14 Haziran 2021 günü Brüksel’de yapılan 31’inci NATO ZİRVESİ için bütün dünyada, günlerce ABD Başkanı Biden’la oturuldu, Biden’la kalkıldı. Sanki Biden, dünya devlet başkanı

Sanki Brüksel’de Bakanlar kurulunu toplamış

Sanki her bakandan hesap sormakta

Ve sanki her bakan, ona hesap vermek zorunda

Ankara’da 7-8 Temmuz günlerinde yapılan 36’ncı NATO ZİRVESİ için ise günlerce ABD Başkanı Trump’la oturuldu, Trump’la kalkıldı.

Sanki Trump da Biden gibi Ankara’da Bakanlar Kurulunu toplamış, sanki hesap sormakta ve de sanki ona hesap verilmekte.

Ve zirvede, doğal ve kaçınılmaz olarak NATO’nun, yani ABD emperyalizminin öncelikleri, hedefleri, tehdit tanımları gündemin belirleyicisi olmakta.

Ve de NATO’nun gündeminde, yani ABD’nin gündeminde öncelikle Rusya ve İran yer almakta. Gündemi belirleyen, Rusya ve İran’a karşı alınması gereken önlemler olmakta.

Nitekim Ankara Zirvesi’nin sonuç Bildirisi’nde: Özellikle Rusya’nın Avrupa-Atlantik güvenliği ve istikrarı için oluşturduğu uzun vadeli tehdide dikkat çekildi.

Ayrıca İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiği özellikle yinelendi. Ve de İran’a, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğüne tam saygı gösterme çağrısı yapıldı.

***

Kim ne derse desin, bugün NATO demek ABD demektir.

Yani İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere’den bayrağı devralan, yeni dünyanın lideri konumundaki ABD

Çünkü NATO, yüzyılımızın ve modern dünyanın haçlı ordusu gibi

Çünkü NATO, ABD emperyalizminin hegemonyasını güçlendirme ve sürekli kılmanın bir aracı gibi

NATO’nun 14 maddelik anlaşma metninin 5’inci maddesinde der ki;

İçlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının, hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği

Yani NATO üyesi herhangi bir ülkeye yapılacak saldırı, tüm NATO üyesi ülkelere yapılmış sayılacaktır.

Evet, böyle deniliyor ama: Kıbrıs savaşında Türkiye yalnız bırakılmıştır. Üstelik silah ambargosu uygulanmıştır.

Türkiye’yi rahatsız eden tüm terör örgütleri, NATO üyesi bir kısım devletler tarafından silahlandırılmakta ve donatılmaktadır.

Ermenistan’la ve Yunanistan’la yaşanan sorunlarda, sürekli Ermenistan ve Yunanistan yanında yer alınmaktadır.

***

Türkiye NATO’ya, 18 Şubat 1952’de üye oldu.

Üye olabilmek ve ABD’nin olurunu alabilmek için Kore’ye asker de gönderildi. Ve de 1950’de başlatılan Kore Savaşı’na 5803 kişilik bir tugayla katılındı.

Ve bu ülkenin yoksul evlatları 10 bin kilometre uzakta telef edildi.

741 ölü, 2147 yaralı, 234 tutsak, 175 kayıp Ölenlere Kore Şehitleri denildi Kimin için? Emperyalist Amerika için!

Oysaki Türkiye gibi bir ülkenin bir emperyalist saldırı paktında yeri olamazdı.

Dönüp, dönüp ABD, Türkiye’nin stratejik ortağıdır denildi.

Oysaki Türkiye gibi bir ülke, emperyalist bir süper gücün “stratejik müttefiki olmazdı, olamazdı.

Ama bu tarihten sonra Türkiye toprakları, NATO adı altında ABD üsleriyle dolduruldu.

Ve bu tarihten sonra Türkiye, artık adı konmamış bir ABD uydusu konumundaydı. Dış politikası, iç politikası, ekonomi politikası, tarım politikası, eğitim politikası, ulaşım politikasıyla

Yalnız Türkiye değil, dünyanın birçok ülkesi de ya NATO adıyla ya da ABD adıyla askeri üslerle dolduruldu.

Amaç, emperyalist sömürüyü, yağma ve talanı güvence altına almaktı.

Amaç, olası milli uyanışları ve emperyalizme karşı uluslararası dayanışmayı anında boğmaktı.

Çünkü NATO, genelde emperyalizmin çıkarlarını koruyan, talimatlarını ABD’den alan bir askeri güç olarak kurulmuştu.

***

Ve bugün NATO’nun önüne, her toplantı sonunda olduğu gibi yeni bir yapı, yeni bir vizyon, yeni bir hedef konuldu. Peki, nedir bu hedef? NATO'yu yeni sömürgeci siyasetin, yeni küresel sistemin daha da geniş kapsamlı bir güvenlik şemsiyesi yapmak... Peki, nasıl olacak? Elbette bunun için önce bir düşman gerekli...

Çünkü 2’nci Dünya Savaşı’ndan sonra soğuk savaş ilan edilmiş, düşman kamp olarak Sovyetler Birliği ve Sosyalist Sistem hedefe konulmuş, komünizm tehlikesi işlenmiş, tüm dünya buna göre mevzilendirilmişti.

Bugün ise Rusya, Çin, İranYani Asya’da yükselir ve genişler görünen yeni oluşum