Son günlerde okullarda gördüğümüz şiddet olaylarına bir günde mi geldik sizce?
Titanik filmini izlediniz mi? Hani kaptan dahil herkes geminin battığını biliyor, ama kadın ve çocukların tahliyesine öncelik verildiğinden, onlar filikalara tahliye edilirken sanki hiçbir şey yokmuş gibi geminin güvertesinde keman çalan kemancıların yüz ifadelerini gözünüzün önüne getirin. Adamlar çaresiz kaptanın emirlerini yerine getiriyor, gemide kalanlara konser dinletiyorlardı. Hani diyeceksiniz ki kardeşim o film icabı. Adamlar ne yapsın? Verilen emri yerine getirmeyip de ne yapsınlar?
Ülkenin durumu da aynen öyle maalesef. Bu ülkenin sorunlarını 7 yaşındaki çocuktan 70 yaşına kadar herkes biliyor, ama her ne hikmetse kimse çözüm için kılını kıpırdatmıyor. Sondan başlayalım:
Meclis’te büyük büyük adamlar “adında bile zor mutabık kaldıkları” bir komisyon kurdular. Bilmem kaç kez çaylı kahveli toplantılara katıldılar. Rahat koltuklarda raporlar hazırladılar. Tumturaklı, cafcaflı ifadelerle raporlar yazdılar.
Mesela AİHM kararları, AYM kararları derhal uygulanmalı diye bir karar aldınız mı? Tutuksuz yargılanma esas olmalı, tutukluluk istisnai bir önlem olmalı diye bir karar aldınız mı? Evet aldınız….Eee icraat nerede?
Muhalif vekiller zaten konu mankeni yerine konuluyor. Ne önerge verseler reddediliyor. Peki iktidar vekillerinden imzasına sahip çıkıp da “yahu arkadaş, attığımız bu imzaların kıymeti harbiyesi yoksa biz ne yapıyoruz?” diye herhangi bir mecrada, hiç değilse kısık sesle serzenişte bulunanını gördünüz mü?
Dönelim asıl konumuza. Yıl 2011 Eti Lisesi’nde müdür yardımcısıyken rotasyonla Ticaret Lisesi’ne tayin ettiler. Biz okulumuzun öğrencilerini disiplin yönünden beğenmeyip eleştirirken, oraya varınca deyim yerindeyse eski okulumuzun öğrencilerini mumla arar olduk. Bizim okulumuzda da genellikle kız meselesinden vs. kavgalara tanık olmuştuk. En fazla birbirini yumruklayanını gördük. Orada neler gördük neler.
Ticaret Lisesi’nden bir öğrenci Endüstri Meslek’ten bir öğrenciyi bıçaklamış. O zamanın mülki amiri Sayın Valimiz bu durumdan rahatsız olmaz mı? Zamanın Milli Eğitim Müdürü’nü göndermiş bizim okula.
Öğretmenler odasına tüm öğretmen ve idareciler toplandık. Milli Eğitim Müdürü olayın vahametinden, Vali beyin rahatsızlık duyduğundan, daha dikkatli davranmamızdan…epey kafa ütüledi. O zaman okullara birer de sivil polis memuru verilmişti. Güvenlik önlemi olarak ne önerdiğimizi sordu.
Hiç kimseden ses yok. Söz aldım:
“Her öğrencinin başına bir polis mi koymalıyız? Olay okulun içinde değil Telekom’un arka sokağında olmuş. Evlerine kadar biz mi götüreceğiz bu çocukları? Bakın 1500 küsur bizde, 1500 küsur da sanat okulunda, aynı parselde, şiddete meyilli, sorunlu aile çocuklarını hangi akıl bir araya toplar?”
“Ticaret Lisesi binası tek bina idi. İkinci ek bina sonradan yapıldı ve bir tünelle ana binaya bağlandı. Devletin arsası mı yoktu da buraya ek bina yapar? Aynı binayı Buhara’ya ya da Nadık semtine neden yapmıyor? Getiriyor aynı okula ek yapıyor. Niye? Bu çocukların eğitimini dert edinen devlet bunu yapar mı? Çorum’un her mahallesinin çocuğu buraya gelmek zorunda. Neden? Çünkü tek Endüstrü Meslek Lisesi var.”
“Bakın Kale Mahallesinde ikinci Bilge Kağan Ticaret Lisesi açıldı. Orada neden bu olaylar olmuyor? Orasının 200 öğrencisi var, idare ve öğretmenler çocukları ayakkabı numarasına kadar biliyorlar. Tabii ki olay olmayacak.”
“Bu olaylar polisiye güvenlik önlemleriyle önlenemez. Olayların sosyal boyutunu görmezseniz bu olayları önleyemezsiniz. Benim naçizane önerim meslek liselerinin sayısını arttırmak, okuldaki denetimi kolaylaştıracak öğrenci sayısını aza indirmektir. Yani Çoruma üç bölgeye sayıları 200-250’yi geçmeyen yeni meslek liseleri açmaktır.”
Sayın Müdür sabırla dinledi ve ne dedi biliyor musunuz?
“Hocam sizin öneriniz bizim boyutumuzu aşar. Yeni okul yapmanın, yeni kadrolar tahsis etmenin maliyetini biliyor musunuz?”
Vallahi tam bu olmasa da söyledikleri bu minvaldeydi.
O zaman anladık ki soruna parmak basmanızın kıymeti harbiyesi yoktu. Devlet kendi gençliğine güdülecek sürü muamelesi yapıyor, Ticaret Lisesi Müdürü’ne de “çobanlık” yaptırıyordu. Çoban ha 250’lik sürüyü gütmüş, ha önüne 250 daha katmışsınız.
(SÜRECEK)