim. Çünkü kendini akıllı zanneden aptallardan sıkıldım artık. Böylelerden birini çöp bidonunda görsem, kapağını kapatırım.
v “Üzgün insanlar, düzgün insanlardır.” diye bir söz okudum. Haklı, hem de çok haklı. Düzgün olmayan insanlar arsız olur, onları hiç üzgün görmezsiniz. Zaten de kimsenin kendilerini üzmesine fırsat vermezler; üzen olur, üzülen olmazlar. Düzgün insanlar ise tam tersi üzülen olur, üzen olmazlar.
İnsan sevdiğine darılmış, küsmeyi bulmuş; bir şey diyememiş, susmayı bulmuş. İşte bu nedenle insan en çok sevdiğine küsüp en çok da sevdiğine susar.
DÜŞÜNEN SÖZLER:
· Laf yetiştirmekten, kendini yetiştirmeyi unutmuş insanlar var. ANONİM
· “Ne söyleyeyim?” diye başta düşünmek, “Niçin söyledim?” diye, sonunda pişman olmaktan iyidir. S. ŞİRAZİ
· Söz kalpten çıkarsa kalbe kadar gider, dilden çıkarsa kulağı aşamaz. ARAP SÖZÜ
· Sözcükler, insanların kullandığı en kuvvetli haplardır. R. KİPLİNG
· Budalalar söylediklerine, akıllılar da söylemediklerine pişman olarak günlerini geçirirler. W. HENRY