Şiir, yalnızca sözcükleri yan yana getirerek güzel tümceler kurmak değildir. Şiir, insanın dünyaya bakış biçimidir. Gördüğünü nasıl anlamlandırdığı, yaşadıklarını nasıl duyduğu ve bütün bunları sözcüklere nasıl dönüştürdüğüdür. Bu nedenle gerçek şair, yalnızca duygularını anlatmaktan öte, yaşadığı çağın, toplumun ve insanın sorunlarını da kendi duyarlığından geçirerek söze dönüştürebilen kişidir.

Gülcan Yenici’nin “Çocuk Gözü” adlı şiir kitabı da böyle bir duyarlılığın ürünü olarak karşımıza çıkıyor. Kitap, şiirin yalnızca bireysel duyguların alanı olmadığını, insanı, toplumu, doğayı, özgürlüğü, sevgiyi, yaşamı ve yurt sevgisini birlikte kavrayabileceğini gösteriyor. Nitekim kitap, şiir türünde yayımlanmış bir çalışma olarak okurla buluşmuş durumda.

Yenici’nin şiirlerinde dikkat çeken ilk özellik, hayata bakarken ayrıntıları görebilmesi. Bazen bir çocuk duyarlılığıyla, bazen bir yetişkinin sorgulayıcı aklıyla bakıyor dünyaya. “Çocuk Gözü” adı da biraz buradan anlam kazanıyor. Çocukça bakmak, dünyayı bilmeden görmekten öte dünyanın kirlenmişliğine alışmadan bakabilmektir.

Şairin “Burası Çanakkale” şiiri bunun güzel örneklerinden biri. Çanakkale’ye ilk kez gelen bir insanın denizi, gökyüzünü, dalgaları, dağları ve uçak sesini algılayışından yola çıkarken, aslında yalnızca bir coğrafyayı anlatmıyor. Dış dünyanın görüntülerinden iç dünyaya doğru bir yolculuk gerçekleştiriyor. “Burası Çanakkale” derken, bir yandan mekânı tanımlıyor, diğer yandan insanın kendi içindeki şaşkınlığını, hayranlığını ve duygusal değişimini duyuruyor.

Yenici’nin şiir dünyasında insan merkezde duruyor. Ancak bu insan, yalnızca kendi içine kapanmış birey değil. Seven, acı çeken, düşünen, sorgulayan, korkan, özgürlüğü arayan ve yaşadığı toplumla hesaplaşabilen bir insan. “Yine İnsan! Yine İnsan...” şiirinde sevgi, insanlık, güç, özgürlük ve yaşam gibi kavramların yan yana gelişi de bu anlayışın bir yansımasıdır.

Şairin “Dört Dörtlük Değil, Birey” şiirinde ise birey olmanın anlamı daha açık biçimde öne çıkar. Buradaki bireycilik, toplumdan kopuk bir yalnızlık değil, kendi aklıyla düşünebilen, kendi sorumluluğunu taşıyabilen insan arayışıdır. Bu yönüyle Yenici’nin şiirlerinde aydınlanma, bilinçlenme ve insanın kendisini gerçekleştirme çabası önemli bir yer tutuyor.

“Çocuk Gözü”nün bir başka güçlü tarafı da şiirin yalnızca dış dünyaya değil, şairin kendi iç dünyasına da çevrilmesidir. “Kısa Kısa” başlıklı şiirlerde bunun izlerini açıkça görmek mümkün. Yaşanmışlıkların insan üzerinde bıraktığı izler, kırılan bağlar, çözülemeyen duygular ve zaman zaman söze sığmayan iç hesaplaşmalar yalın bir anlatımla veriliyor. Şair burada büyük sözler söylemek yerine, duygunun kendisine yaklaşmayı tercih ediyor.

Bu nedenle Yenici’nin şiirlerini yalnızca duygusal şiirler olarak değerlendirmek eksik kalır. Onun şiirlerinde duygu ile düşünce, birey ile toplum, doğa ile insan ve geçmiş ile bugün arasında sürekli bir ilişki var.

Hasan Hüseyin Yalvaç’ın kitabın sunuşunda belirttiği gibi, Gülcan Yenici sanat yolculuğunda “renklerin kardeşliğini” ararken, sözcüklerin kardeşliğini de aramaktadır. Şiiri, duygu ile aklın birlikte yürüdüğü bir sanat yolculuğu olarak görmesi de Yenici’nin şiir anlayışının özünü anlatmaktadır. Bu yaklaşım, onun şiire yalnızca bir duygu boşaltma alanı olarak bakmadığını, şiiri aynı zamanda insanı aydınlatan bir sanat olarak gördüğünü ortaya koymaktadır.

Gülcan Yenici’nin yaşam çizgisi de bu şiir anlayışından bağımsız değildir. 1976’da Malkara’da doğan Yenici, Malkara Lisesi Edebiyat Bölümü mezunudur. Anadolu Üniversitesi AUZEF (Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü) bitirmiştir. Eğitim alanındaki çalışmalarının yanı sıra şiir ve edebiyatla bağını sürdüren Yenici, çeşitli kültür ve sanat etkinliklerinde de yer almıştır. “Çocuk Gözü”, onun bu birikiminin şiirdeki karşılığıdır.

Onun edebiyatındaki asıl değer ise bütün bu birikimi insana dönük bir duyarlılığa dönüştürebilmesindedir. Doğayı severken insanı unutmayan, vatan sevgisini insan sevgisinden ayırmayan, özgürlüğü bireyin temel değeri olarak gören ve şiiri hayatın dışında değil, tam ortasında kurmaya çalışan bir şair.

Belki de “Çocuk Gözü”nün en güzel yanı burada saklıdır: Dünyaya çocukça bakabilmek, ama dünyayı çocukça anlamamak. Şaşırabilmek, güzelliği fark edebilmek, acıyı duyabilmek; fakat bütün bunların içinde aklı, sorgulamayı ve insan sevgisini yitirmemek...

Gülcan Yenici, şiir yolculuğunun henüz başlarında olmasına karşın, kendi sesini arayan ve bu sesi insanın, doğanın ve toplumun ortak duyarlılığından çıkarmaya çalışan bir şair olarak dikkat çekiyor. “Çocuk Gözü”, bu arayışın ilk önemli duraklarından biri. Şairin önünde daha uzun bir yol var. Önemli olan, bu yolda sözcüklerin kardeşliğini aramaya devam etmesi.

Zira şiir, sonunda yine insana çıkar. İnsanı anlayabilen her şiir, dünyayı biraz daha yaşanabilir kılma ihtimalini içinde taşır.

Çocuk Gözü Gülcan Yenici Barış Kitapevi Ankara 2025-64 s.

Gÿlcan Yenici