Çorum’un uzun süredir dile getirilen bir hedefi var: “Spor Şehri” olmak.
Bu söz, resmi ağızlardan her fırsatta yineleniyor. Yapılan tesisler, yenilenen sahalar, artan spor kulüpleri…

Kâğıt üzerinde bakıldığında güzel bir tablo var.
Peki ya ruh? İşte orada büyük bir eksiklik duruyor.

Bugün Çorum’da spor tesislerinin isimlerine baktığımızda karşımıza çıkan tablo iç açıcı değil. “Çorum Şehir Stadı” kulağa ne kadar güçlü geliyor?

Devane Sahası veya İtfaiye Sahası bu isimler, emek, mücadele, tarih veya vefa duygusu uyandırıyor mu?
Açık konuşalım: Hayır.

Bir şehrin spor kimliğini oluşturan sadece sahalar, tribünler değildir. O kimliği oluşturan, orada yetişmiş insanlar, ter dökmüş sporcular, yıllarını amatör futbola adamış hocalar, tribünde kulübünü yaşatan cefakâr taraftarlardır.

Çorum’un spor tarihinde ise saymakla bitmeyecek kadar değerli isim var. Kimisi hayata veda etti, kimisi hâlâ aramızda. Ama ortak bir gerçek var hepsi bu şehrin spor hafızasında yer edindi.
Peki, biz bu hafızayı yaşatmak için ne yapıyoruz?

Hiçbir şey!

Bugün Türkiye’nin pek çok iline baktığınızda efsane futbolcuların, spor yöneticilerinin, antrenörlerin, şehrin önünde yürümüş spor emekçilerinin isimleri tesislere verilmiş durumda.
Çorum’da neden olmasın?

Bu şehrin sahalarında, tribünlerinde, soyunma odalarında tarihe geçmiş onlarca isim var. Bu insanların hatırasını yaşatacak bir adım atmanın tam zamanı değil mi?

Mesala;

“Boncuk Yılmaz” lakaplı Yılmaz Dursun ağabeyimiz…

TÜFAD’ın kurucusu Mehmet Hacıismailoğlu ağabeyimiz…

Türkiye’de en uzun süre kulüp başkanlığı yaparak bu alanda Guinnnes Rekorlar kitabına adını yazdırmaya aday olan “Kasap Mehmet” lakaplı Mehmet Yalçın ağabeyimiz.

“Y” kuşağına futbolu öğreten ve sevdiren Selim Sümer ve Hasan Gürbüz (Tök Hasan) hocalarımız.

İskilip denince ilk akla gelen spor adamlarından Nihat Armutcu hocamız.

Bunun gibi Çorum futbolunda efsane olmuş daha birçok isim...

Yerel yöneticilere, spor camiasına ve bu şehrin karar vericilerine düşen artık basit bir tercih.
Çorum gerçekten spor şehri olmak istiyorsa, önce kendi değerlerine saygı göstermeli.
Tesislere isim vermek bir ayrıntı değil, bir duruş, bir kültür ve bir hafıza meselesidir.

Eğer bu adım atılırsa, işte o zaman Çorum’un sahaları gerçekten nefes almaya başlayacak.
Eğer atılmazsa, sadece beton yığınlarının üzerine “spor şehri” yazmakla yetiniriz.

Hoşça kalın.