Arca Çorum FK’yı gönülden tebrik ediyorum.

Yirmi yıla yakın zamandır Çorum’da spor adına ne varsa takip eden bir gazeteciyim. Sahalarda, tribünlerde, basın toplantılarında geçen onca yılın ardından, bu şehrin takımını Süper Lig seviyesinde böyle bir gurur yaşatırken izlemek…

Her kula nasip olmaz.

Çorum FK sayesinde kendimi “şanslı futbolseverler” kategorisine ekliyorum. Başvuru formu doldurmadım ancak bizim takım sahada gereğini yaptı!

Gelelim maça…

Açık konuşayım, maç öncesinde Gaziantep gibi kapanan bir takıma karşı işimizin zor olacağı kanaatindeydim. Daralan alanlar, kalabalık savunma, sabır isteyen hücumlar…

Kafamdaki senaryo buydu.

Gaziantep FK ise benim senaryoyu okumamış olacak ki maça kapanarak başlamadı. Açık futbolu tercih etti.

Çorum FK’nın ekmeğine bal sürmek için bundan daha uygun bir tercih yapılabilir miydi?

İlk Galatasaray maçından bu yana söylüyorum bu takım, açık futbol oynayan rakiplere karşı kendi oyununu çok daha rahat ortaya koyuyor. Alan bulduğunda hızını, yeteneğini ve hücum gücünü devreye sokuyor.

Kapanan takımlara karşı zorlandığımız da aşikâr. Önümüze duvar örülünce uğraşıyoruz. Gaziantep ise duvar örmek yerine kapıyı açık bıraktı.

Bizimkiler de nezaketen kapıda bekleyecek değildi!

Burada Burak Yılmaz’a ayrı bir parantez açmak gerekiyor.

Yeni bir takım devralan teknik adamların çoğu ilk maçında temkinli davranır. Önceki kadroya birkaç küçük dokunuş yapar, alışılmış dizilişi fazla kurcalamaz. Önce bir takımı görelim, sonra bakarız…

Burak hoca ise belli ki “Önce bir görelim” demeye gelmemiş.

İlk maçında doğrudan takıma dokundu.

Penatra, Çağlar ve Smolcic’ten oluşan üçlü savunmayla, üstelik Gaziantep gibi zor bir deplasmanda sahaya çıkmak ciddi bir riskti. İlk maç için oldukça cesur bir tercihti.

Orta sahanın kenarlarında Gökhan ve Borza’yı görünce de hücum üretkenliği açısından bazı soru işaretleri oluştu.

Fakat Gaziantep’in açık futbol tercihi, maç öncesinde zihnimizde dolaşan bu endişelerin büyük bölümünü ortadan kaldırdı. Çorum FK’nın aradığı alanları rakibi kendi eliyle sundu.

Elbette mesele yalnızca alan bulmak değil. O alanı değerlendirecek oyuncularınız da olacak.

Bizde var.

Sağda Kyziridis, solda Cengiz, ileri uçta Ramirez…

İddia ediyorum, bu üçlü, Süper Lig’de dört büyüklerin hücum hattıyla yarışabilecek nitelikte.

Rakip savunma açısından pek sevimli bir manzara değil. Birine önlem alsanız diğeri çıkıyor karşınıza. Sağ tarafı kapatsanız sol taraf hareketleniyor. İki kanada yoğunlaşsanız bu kez Ramirez’i düşünmek zorundasınız.

Savunmacının bir çift gözü var; karşısında takip etmesi gereken üç ayrı tehdit!

Bir de bu üçlüye, gününde bir Diomande ekleyin…

İşte o zaman rakibin işi iyice zorlaşır. Çünkü Çorum FK’nın hücum gücü, birkaç oyuncunun bireysel becerisinden çıkıp birbirini besleyen bir tehdide dönüşür.

Burak Yılmaz ilk maçında cesaretini gösterdi. Oyuncular da bu cesaretin sahadaki karşılığını verdi.

Gaziantep bize alan bıraktı, Çorum FK o alanın kıymetini bildi.

Yirmi yıla yakın zamandır bu şehrin sporunu takip eden biri olarak bugün bunları yazabilmek bile başlı başına bir mutluluk.

Ama rakiplere küçük bir hatırlatmayla bitireyim:

Kyziridis, Cengiz ve Ramirez’in karşısına açık kapıyla çıkıyorsanız, içeride ne yapacaklarına da hazırlıklı olacaksınız.

Diomande de günündeyse…

Çorum FK’yı tutana aşk olsun!