Arca Çorum FK, sahasında Keçiörengücü’nü 1-0 mağlup etti.
Gol mü? Elbette penaltı.
Zaten bu ara başka türlü kazanmak pek moda değil.
Sarıyer’de penaltı, Keçiören’de penaltı…
Böyle giderse hücum varyasyonlarını çalışmaya gerek kalmayacak. “Ceza sahasına gir, düş, bekle” yeterli oluyor. Tabii düdük çalarsa…
Şaka bir yana; son iki haftadır penaltılara bel bağlayan bir takımı, yalnızca tabelaya bakarak övmek biraz saflık olur. Evet 6 puan var ama futbol adına ortada koca bir soru işareti duruyor.
Hücumda üretkenlik desen yok. Tempo desen o da yok. Oyuncular sanki maçtan önce “Ağır çekim oynayalım, nasılsa süre çok” diye anlaşmış gibiler. Sarıyer maçındaki oyunu zaten konuşmaya bile gerek yok; Keçiörengücü karşısındaki futbol ise “eh, en azından bu sefer televizyonu kapattırmadı” seviyesindeydi.
Ama adaleti teslim edelim. Karşında 8 haftadır kaybetmeyen bir Keçiörengücü vardı. Bu yüzden alınan 3 puan, kağıt üzerinde bakıldığında kıymetli. Sahadaki futbolu parlatmaya yetmese de haneye yazılan puanlar önemli.
Savunmaya gelince…
Attamah bu maçta adeta “Ben buradayım ama aslında yokum” performansı sergiledi. Neyse ki Sinan ve özellikle kaleci Sehic, “Merak etmeyin, biz buradayız” diyerek durumu toparladı. Yoksa bu yazının tonu çok daha sert olabilirdi.
Sarıyer maçından sonra da söylemiştim, yine söylüyorum.
Bu takım tempoyu artırmak zorunda.
Durağan futbol ne tribünü heyecanlandırıyor ne de güven veriyor. Adana Demirspor maçı da dahil olmak üzere, zor kazanmayı seven bir takım kimliğine bürünmüş durumdayız. Hep diken üstünde, hep “aman gol yemeyelim” havası.
Bir de Erzurumspor’a bakıyorsun…
Kadro değeri daha düşük ama sahada rüzgâr gibi.
Hem kazanıyor, hem oynuyor, hem de izleyene “futbol izledim” dedirtiyor.
Çorum FK’nın da buna ihtiyacı var.
Penaltıya değil, oyuna yaslanan galibiyetlere.
Zoraki 1-0’lara değil, rahat ve bol gollü maçlara.
Yoksa bu gidişle tribünler her maç penaltı bekler,
Takım da “olmazsa olmaz planımız var” diyerek yoluna devam eder.
Ama bu şehir, daha fazlasını hak ediyor.