*** Ortalık “önemli” insandan geçilmiyor. Oysa, çocukluğumuzda, ilk gençlik yıllarımızda bize “değerli” insan olmanın yüceliği anlatılmıştı. Önemli insan, makam, mevki, unvan veya paradan güç alır. Değerli insan ise yeteneklerinden, vicdanından, erdeminden beslenir. Yani değeri kişiliğinden gelir.

*** Birincide, güç elden gidince “önemli insan” cascavlak kalıverir. İkincide, “değerli insan” çıkar beklentisi olmayanların sevgi ve saygısını görmeye sonsuza kadar devam eder.

*** Siyasette ya da toplumsal yaşamda, aynı kulvarda olanların bölünüp parçalanmaları, ayrı çatılar oluşturmaları, görüş ayrılıklarına, yol ve yöntem açısından farklılaşmalarına dayanabiliyor, ama “önemli insan” olma hevesinden kaynaklanan ayrışmalara da sıkça tanık oluyoruz. Siyasi partiler yanında, sivil toplum kuruluşlarında da görüyoruz, “başkan” olma tutkusunun ayrı örgütlenmelere yol açtığı gerçeğini.

*** Buraya bir parantez açıp, CHP içinden Yeni Parti’nin doğuşunu ayrı tutmamız gerektiğini önemle ifade etmeliyiz. CHP’nin hukukla bağdaşmayacak şekilde seçilmişlerin elinden alınması karşısında, yeni bir partide buluşulması kaçınılmaz hale gelmişti. Söylediklerimizden, kastımız olmayan anlamlar çıkarılmasın.

*** “Önemli insan” olma hevesine gem vuramazsınız elbette, “her gönülde bir aslan yatar”…Ama, bu sığlıklara toplum tarafından fırsat yaratılmasına, prim verilmesine ne diyeceksiniz?

*** Yıllardır “vasatın egemenliği” kavramını dilimize dolamışken, üç-beş ay önce level atladık, “kötülüğün kurumsallaşması” safhasına geçtik. Yine yıllardır, sosyal medya tımarhanesine dikkat çekiyor ve bu kadar kirliliğin hayra alâmet olmadığını vurgulamaya çalışıyoruz. Medenileşme yerine magandalaşmanın tercih edilir hale geldiğini söylüyoruz.

*** Bir avuç duyarlı insan dışında aldırış eden yok maalesef!

*** Gazi Caddesi’nin asfaltı Belediye tarafından yenilendi. Çok da güzel oldu. O üç-beş günlük sürede geçici sıkıntıya katlanamayan kaç kişiden, ne şikayetler aldık, tahmin edebilir misiniz? Ne oluyoruz yahu? Yapılan iyi şeyleri takdir etmek “vefa borcumuz” değil mi? Yeri geldiğinde de kırmadan-dökmeden, yapıcı bir üslupla eleştirmek, uyarmak, yanlışlardan dönülmesine vesile olmak…

*** Ekonomist Rüştü Bozkurt, 1980’li yıllarda Çorum’daki bir konuşmasında, “Övgüde kabız, yergide ameliz” demişti. O dönemin insanları hiç unutmaz bu sözü…Ve her gün her gün canlı örneklerle teyit edildiğine tanık olur.

*** Önemli insanların değerli insanları sollayıp geçişine ve toplumda kabul görüşüne bakınca, “Küllü nefsin zâikatü’l mevt” ayetinden yola çıkarak “Her nefis vefasızlığı tadacaktır!” demekten kendimizi alamıyoruz. Bir de o ünlü Çin atasözü geliyor aklımıza: Bir ülkede cücelerin gölgeleri uzamaya başlamışsa, orada güneş batıyor demektir!