Atanamama, güvencesiz çalışma koşulları, mülakat mağduru, bulabildilerse düşük ücretle çalışma gibi temel gereksinimlerinin karşılanmasını isteyen meslektaşlarım 15 Haziran’da taleplerini dile getirmek üzere Ankara’da toplandı, meclise yürümek istedi.
Bu baskı az gelmiş olmalı ki ikinci gün de benzer bir şiddete maruz kaldılar ve şu anda Ankara, Kurtuluş Parkı’nda açlık grevine başladılar. Nasıl sonuçlanacağını hep birlikte göreceğiz.
Maden işçilerine verilip de tutulmayan sözlerde olduğu gibi bir durum mu yaşanır, meslektaşlarıma güvence mi verilir bekleyip göreceğiz.
Sen misin yürüyen, sen misin hak arayan!
Karşılarında polis kalkanı buldular ve anında şiddete maruz kaldılar. Dövülen, yerlerde sürüklenen, ters kelepçeyle gözaltına alınan genç meslektaşlarım oldu. Bu arada öğretmen hareketini destekleyen EĞİT-DER ve EĞİTİM-SEN üyeleri de oradaydı. EĞİTİM-SEN genel başkanı Kemal Irmak da ters kelepçeyle gözaltına alınanlar arasındaydı. Basına yansıyan fotoğraflar bir Türkiye gerçeğini gözlerimizin önüne seriyor.
Türkiye gerçeği…
Tekelci sermayenin hiç hak vermeme, verdiklerini de geri alma, olanağı varsa ücretsiz çalıştırma veya ücretli kölelik denebilecek ucuz ücretle çalıştırma koşullarını sürekli zorladığı, kabul ettirmeye çalıştığı, bunu gerçekleştirmek için de kolluk güçlerini devreye soktuğu bir kara düzendeyiz. Siyasal yapının tamamen bozulduğu, seçme seçilme özgürlüğünün bile güvence altında olmadığı kara düzen!
Eğitim emekçilerinin demokratik, mesleki meşru talepleri görmezden gelinemez. Sermayeye verilen milyar dolarlık teşvikler, borç silme gibi uygulamaların yanında emekçiye verilmesi beklenen ücret ve güvence devede kulak bile sayılmaz.
Eğitim emekçisinin, emeklinin, madencinin, toprağını yitirmekle karşı karşıya kalan köylünün taleplerine kulak tıkanmamalıdır.
Madencisi, öğretmeni, emeklisi, köylüsü, öğrencisiyle tüm emekçiler baskılara tek yürek olarak karşı koymalıdır.