Yıllar ne de çabuk geçiyor…
Tam 33 yıl olmuş onu kaybedeli…
“Sakıncalı Piyade” kitabını yazmadan, yani yedek subay olması gerekirken, er olarak vatani görevini yapan Uğur Mumcu’yu Hürriyet Ankara Bürosu’nu ziyaret ettiğinde tanıdım.
O zamanlar ve öncesi gazeteci değildi Mumcu…
Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Oktay Ekşi, ona çay ikram ederken beni de tanıştırdı. 1974 yılıydı sanırım…
Yıllar geçti…
1980 askeri darbesi oldu…
Hürriyet’te rahmetli Çetin Emeç dönemi başlamıştı…
Rahmetli Nezih Demirkent görevden alınmış, Hafta Sonu Gazetesi Genel Yayın Müdürü Emeç Hürriyet ve yan yayınların başına getirilmiş, askeri darbe ortamında büyük sorumluluk almıştı.
TBMM’de Danışma Meclisi’nde Orhan Aldıkaçtı’nın başkanlığında kurulan Anayasa Komisyonu, harıl harıl askeri anayasayı hazırlamış, meclis genel kuruluna sunmuştu.
O dönem ben Hürriyet Haber Ajansı (hha) Ankara Temsilcisiydim…
Yani yurt haberlerinin sorumlusu…
Hürriyet Başyazarı Oktay Ekşi, aynı zamanda hha Ajansı genel müdürüydü ve beni telefonla arayarak “Yarın sabah ilk uçakla İstanbul’a geliyorsun.” demiş ve de ben soluğu İstanbul’da almıştım.
Ekşi ve Emeç sanırım TBMM’de doğan bir sıkıntıyı görüşmüşler, Anayasa’nın kanunlaşmasına kadar olan dönemde TBMM’de benim görev yapmama karar vermiş olmalılar ki, rahmetli Emeç, baş başa kaldığımızda “Seninle ilgili tüm sorunluluk bana ait. TBMM’ye çık ve sansürsüz her şeyi aktar. Yazılarını, notlarını ve haberlerini en son ben okuyup yayına sokarım, tüm sorumluluk zaten bana ait. Kendini sınırlama yani” dedi…
Bu “Atış serbest” talimatıydı…
O sıralar askeri yönetim hiçbir gazetenin gözünün yaşına bakmıyordu.
Herhangi bir askeri darbe hakkında, ya da darbeciler aleyhine küçücük bir söylenti bile yazılsa gazetenin kapısına derhal kilit vuruluyordu.
En çok da Cumhuriyet-Milliyet ve Akşam gibi gazetelere gözdağı veriliyordu.
Hürriyet, bir ara Marmara Bölgesinde satılmama cezası almıştı.
Yazıişleri sorumlusu iki arkadaşımız da hemen gözaltına alınmıştı…
Cumhuriyet Gazetesi ise sık sık kapanıyordu…
“Siyah” renge “neden beyaz demedin” diye gazete kapatılır mı?
Askeri yönetim bu…
Şakası bile yapılamaz…
Ben TBMM’de göreve başladıktan hemen sonra günlük haberleri toparlıyor, ayrıca anonim köşe olan “BİR GÜNÜN HİKAYESİ” köşesine de notlar yazıyordum.
Zaten 1974 Kıbrıs çıkarmasından sonra o köşeye Ankara notlarını ağırlıkla ben aktarıyordum.
Bu kez meclis genel kurulunda gördüğüm yanlışları, Anayasa Komisyonu üyelerinin hatalarını, hatta “burun kaşımasını” bile fıkra konusu yapıyor, Anayasa Komisyonundan bir üyeye ise yürüyüşünden dolayı “Pembe panter” yakıştırması yapıp, hemen her gün onunla “gırgır” geçen notlar aktarıyordum.
Askeri yönetime değil ama onların seçtiği Danışma Meclisi üyelerine muhalefet etmekten başka çıkış yoktu tüm gazeteler için.
Demokrasiye geçişi hızlandırmak için aleyhte yayınlar yapmak- yazmak zordu ama bunu da er geç birilerinin dile getirmesi gerekiyordu.
Hürriyet gerçekten “yürekli” bir yayın politikası izliyor ve bunu sürdürmekte kararlı görünüyordu.
(devam edecek)