Dershanede Rehberlik Sorumlusu olarak çalıştığım dönemde, bir annenin benimle görüşmek istediğini söylediklerinde “Buyursun” dedim. Orta yaşlı bir bayandı. Çocuğu 7. sınıftaymış. Tanıdığım bir veli değildi. Zaten çocuğu başka dershaneye gidiyormuş. Beni tavsiye etmişler, onun için gelmiş. Çocuğuyla ilgili sorunun ne olduğunu sorduğumda, aynen şunları söyledi:

-“Oğlum kendisini bilgisayar zannediyor.“

Şaşkınlıkla durakladım ve açıklamasını istedim. Devam etti:

-“Her şeyi bilgisayar malzemesi gibi algılıyor. Kendine o kadar güveniyor ki hiç hata yapmayacağını ve hiçbir şeyi unutmayacağını söylüyor. Bu gidişle aklını kaybedecek. Çok endişeleniyorum. Yardımcı olabilir misiniz?”

Çocuğu görmek istediğimi söylediğimde hemen telefona sarıldı ve az sonra da çocuk geldi. Yaşına göre iri kıyım biriydi. Oturmasını söyleyerek annenin anlattıklarını özetledim ve bunun doğru olup olmadığını sordum. Şunları söyledi:

-“Evet, doğru. Ben gördüğüm ya da okuduğum bir şeyi beynimdeki çiplere yerleştiririm ve asla unutmam. Bu nedenle de hata yapmam. İsterseniz deneyebilirsiniz.”

Ne yapmam gerektiğini düşünürken, gözüm karşıdaki dolabın kapağına asılı Türkiye bölgeler haritasına ilişti. Şunları söyledim:

-“Şu haritaya, özellikle de bölgeleri birbirinden ayıran sınırlara iyi bak ve beynindeki çiplere yerleştir. Biraz sonra haritayı ters çevirip sana Türkiye’nin coğrafi bölgelerinin sınırları ile ilgili sorular soracağım.”

“Bunlar basit iş” gibilerden küçümser bir ifadeyle gülümsedi ve “Tamam” dedi. Haritaya birkaç dakika baktıktan sonra da tersini çevirerek yerine oturdu.

Eline küçük bir kâğıt vererek şu soruları sordum ve cevapları evet-hayır şeklinde yazmasını istedim:

· Karadeniz Bölgesi ile Ege Bölgesi komşu mudur?

· Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesi komşu mudur?

· Marmara Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesi komşu mudur?

· Doğu Anadolu Bölgesi ile Akdeniz Bölgesi komşu mudur?

Sorular sorulur sorulmaz hemen cevaplarını yazıyordu. Haritayı tekrar çevirerek cevaplarını kontrol etmesini istedim. (İlk iki sorunun cevabı “hayır”, diğer ikisi “evet” olacaktı) Çocuğun iki doğru, iki de yanlışı vardı. Müthiş sinirlendi. Elleriyle başını tutarak “Ben bu hataları nasıl yaparım?” diye söylenip duruyordu. Bir süre onu kendi haline bıraktıktan sonra kalkıp elimi omzuna koydum ve şunları söyledim:

-“Hata yaptın çünkü sen bilgisayar değil, bizim gibi bir insansın. Bu arada da bir şeyler öğrendin ve artık aynı hatayı tekrar yapmayacaksın.”

Anlamsız anlamsız yüzüme baktıktan sonra hiçbir şey söylemeden kalkıp gitti.

Bir başka gün de 7. sınıf Sosyal Bilgiler dersinde “Ekmeğin Serüveni” diye bir konu vardı, onu işliyorduk. Ben buğdayın tarlaya ekilişinden ekmek oluncaya kadarki yolculuğunu anlatınca, kız öğrencilerden birisi parmak kaldırarak aynen şunları söyledi:

-“Öğretmenim, ben ekmeğin ağaçtan koparılıp getirildiğini zannediyordum.”

Bu kadarına da “yuh” dediniz ve güldünüz değil mi! Aslında, gülünecek değil, acınacak durumda o yavrular. Şu nedenle anlattım bu iki olayı: Çocuklarımızı doğadan koparıp teknolojinin kucağına attık ve her şeyin teknolojiyle halledilebileceğine inanmasını istiyoruz. Çevresini tanıma, arkadaşlık ilişkileri, sokakta oynanan oyunlar, gelenek-görenek hepsi de neredeyse tarihe karıştı. Doğadan ve toplumdan kopuk yetişen çocuklar da yukarıdaki örneklerin benzeri duygular geliştiriyor.

Şu soruma cevap verin lütfen: Hanginiz, çocuğunu alıp da buğday tarlasının başına götürerek tanıttı ve ekmeğin öyküsünü anlattı? Ya da çocuğunuz dalından koparıp da bir tane salatalık yedi mi? İlkbaharda, elinden tutup çiğdem sökmeye gideniniz oldu mu? Dede sakalı nedir, tanıyorlar mı?

Kimseye kızmaya hakkımız yok; çünkü onları biz böyle yetiştirdik, yani hepsi de bizim eserimiz.

DÜŞÜNEN SÖZLER:

· Çocuk kulağından değil, gözünden terbiye edilir. Duyduğunu değil, gördüğünü uygular. H. İSMAİL

· Anne ve babanın yaşamı, çocuğun örnek kitabıdır. E. GİBBAN

· Bir çocuğa yapılabilecek en büyük kötülük, her istediğini alıp, onu hayalsiz bırakmaktır. N. TARHAN

· Bir çocuğa “yalan söyleme” demeyin, “doğru söyle” deyin. Birincisinde suçlamış, ikincisinde yol göstermiş olursunuz. V. HUGO

· Çocuğunuz yalan söylüyorsa ya sizden korkuyordur ya da sizin yaptığınızı yapıyordur. A. S. NEİL

· Çocuk büyütmekle çocuk eğitmek arasındaki farkı, o çocuk insan içine çıktığında anlarsın. RUSSO

· Çocuk donmamış beton gibidir. Üzerine ne düşerse izi kalır. H. JİNOTT

· Çocuklar lüksü bilmez. Onları lükse biz alıştırırız! B. GÖKÇE

· Çocuktum. Anneme “ağaca çıkmama yardım et” dedim. “Başkasının çıkardığı yerden inemeyip düşersin” dedi. Ne kadar doğru olduğunu büyüyünce anladım. A. ŞERİATİ