İçtenlik, candanlık, doğallık, olduğu gibi görünme olarak açıklanır.
“Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün!” hiç unutmadığım özdeyişlerden biridir.
Bireyler arası güven duygusunun ve bunun verdiği karşılıklı dostluk ilişkisinin gösterildiği davranışların dürüst, içten, yapmacıksız, yakın, yalın ve çıkara dayanmadan sürdürüldüğü durumdur. Arapça kökenli bir sözcüktür. ‘İç, öz’ anlamına gelir. Duygu, düşünce ve davranışlarda gösterişten ve yapmacıktan uzak, açık sözlü ve güvenilir olmayı ifade eder.
Birini tanımak, yakın ilişki kurmak, sık görüşmek o kişinin yaşamına sınırsız sözlerle girme hakkını vermez kimseye. Yakın davranış karşıdaki kişinin mahremiyetine dek uzanmamalıdır.
Uzunca bir süre görüşemediğimiz bir yakınımızla karşılaştığımızda ilk sözlerimize özen göstermeliyiz. “Kilo vermişsin, zayıflamışsın, veya kilo almışsın” gibi dış görünümünü eleştiri yağmuruna tutmak samimiyet sınırlarını aşmaktır. Bunun dışında iş yaşamı, gelir düzeyi, aile ilişkilerini deşelemek de samimiyeti zora sokabilir. Bir keresinde uzunca bir aradan sonra karşılaştığım bir arkadaşıma “Ooo epey kilo almışsın!” demek nezaketsizliğinde bulunmuştum. O da “Bırak kilomu, sen nasılsın?” diye savuşturmuştu, ders vererek. Görüşemediğiniz süre içerisinde karşınızdakinin nasıl yaşadığı, hangi güçlükleri aştığı, ne gibi stresli zamanlardan geçtiğini bilemezsiniz. O nedenle dış görünüşe bakarak karşınızdakinin üzülmesine, yeni stresler yaşamasına meydan vermemek gerekir.
Bir kişiyi ‘samimi’ olarak tanımlıyorsak o kişinin iç dünyası ile çevresine karşı tutarlı davranışlar gösterdiğini anlatmak isteriz. Samimi davranan kişi kendi egosundan arınmıştır, her alanda ‘ben’ demez, her konuda kendini öne atmaz, ‘ben yaparım, ben yürütürüm’ gibi savlar ileri sürmez. Altından kalkamayacağı yükümlülükleri üstlenmez. Bu tür ağır yükümlülükleri üstüne alıp da zor koşullar dayandığında “Bu iş beni aşar, daha fazlasına yokum!” diyerek teslimiyet bayrağını çekmez. Yakın tarihimiz, yaşadıklarımız bize pek çok sekter tutumları gösterdi. En kötüsü de ülke geleceğini politik olarak değiştirme noktasındaki bireylerin iş ciddileştiğinde çıktıkları yolu şaşırmaları olarak kendini göstermesi oldu. Bu sekter tavır yüzbinleri derinden etkiledi, güvensizliğe neden oldu, yeni oluşumlarda yer almamanın başlıca etkeni olarak var oluyor.
Samimi davranan kendini bilir, neleri yapabileceğinin, neleri yapamayacağının bilincindedir, etrafındakileri yanlışa yöneltmez. Yöneltiyorsa içten davranmıyordur, kendi egosunu aşamamıştır, yalpalamaya başlamıştır; bu sekter tutum kendini en açık biçimiyle gösterir. Güven zedelenmesi yaşanır.
Okumayan, düşünmeyen, merak etmeyen toplumlarda düşünce, geleceği kurgulama konuşulmaz. Bireyler ele alınır. Herhangi bir kişiden söz etmek sohbete katılanın samimi düşüncelerini açıklaması anlamına gelmez. O anda sohbeti sürdürmenin gereği olarak algılanır. Söz konusu olan kişiyi yeterince tanıdıktan sonra hakkında samimi bir duruş sergilenir. Yanlış anlama ve yorumlamalar da yaşanabilir, düzeltilmesi gerekir.
Samimiyet kişilik oluşumunda öncelikli bir niteliktir, yaşam boyu sürecek tutarlılık ister. Tutarlı davranışlar güveni arttırır ve çevresinde saygın bir yer kazandırır. Samimiyetine güvendiğiniz kişiye her konuyu rahatlıkla açabilir, görüş ve önerilerini alabilir, kendi kişisel gelişmenizde olumlu katkılar yaptığını gözlemleyebilirsiniz.
Samimi davranan bir kişi çevresindekileri aldatmaz, gerçek dışı sözlere başvurmaz, her konuda kendi düşüncesini tüm açıklığıyla ortaya koyar. Samimi kişi öncelikle kendine dürüsttür; karşılaşılan olaylarda veya içinde bulunduğu, bulunmak durumunda kaldığı koşullarda içten davranışıyla ilgi toplar, güven verir. Söylediği sözlerde tutarlılık vardır, öngörüleri sağlamdır, önerileri ile saygın bir yer edinir. Savunduğu değerlerden sapma göstermez, bir durumda aldığı tavır başka bir durumda da aynı tavır olur. Benzer durumlarda iki farklı tavır geliştiriyorsa tutarsızlıktır, güven zedelenmesini getirir.
Ekonomik ve siyasal alt-üst oluşların bolca yaşandığı günümüzde, çıkar ilişkilerinin sıkça görüldüğü durumlarda samimiyetten söz etmek olası değildir. Böyle bir ilişkinin devamlılığı düşünülemez, bir yerde kopar.
Samimi davranışların ilerlediği durumlarda taraflardan birinin samimiyeti yanlış değerlendirip hemen her ortamda ‘senli, benli’ tavır koyması da samimiyeti ortadan kaldırır.
İlişkilerde düzey ve tutarlılık birlikte yürümelidir. Kalabalık bir ortamda yürüyen sohbete ek olarak yapılan espriler, şakalaşmalar saygıyı aşmamalı, karşı tarafı kıracak düzeye çıkmamalıdır. Elbette, sürekli kuramsal saptamalarla yürümez ilişkiler; günlük yaşamda daha açık sözlü, daha sohbeti rahatlatan tavırlarla sürer. Açık sözlü davranışlarda kırıcı olmamaya özen gösterilmelidir. Söylenen sözler karşı taraf üzerinde yapacağı ruhsal etkiler düşünülmeden söylenmemelidir.
İçinde bulunduğunuz topluluklarda nasıl göründüğünüz, nasıl yaşadığınız, nelere özen gösterdiğiniz, yaşam felsefeniz sürekli karşı tarafın gözlemi altındadır. Hakkınızda belli fikirler edinir. Bunu açıklarken de samimiyet sınırını aşmamak gerekir.
Samimi ol, fakat sakın saygısız olma, sınırları aşma, yeni üzüntü kaynakları yaratma!
Öğretmen okulundaki meslek öğretmenlerimden sıkça dinlediğim öğütlerdir.
Samimiyetin de, arkadaşlığın da sınırlarını bilmeli her iki taraf!