Son günlerde sık sık gündeme gelen bir konu olan hobi bahçelerine, ben de bahçe sahiplerinden birisi olarak farklı bir pencereden yaklaşmak istiyorum. Umarım yararlı olur.

Yıl 2011. Uzun yıllar toprakla haşır neşir olmuş biri olarak ve belirli bir yaştan sonra toprağa yaklaşmanın gereğine inanarak belediye mücavir alanı içinde bir dönümlük hobi bahçesi aldım. Sonra da buraya başımı sokabileceğim tek katlı küçük bir evcik yapayım istedim. Ancak yıllardır her şeyimi yasalar çerçevesinde yapmaya alışmış birisi olduğum için kaçak bir konut yapmak istemedim ve işin yasal zeminini öğrenmek amacıyla Çorum Belediyesi’ne başvurdum.

O dönemdeki başkan yardımcısına durumumu anlattıktan sonra: “Bana bir plan verin. Bu planda yapacağım konutun kaç metrekare olacağı, tipi, kullanacağım malzeme kısacası her türlü talimat olsun. Ben de bunlara uygun inşaatımı yapıp geleyim, siz de gidip denetledikten sonra ruhsatımı alayım.” dedim. Onun yanıtı ise kesin bir “Hayır” oldu ve ekledi. “Hocam hiçbir şekilde oraya konut yapamazsın, yaparsan da yıkarım. Ben de “Peki, şu anda bu tür kaç kaçak konut var?” diye sorunca “1500 civarında” dedi. Ben de “O zaman benimkiyle birlikte 1501 oldu.” diyerek yanından ayrıldım ve 30 m2 civarında prefabrik bir evcik yaptırdım.

Gelelim şu andaki duruma: İçme suyu ve kanalizasyon dışında her türlü hizmeti alıyorum. Resmi olarak ikamet yerim hobi bahçesindeki 1+1 evim. Oradan belediye başkanlığı seçiminde oy kullandım. Belediye yetkilisi gelip kapıma numarayı çaktı, posta adresini belirledi. Çöp kovasını koydu, yolumu asfaltladı, sinek ilaçlamasını yapıyor. Elektrik saatim kendime özel evimde takılı. İmar affı denildi, başvurup paraları yatırdım ve belgemi aldım. Tüm bunlar olurken devlet bana hep kolaylık gösterdi, hiç zorluk çıkarmadı. Şimdi ise “niye yaptın yıkacağım” diyor.

Hobi bahçesi olayı ikibinli yılların başında başladı. Eğer devlet o dönemde buna seyirci kalmayıp 1. sınıf olmayan bahçe yapılabilecek tarım arazilerinin yerlerini belirleyerek altyapı hizmetini götürüp projelendirmesini zamanında yaparak kurallarını koysaydı şimdiki kaos ortamı hiç oluşmayacaktı. Oturdu, seyretti, şimdi kendi ihmalinin vebalini milletin sırtına yüklüyor.

Bu arada şunu da belirteyim: Bizler de insan olarak her şeyde olduğu gibi hobi bahçesi olayında da aşırıya ve gösterişe kaçtık. 500 m2 lik bahçenin 150 m2 sine üç katlı apartman diktik. Kimimiz konteynır koydu, kimimiz ahşap kulübe yapıp tepesine kocaman bayrak dikti, kimi prefabrik ev kondurdu, kimi de betonarme villa yaptı. Öyle bir sorumsuzluk, karmaşa ve çirkinlik ki, “bunlara ne yapılsa yeridir” diyesiniz geliyor.

Olayın bir de şu yönü var: Devletin hobi bahçelerini yıkma nedeni tarım alanlarına konut yapılmasının yanlışlığı değil mi? Benim hobi bahçemin bulunduğu arazi ikinci sınıf kıraç denilen tarım alanı. Burada tarla sahibinin yapabileceği tarım tahıl yetiştiriciliği yani buğday ve arpa. Peki şu anda ben ne yapıyorum bir de ona bakalım: 40 kadar meyve yetiştirdim, 50 kadar üzüm asmam var. Fasulye, domates, biber, mısır, patates, nohut, patlıcan, vb. buğdaya göre ekonomik değeri çok daha fazla olan sebzeler ekip yetiştiriyorum. Kısaca tarım yönünden kayıp mı var, yoksa kazanç mı? Her şeyden önce oturup buna bir karar vermemiz gerek.

Söylemek istediğim kısaca şu: “Devletimiz vatandaşın önünde gidip onun ihtiyaçlarını görerek buna uygun projeler geliştirmediği ve bunların uygulanmasını takip etmediği sürece bu tür sorunlarla sürekli olarak uğraşmak zorunda kalırız. Hem tüm gelişmelere arkadan bakarak seyirci kalıp hem de “Niçin yaptın? İşte yıkıyorum.” demeye kimsenin hakkı yok diye düşünüyorum.

Bilmem bana hak verir misiniz?

DÜŞÜNEN SÖZLER:

· Bir devlet adamının kalbi kafasında olmalıdır. NAPOLÉON

· Devlet arabasında hükümdar arabayı idare eder, memurlar arabanın atlarıdır; tekerlekler ise halktır. TENG HAİ TSE

· Devlet ne denli bozulmuşsa kanunların sayısı da o denli çok olur. TACİTUS

· Devlet, soğukkanlı canavarların en soğukkanlısıdır. Kılı kıpırdamadan yalan söyler ve ağzından düşürmediği yalan da şudur: “Ben devletim, halkın kendisiyim.”. F. NİETZSCHE

· İyi bilirim, büyük yığın peşin yargılarla yönetilir. Ne yazık ki pek çok kimse o büyük yığına dâhildir. GOETHE

· Halkın sempatisi taze meyveye benzer. Zamanında yenmezse çürüyebilir. L. GEORGE