Henüz seçim takvimi ortada yok.
Fakat seçim kokusu var.
Takvimde Ramazan göründüğüne bakma.
Siyasette kampanya var.
Milli Eğitimsizlik Bakanlığı okullara talimat göndermiş:
“Ramazan etkinlikleri düzenlenecek.”
Eğitim mi?
Etkinlik mi?
İlkokul çocuklarının başına fes geçiriliyor.
Koridorda ramazan davulu çaldırılıyor.
Andımız yasak, ilahi serbest.
Pedagoji askıda, ibadete teşvik serbest.
Sınıflara “Reyyan Kapısı” yazılıyor.
Henüz okuma yazmayı yeni öğrenen çocuklara cennet kapısının krokisi çiziliyor.
Bir köşede “oruç karnesi” dağıtılıyor.
Çocuk gün gün işaretliyor.
Oruç tuttu mu?
Tutmadı mı?
Ailesi tutuyor mu?
Tutmuyorsa neden?
Fişleme eskiden siyaset içindi.
Şimdi sahur için.
Kazı kazan panosu kurmuşlar.
Kazıyorsun: “Dua et.”
Bir daha kazıyorsun: “Mani oku.”
Şans oyunu değilmiş…
Şansın varsa sevap çıkıyor.
Öğretmen ders anlatmıyor, iftar düzenliyor.
Matematik dersinde hurma sayılıyor.
Toplama işlemi çok kolay:
Bir hurma, bir oy… sonuç: sandık.
Emekliye zam veremiyorlar.
Asgari ücretliye nefes aldırmıyorlar.
İşsize iş vermiyorlar.
Enflasyona çare bulamıyorlar.
Ne yapıyorlar?
Din veriyorlar.
Zam pahalı.
Din bedava.
Ekonomi konuşulursa hesap sorulur.
Din konuşulursa susulur.
Eskiden başörtüsü üzerinden mağduriyet üretirlerdi.
Şimdi yaş küçülttüler.
Üniversite yetmedi.
Liseye indiler.
Lise yetmedi.
İlkokula girdiler.
Seçim kampanyasının en küçük seçmeni:
Yedi yaş.
Birileri “Laiklik nedir?” diye soruyor.
Laiklik, sadece din ile devlet işlerinin ayrılması değildir.
Laiklik…
Bir kız çocuğunun sınıfta korkmadan “Ben oruç tutmuyorum.” diyebilmesidir.
Ailesinin inancı yüzünden dışlanmamasıdır.
Cennet kapısı çizmek yerine hayal kurabilmesidir.
Laiklik bir kavram değil,
Bir nefes alma alanıdır.
Bu topraklarda laiklik en çok kadınlara yakıştı.
Sabiha Gökçen göklerde uçtu.
Türkan Saylan kız çocuklarını okuttu.
Duygu Asena “Kadının adı var.” dedi.
Çünkü laiklik, kadının ayağa kalkmasıdır.
Kadın ayağa kalkınca…
Ruhban sınıfı oturmak zorunda kalır.
Bir yanda sınıfa maket mezar koyanlar var.
Öte yanda Avrupa’da file önünde set kuran kadınlar:
Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımı,
Eczacıbaşı Dynavit,
VakıfBank Kadın Voleybol Takımı,
Zeren Spor.
Dört takım birden Avrupa’da çeyrek finalde.
Sınıfa kefen öğretenlerle,
Filede zafer öğretenler aynı ülkede.
Birileri çocuklara cennet kapısı gösteriyor.
Kadınlar Avrupa kapısını zorluyor.
Laiklik bir kadındır.
Yobazlık kadından korkar.
Çünkü kadın özgürleşirse…
Çocuk da özgürleşir.
Çocuk özgürleşirse…
Sandık da özgürleşir.
Bu yüzden zam veremeyenler din veriyor.
Ekonomi konuşulmasın diye ilahi söyletiyor.
Enflasyon duyulmasın diye davul çaldırıyor.
Fakat bilmedikleri bir şey var:
Bu ülkenin kız çocukları artık sadece “Reyyan Kapısı”nı öğrenmiyor.
File önünde set kurmayı da öğreniyor.
Bir ülke, çocuklarına cennet vaadi dağıtarak değil,
Kadınlarına eşitlik vererek büyür.
Din veriyorlar, zam vermiyorlar.
Ama laikliği de veremiyorlar.
Çünkü laiklik…
Bu ülkenin kadınlarının omuzlarında.
Ve o omuzlar,
Gerekirse sandığı da taşır.