Yaban kazı, yaban ördeği, leylek ya da turna gibi kuşlara göçmen kuşlar diyoruz. Bu hayvanların göç esnasındaki hal ve hareketlerini gözlemleyebildiyseniz liderliğin ne demek olduğunu ya da bir topluma nasıl liderlik yapılabileceğini de anlamışsınızdır. Bazen insanları aşağılamak için “kuş beyinli” dersiniz de acaba o aşağıladığınız kuşlar kadar akla, zekâya sahip miyim diye sormazsınız.

Göçmen kuşlardan mesela yaban kazları bir yerden yaşamlarını devam ettirebilecekleri yeni bir coğrafyaya giderken, havada V şeklinde uçarlar. Sürünün en önünde uçan kuş rüzgara karşı en çok mücadele eden kuştur. Gerisinden gelen kuşlar onun yarattığı bu hava hareketinden yararlandıkları için en öndeki kılavuz kuş kadar yorulmazlar. Demek ki bu kuş sürüsü senden iyi fizik biliyor..Yani Bu fiziksel olayı anlamış olmalılar ki o kılavuz kuşun peşini bırakmıyor ve hep V şeklinde uçuyorlar.

Bu kılavuz kuş göç tamamlanıncaya kadar ben önde uçayım demez. Yorulduğunu hissedince en arkaya geçer. Onun arkasından gelen ikinci durumdaki kuş bir süre sürüye liderlik eder. Bu değişim göç sona erinceye kadar devam eder.

Ola ki sürüde bir kuş uçmayacak duruma geldi, rahatsızlandı. O kuş süzülerek yere iner ama yalnız değildir. Onunla beraber arkasındaki de yere birlikte iner. Bu durumda sürü V şeklinden çıkar, bir süre yere inenlerin gelmesini bekler. Havada bir süre o bölgede birkaç tur atar. Baktılar ki gelen yok. Biz youlumuza devam edelim deyip sürüden herhangi birinin liderliğinde tekrar V şeklinde yola devam ederler. Böylece sürüdeki tüm kuşlar nereye nasıl göç edileceğini öğrenmiş olurlar.

Yere inen iki kuş gelen yeni bir sürü görünce hemen havalanır. O sürüye katılırlar. Gelen yeni sürünün üyeleri onları dışlamaz. Siz de nerden geldiniz?” demez. Kısa sürede sürüye adapte olur ve göçe devam ederler.

Liderlik dediğin işte budur. Rotasyona tabi olmak ve bilgiyi paylaşmaktır. Aklı kullanmak, yorgun harap bitap düşeni yolda tek başına terketmemek. Böyle liderlerin yönettiği ülkelerde huzur vardır, refah vardır, güven vardır.

Günümüzde ise bunu görmek çok zor. Bizde lider koltuğa oturdu mu kalkmak bilmiyor. Padişahlık gibi “ölene kadar ben o koltuktayım” diyor. “Ben vazgeçilmezim. Ben gidersem ülke yok olur” diyor. Oysa şöyle bir baksa mezarlıklarımız kendini vazgeçilmez olarak görenlerin mezar taşlarıyla dolu. Ülke de yok olmamış.

Almanya’nın 2 yıl muhalefet liderliğini ve 16 yıl da başbakanlığını yapmış ve adı Willy Brandt kadar efsaneye dönüşmüş Angela Merkel diye bir kadın vardı. Hani o gazetecilerin “Efendim hep aynı takımı giyiyorsunuz” eleştirisine “Ben manken değilim” yanıtını veren. Son zamanlarda ona Cumhurbaşkanlığı teklif edilince “mezara kadar koltukta kalayım” dememiş. Yaşım ve sağlık durumum uygun değil diyerek kibarca teklifi kabul etmemiş. Almanya'nın bu güne gelmesinde Willy Brandt’tan sonra en fazla katkısı olan Şansölye unvanına sahip olmasına rağmen teklifi kabul etmeyerek lider dediğin işte böyle olurun resmini çizmiştir. Merkel şu an 72 yaşında. Kenara çekilip eğer varsa torunlarını sevmeyi seçmiştir.

Sanırın bu eğitimle yakından ilgili.B atıda çocuğa iki kere iki dört ederden önce ona haddini öğretiyorlar. Almanya’da çalışan bir akrabamın kızına “Kızım orada üniversiteler sınavsız öğrenci alıyorlarmış. Neden bir tıp fakültesine girmedin de eczacılıkla ilgili bir meslek okuluna gittin” diye sormuştum. Yanıtı aynen şuydu: “Amca benim kapasitem tıp fakültesine gitmeye yetmez. Girsem de okulu bitirip doktor olamam”

O gün de aynı şeyi düşünmüştüm. Demek ki insanlar önce haddini ve kapasitesini bilecek.