Birçok kurum hep aynı şeyleri söyler durur: “Biz bir aileyiz.”, “İnsan odaklıyız.”, “Gelişimi destekleriz.”

Bu cümleler çerçevelenir, duvarlara asılır, web sitelerinde gururla paylaşılır.

Ama çalışanlar o kapıdan içeri girdiklerinde maalesef bunu hissedemez. Mesafe, temkin, ve adını koyamadıkları bir güvensizlik ortamı vardır.

Çünkü kurum kültürü, panoya asılan kelimelerden değil, günlük hayatta tekrar eden davranışlardan oluşur.

Bir çalışanın fikrini söylediğinde neyle karşılaştığı, hata yaptığında nasıl bir tepki aldığı, yöneticisine rahatça ulaşabilip ulaşamadığı..

Kültür tam olarak bu anlarda ortaya çıkar.

Bazı kurumlarda kimse itiraz etmez, kimse soru sormaz. Dışarıdan bakıldığında uyumlu ekip gibi görünür. Oysa içeride ne öğrenme vardır ne de gerçek bir katılım.

Sadece alışılmış bir suskunluk hakimdir. Bu suskunluk zamanla normalleşir.

Çalışan, fikrinin bir şeyi değiştirmeyeceğini düşünür.

Ve önce konuşmamayı, sonra fark edilmemeyi, en sonunda da uzaklaşmayı seçer.

Bugün birçok kurum performansın düştüğünden şikayet ediyor. Oysa çoğu zaman asıl düşen şey performans değil, güvendir.

Güven azaldığında çalışan önce sesini kısar. Sonra enerjisini geri çeker. En sonunda da “sadece işini yapıp gitmeye” başlar. Bu noktadan sonra kurum içinde herkes meşguldür ama kimse gerçekten bağlı değildir.

Kurum kültürü; duvarlarda, web sitelerinde ya da İnsan Kaynakları dokümanlarında değil, yöneticinin zor bir anda verdiği kararda, adil ya da adaletsiz bir uygulamada, görülmeyen bir emeğin fark edilip edilmemesinde şekillenir.

Bugün sıkça duyduğumuz bir soru var:

“Gençler neden kurumlarda kalmıyor?”

Belki de soruyu biraz değiştirmek gerekiyor: Bu kurumlarda insanlar kendileri olarak kalabiliyor mu? Hata yapma, öğrenme, fikir söyleme cesareti var mı? Yoksa herkes “yanlış anlaşılmamak” için mi susuyor? Bugünlerde İnsan Kaynakları Profesyonellerinin sıkça kullandığı bir terim var: Öğrenen Organizasyonlar. Öğrenen ve gelişen kurumlar şunu bilir.

Kültür yukarıdan aşağıya yazılmaz. Talimatla oluşmaz. Kültür, her gün yeniden yaşanır ve yaşatılır. Bazen bir selamlaşma biçimi ile bazen bir geri bildirim anında…

Bu nedenledir ki gerçek kurum kültürü insanın içinde hissettiğidir.