Gaz lambasının ışığında başlayan bir hayat, yapay zekâ çağını görerek tamamlandı.
Bir çınar daha yapraklarını döküp toprağa karıştı.
Sevgili annem Nihal Çağlar artık aramızda değil.
Hani derler ya, “İnsan annesi ölünce büyürmüş.”
Ben de bir haftadır biraz daha büyüdüm.
Çünkü artık içimde sürekli dolaşan o tanıdık sesi arıyorum:
“Annem merak eder mi?”
“Annem yalnız mı?”
“Bir telefon açayım…”
Yaklaşık otuz yıl boyunca aynı evde yaşadık. Çocukluğum, ergenliğim ve gençliğim dışında hayatımın büyük kısmı onunla geçti.
İnsan annesiyle yaşadığı zaman bunun ne kadar büyük bir armağan olduğunu çoğu zaman fark etmiyor.
Şimdi geriye dönüp baktığımda o yılların aslında hayatımın en kıymetli zamanları olduğunu daha iyi anlıyorum.
Son bir yıldır yatağa bağlı olmasına rağmen hayata nasıl tutunabileceğini bize yine o gösterdi.
İnsan zihninin ve ruhunun bedeni nasıl ayakta tutabileceğini yaşayarak anlattı.
Annem 97 yaşındaydı.
Bir insanın hayatına sığabilecek neredeyse bir asrı yaşadı.
Ama o sadece uzun bir ömür yaşamadı; Cumhuriyet’in neredeyse bütün hikâyesine tanıklık etti.
Onun hikâyesi dedelerinin Kafkas sürgünüyle Anadolu’ya gelişiyle başlar.
Ailesi Çorum’a gelmiş ve Kırkdilim’e yerleşmişti.
Çerkes kültürünün dayanışmasını, onurunu ve güçlü aile bağlarını hayatı boyunca taşıdı.
Biz çocukken bize en çok Atatürk’ü anlatırdı.
Sevgili dedem Rüştü Çağlar, Atatürk’ün görevlendirmesiyle çeşitli bölgelerde mal müdürlüklerinin kurulması için çalışan bir devlet memuruydu.
Bu nedenle annem küçük yaşlardan itibaren Ordu, Samsun, Diyarbakır, Manyas, Kastamonu ve Çankırı gibi pek çok şehir görmüş.
O yıllarda insanlar bugünkü gibi uçaklarla değil;
yaylı arabalarla, vapurlarla ve trenlerle yolculuk ederdi.
Annem bize o yolculukların hikâyelerini anlatır, Anadolu’nun yollarını, kasabalarını, insanlarını anlatırdı.
Biz Cumhuriyet’i ve Atatürk sevgisini annemden dinleyerek büyüdük.
Gençliğinde Çorum Kız Enstitüsü’ne gitmişti.
O yıllarda bir genç kızın eğitim alması Cumhuriyet’in kadınlara açtığı yolun bir parçasıydı.
Annem tek partili yılları gördü.
İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesindeki Türkiye’yi gördü.
1960 darbesini, 1971 muhtırasını, 1980 darbesini yaşadı.
Türkiye’nin değişen yüzünü, büyüyen şehirlerini ve gelişen teknolojisini izledi.
15 Temmuz gecesine tanıklık etti.
Ve son günlerde televizyonlarda tartışılan İran savaşı ihtimali üzerine yapılan programları bile dikkatle takip etti.
Yatağından bile tartışmaya katılarak sakin ama kararlı bir sesle şöyle demişti:
“Türkiye savaşa girmez.”
Bu cümle aslında onun hayat felsefesinin bir özeti gibiydi.
Çünkü Atatürk’ün şu sözünü hayatı boyunca içselleştirmişti:
“Yurtta barış, dünyada barış.”
Annem gerçek bir Cumhuriyet kadınıydı.
Dört kız çocuğu yetiştirdi.
Yedi torun ve üç torun çocuğu gördü.
Torunlarını da sadece büyüten bir büyükanne olmadı.
Onlara aile geçmişimizi bir hikâye gibi anlatır, köklerini tanıtırdı.
Nereden geldiğimizi ve hangi değerlerle büyüdüğümüzü anlatır,
böylece torunları arasında güçlü aile bağlarının kurulmasına katkı sağlardı.
Hayatın bütün zorluklarına göğüs germişti.
Kararlılığı, azmi, çalışmayı, emeğin değerini, doğayı sevmeyi,
doğruluğu ve dürüstlüğü bize öğretti.
Bütün bu değerleri hayatımıza sanki zarif bir nakış gibi işledi.
Bir çınar devrildi belki…
Ama onun kökleri bizde yaşamaya devam ediyor.
Ve böyle bir hayatın ardından insan geriye dönüp baktığında yalnızca anıları değil,
o zor günlerde yanında duran insanların sıcaklığını da hatırlar.
Bu zor günümüzde yanımızda olan, cenazeye gelerek, arayarak ve acımızı paylaşan tüm dostlara ailece teşekkür ederiz.
Özellikle bize destek olan sevgili yengem Aysel Çağlar,
kuzenlerim Rüştü Çağlar ve Rengin Çağlar,
Meryem Çağlar ve Ayşe Özkahraman’a,
Annemin hastalığı sürecinde emekleri için
Dr. Ahmet Kavaklı,
Dr. Hamdi Gökbulut,
Dr. Datılmış Özünel
ve Prof. Dr. Nergis Erdoğan’a,
Çorum’daki akraba, dost ve arkadaşlarımıza
ve Çorum Haber Gazetesi’nden sevgili Mehmet ve Hülya Yolyapar’a
ailece teşekkür etmeyi bir borç biliriz.
Güzel uyu.
Rahat uyu sevgili annem.

Şahika Çağlar’ın anne ve babasının aileleri…(Büyük babalar Faruk ve Rüştü Çağlar ile aile fertleri)

Nihal ve Macit Çağlar’ın düğününde her iki aile…

Nihal ve Macit Çağlar’ın düğün fotoğrafı...

Öğretmen Emel Çağlar Ölçer ve merhum Ziraat Mühendisi Erhan Ölçer’in nişanından...

Nihal-Macit Çağlar ve kızları…

Nihal Çağlar, eski adıyla Kız Sanat Enstitüsü arkadaşlarıyla…
97 yaşında hayata veda eden Nihal Çağlar, son anlarına kadar bilincini ve hayata bağlılığını yitirmedi.
Nihal Çağlar, bir doğum gününde torunlarıyla…

Emel-Erhan Ölçer çiftinin düğününde, kardeşler Şule, Şahika ve Buket Nilüfer…

Nihal ve Macit Çağlar, torunlarla…

Diş Hekimi Buket Nilüfer Çağlar Gökbulut ile Dr. Hamdi Gökbulut’un düğününden…